NENEM BENİM


Bu makale 2017-01-27 21:12:08 eklenmiş ve 623 kez görüntülenmiştir.
Süreyya Uri

NENEM BENİM

 

 

Nine sözcüğünü hiç sevmem, benim için de hiç bir anlam ifade etmez. Çünkü benim hiç ninem olmadı...

 Nenem vardı benim, babamın üvey annesi. Öz nenem olsa o kadar sevmezdim belki.

 

Ben onu tanıdığımda romatizmadan yürümekte zorlanan, bembeyaz olmuş saçları daima kına kokan, yüzünde asrın çizgilerini taşıyan, yaşlı bir kadındı o. Sanki hep öyle doğmuştu, sanki hiç çocuk olmamış, hiç genç olmamıştı, sanki sadece nene olabilirdi o.

 

Gerçek bir neneydi benim nenem.  Beni bütün çocuklara karşı koruyan, yeni sönmüş mangalın sıcak külünde, ucu kırık yumurtaları kabuğunda pişiren nenem. O’ndan sonra hiç o kadar lezzetli yumurtalar yemedim. Hatta bir gün bütün çocukları çağırıp “Gelin size bir yumurta yapacağım. Lezzetine doyamayacaksınız, bana nenem yapardı” dedim. Ama olmadı, onunkiler gibi lezzetli olmadı. Hatta hiç olmadı, kimse de yemedi zaten, sadece komik bulup güldüler. Güldüler çünkü onlar benim nenemin yaptığı yumurtaları hiç yemediler, o lezzeti hiç tatmadılar. 

Kendine güvenen, kafasına koyduğunu yapan, korkusuz Osmanlı kadındı benim nenem. Zamanın da çok güzel bir kadınıymış. Uzun boylu bembeyaz tenli, kocaman gözleri, kırbaç gibi uzun saçlarıyla çok alımlı bir kadınmış benim nenem. Ayakları bembeyaz bir pamuk gibiymiş. Bir gün ayakkabı almaya gitmiş, ayakkabıcı ayaklarına aşık olmuş, ama o, benim dedemi sevmiş...

 

Dedem de aşık olunacak erkekmiş yani. Sarışın, mavi gözlü, iri yarı  bir delikanlı, kalın ayak bilekleri, kocaman elleriyle gücün, kuvvetin sembolü.. Dedem aynı zamanda iyi bir de güreşçiymiş. Gençlik yıllarını anlattığında güreşte hiç kimseye yenilmediğinden övgüyle söz ederken, o yıllara döner, daha bir dikleşirdi omuzları..

Pırıl pırıl, sapsarı saçlarına, ne de güzel yakışırmış mavi gözleri dedemin. Gözlerinin içi hep gülerdi, şakalarıyla çevresindekileri hep güldüren, sevecen, hoşgörülü, mutlu biriydi dedem. Ama bazen hiç olmadık bir yerde, hiç olmadık bir zamanda, acı bir türkü tutturur, acı acı ağlardı sonra. O’nun acısının adı Ayşe’ydi. Ayşe’nin adı ekmek.. Savaşta kaybolan kardeşi...

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
İlhaber Gazetesi Web Sitesi
© Copyright 2013 İlkhaber Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi