Yerel Yönetimler ve STK’lar


Bu makale 2017-02-25 21:49:57 eklenmiş ve 706 kez görüntülenmiştir.
Mert Akdemir

Yerel Yönetimler ve STK’lar

 

 

 

 

Sivil toplum kuruluşları, devletin gücünün yetersiz kaldığı konularda araştırma, tesis ve hizmet sağlayarak devlet işlerindeki açığın ve gecikmenin kapanmasına yardımcı olan gönüllülük temelli yapılanan kuruluşlardır.

 

Ülkemizin sosyo-ekonomik, siyasi, kültürel ve toplumsal yapısı düşünüldüğünde devletimizin  hayvanlara yönelik olumlu eylemleri ne yazık ki yetersiz kalmaktadır. Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren bu yetersizliği gidermek ve hayvanların yaşam koşullarını yükseltmek amaçlı devletimize yardımcı olmaya çalışan gönüllülük üzerine kurulan hayvanları korumaya yönelik sivil toplum kuruluşları sahneye çıkmıştır.

 

Hayvan koruma sivil toplum kuruluşlarının temel amacı; devletin hayvan korumaya yönelik eksikliklerini gidererek hayvanları korumaktır. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasası gereğince, sivil toplum kuruluşları ile devlet ortak çözümler aramalıdır. Ancak sayısı ortalama olarak beş yüzü bulan hayvan korumaya yönelik sivil toplum kuruluşları ile devletin en üst ve keskin makamları birebir çözüm üretemeyeceğinden ve işin uzayacağından ötürü yasamız bu konuda yerel yönetimleri yani belediyeleri devreye sokmaktadır. Yasa gereğince belediyeler ve sivil toplum kuruluşları ortak çalışmalar yürütmelidir.

 

Peki bu denli açık yazılmasına ve şeffaf olmasına karşın belediyelerin açık açık hayvanları öldürmesi, zehirlemesi, dağ başlarına atması ve kendi barınaklarındaki hayvanları açlığa bırakması insanların kafasında soru işareti uyandırmıyor mu? Sizce de beş yüze yakın hayvan koruma derneğinin olduğu yurdumuzda bu denli acınası olayların yaşanması kanıksanacak bir durum mu yoksa olaya  bizler mi çok sert bakıyoruz?

 

Belki de aklınıza ‘’ Sayıları çok olabilir ancak güçleri yoktur.’’ Düşüncesi gelebilir. Bu kısmen doğrudur ancak ülkemizde öyle hayvan koruma stk’ları var ki hem güçlü hem de paralı. Peki bunlar ne yapıyor? Daha doğrusu bir şey yapmaya çalışıyorlar  mıdır sizce?

 

Örneğin Türkiye’nin X ilinde Y büyükşehir, il ya da ilçe belediyesinde belediyece hayvanlara yönelik kötü tutumlar uygulanmaktadır. Bundan bilgisi olan gönüllüler ve gerçek amacı hayvanlar olan stk’lar olayı gündeme taşıyıp belediyeye yönelik baskıya geçer. Bunu gören sözüm ona kendilerini en güçlü ve en başarılı sayan stk’lar olaya hemen el atar. Binlerce kişilik sosyal medya sayfa ve hesaplarında ‘’ Olaya biz el attık. Biz varsak sorun çözülür.Siz merak etmeyin. ‘’  algısı oluştururlar. Yüzlerce beğeni, paylaşım ve yorum alıp egolarını doyururlar.

 

İşte yine aynı dernekler ve onların üst oluşumları (federasyon, konfederasyon, kooperatif, oda vb.) belediye yetkililerine ulaşıp baskı kurarlar. ‘’ Buraya bakımevi açacaksınız. Gönüllülere mama dağıtacaksınız. Mamalar kaliteli olsun. Siz bu işten anlamazsınız. Bizim dediğimiz yerden alın mamaları, barınak ihalesine bizim adamlarımız girecek yoksa belediyenizi rezil ederiz Ceza yazdırırız. ‘’ Tabi ki yapmış oldukları yanlışlar karşısında medyatik yönü güçlü olan dernekleri, federasyonları, konfederasyonları ya da odaları gören bu belediyeler daha fazla rezil olmamak ve ceza yememek için bu koşullara önce hayır deseler de ilerleyen süreçlerde bu derneklerin de onlara kolaylık sağlaması ile beyaz bayrağı çekip evet demek zorunda kalırlar. Peki bu kolaylıklar nelerdir? Hiç düşündünüz mü? Egolarını tatmin etmek amaçlı insanların beğenisini almak için ‘’ Kaliteli mama aldıracağız. Barınaklar çok güzel olacak.’’ diye yazılıp çizilen sözlerden cayarlar çünkü belediyelerin kurtarıcı olarak  kendilerini seçmeleri isterler. Ne de olsa ortada dönen ihale kendi adamlarının olacak. Kar paylarını biraz düşürüp büyük gelir elde derler.

 

Aradan birkaç ay geçince barınaklar kurulur. Mamalar dağıtılır. Bu dernekler de boy boy yazarlar ‘’ Y Belediyesi bunları bunları yaptı. Kutluyoruz.’’. Ardından makyajlar yapılır, takım elbiseler çekilir ve o belediyeye tebrik ziyareti yaparlar. Belediye başkanının odasını plaket ve tebrik belgesi ile doldururlar. Birkaç göstermelik fotoğraf çekilip yayın yaparlar. Peki tüm bunlar yapılıyor diye sorunlar çözülür mü?  Ya da bu bir çözüm olsaydı bu stk’ların kendi illerinde olan rezaletler devam eder miydi?

 

Bu şakşakçılığın, yalakalığın ve yüzsüzlüğün ardından birkaç hafta geçmeden orada yaşayan  gerçek hayvan severler, alkışlarla plaketlerle açılan barınağın içler acısı halini görünce yıkılır. Bu barınaklarda hayvanların uyutulduğu, görevlilerce şiddet uygulandığı, dışkı ve idrar içinde yattığı, aç ve susuz kaldığı, yazın sıcaktan kavrulduğu kışın ise donarak öldüğü bilgileri ortaya dökülür. Yalakalıkta sınır tanımayıp da  belediye başkanının odasını plaket ve tebrik belgesi ile donatan sözüm ona yüzsüz stk’ların ilk işi sizce ne olur ya da ne yapmaları gerekir? Bu işin içinde olan insanlar zaten bilir ancak bu ortamla yakın ilişkisi olmayan, bu kişilerin yanlışlarını görüp onları uyarınca bu kişiler tarafından iftiraya, hakarete ve saygısızlığa uğramayanlar doğal olarak bilemez. Zaten onları da yadırgayamıyoruz. Atalarımızın da dediği gibi ‘’Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.’’ Her şey budur işte. Neyse, işte bu stk’ların ilk yapması gereken ‘’Biz daha önce bunlara plaketler verdik. Övdük.Saydık.Tanıtımlarını yaptık. Hayvanlara kötü davranmalarındaki temel etken biziz. Buna biz yol açtık.’’  deyip hayvanlardan ve KANDIRDIKLARI masum insanlardan özür dilemeleri gerekir. Ardından da yedikleri haltı temizlerler. Ne yazık ki bu AYMAZLAR, YÜZSÜZLER bunu yapmadan önce ilk olarak bu bilgiyi yayan gönüllüleri arayıp tehdit ederler. Ne de olsa arının kovanına çomak sokulmaz. Eğer ki bu gönüllülerin arkasında birileri durmuyorsa zavallılar kanıtları sunamaz ve üzülerek de olsa susmak zorunda kalırlar. Ancak karşılarında BİLİNÇLİ, HAKKINI SAVUNAN, GÜÇLÜ BİRİLERİ varsa bunu deneyip tutturamadıkları için TEK SUÇLUYU BELEDİYEYMİŞ gibi gösterip yüzsüzce işin içinden çıkarlar.

 

Biri dönüp ‘’Ya iyi de siz değil miydiniz bunlara yalakalık yapıp ödüller veren? Yanlışınızı anlamış olabilirsiniz. Ancak en azından bizleri salak yerine koymayın. Yanlışınızı kabullensenize.’’ derse de o kişinin başına bela olurlar. Peki ya bu denli yüzsüz olmak için karşılığında ne almak gerekir? Sizce de bu işin içinde düşleyemeyeceğimiz rantlar, çıkarlar olabilir mi? Bir insanının onurunu, namusunu, vicdanını  paradan başka ne yok edebilir ki?

 

İşte bu sözüm ona stk’ların bir de diş geçiremediği daha doğrusu işini düzgün ve kaliteli yaptığı için bunları SALLAMAYAN, GÜLEREK GEÇEN, GÜÇLÜ ve ONURLU BELEDİYELER de vardır. Bunların gücü de sandığınız gibi silahlı güçler değildir. Bu gücün kaynağı işini düzgün yapmalarıdır. Bunlara Adana’dan  iki tane örnek verecek olursak ÇUKUROVA ve YÜREĞİR ilçe belediyeleri tam anlamıyla hayvanlara yönelik oldukça iyi ve başarılıdır. Şimdi Adana’mızın hatta ülkemizin  gerek hayvan haklarında gerekse de şehircilik anlayışında önde gelen bu iki belediyemize kısaca değinmekte yarar var diye düşünüyorum.

 

Yüreğir Belediyesi, Adana’nın en eski ve merkez ilçe belediyesidir. Yönetimi oldukça başarılı ve kaliteli insanlardan oluşmaktadır. Ancak biz ağırlıklı olarak hayvanlara yönelik tutumlarını ele alacağız. Başta Sn. başkanımız Mahmut ÇELİKCAN ve Çevre Koruma Kontrol Müdürü Sn. Atilla ERDOĞAN olmak üzere Yüreğir ilçesinde yaşayan sahipsiz sokak hayvanlarını severler ve onları korurlar. Adana’da hatta Türkiye’de birçok belediyenin yapmadığını yapar Yüreğir Belediyesi. Sokak hayvanlarını besleyen gönüllülere besin değeri yüksek ve kaliteli kedi-köpek maması alıp dağıtır. Sayelerinde binlerce can açlıktan kurtulur.

 

 Elbette hiç aç olmayan hayvan yok diyemeyiz ancak belediyelerin hepsiyle teker teker ilgilinebilecek ne süresi ne de yetileri vardır. İşte burada   devreye o bölgede yaşayan hayvanseverler girmelidir. Ülkemizin her yerinde belediyelerce toplu kıyımlar,zehirlemeler olurken Yüreğir Belediyesi’nin sokak hayvanlarını kısırlaştırma-besleme amaçlı rehabilitasyon araçları ve ekipleri bile vardı. Ne yazık ki rant kapısından dönmeyen bir takım kendini bilmez para düşkünlerinin kirli oyunları yüzünden belediyemizin bu güzel hizmeti durduruldu. Ancak Yüreğir Belediyesi yine de savaşını bırakmayıp gönüllülere destek çıkıyor. Her şeyden önce hayvanlara yönelik yaşadığınız bir sorunda kapısını çalıp çayını içebileceğiniz, arayabileceğiniz  Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Sn. Atilla ERDOĞAN Bey var. Ne yazık ki yukarıda satırlarıma yazdığım çıkar peşinde olan dernekler iyi yürekli müdürümüze bile sataşmayı es geçmedi. Tek amaçları çıkar ve ego olan bu derneklerin kirli iftiralarına maruz kalan müdürümüz saygınlığından ve hayvan sevgisinden ödün vermeyip bu kişilerin karşısında dimdik durarak onlara boyun eğmediğini göstermiştir. Başkanımız Mahmut ÇELİKCAN ve müdürümüz Atilla ERDOĞAN başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür eder, hayvanlara yönelik daha güzel ve başarılı işlere imza atmalarını dileriz.

 

Çukurova Belediyesi, Adana’nın en genç, Türkiye’nin ise en başarılı ve yaşanılır ilçe belediyelerindendir. Hayvanlara yönelik yaptığı birçok güzel etkinlik ve yardım bulunmaktadır. Bu güzelliklerin arkasında ise başkanımız Sn. Soner ÇETİN, başkan yardımcımız Sn. Mustafa SELEK ve Veteriner İşleri Müdürümüz Sn. Nazım KATI’nın imzaları bulunmaktadır. Çukurova Belediyesi ilçe belediyesi olmasına karşın Türkiye’de hem bakımevi olan hem de belediye sınırlarındaki sahipsiz, muhtaç sokak hayvanlarını ekibiyle besleyen İLK ve TEK ilçe belediyesidir. Sokak hayvanları rehabilitasyon merkezinde iki yüze yakın güçten düşmüş, yavru, terk edilmiş köpek bulunmaktadır. Bunun yanı sıra bölgelerinde  yaşayan binlerce sokak hayvanını hem kendi ekipleriyle hem de gönüllülere verdiği destekle beslemektedir. Başkanımızı her an hayvan severlerin içinde onların daha doğrusu hayvanların sorunlarını dinlerken görürseniz sakın şaşırmayın. Çukurova Belediyesi’nde yaşayan ve sokak hayvanlarını besleyen bir gönüllümüzün kulübe yardımını duyan ve ona kulübe verecek kadar alçakgönüllü ve duyarlıdır.

 

İşte yine çıkar peşinde koşan aymaz dernekler Çukurova’ya da hain planlar kurduysa da başarılı olamadılar. Başta başkanımız ve veteriner işleri müdürümüz olmak üzere haklarında orada burada yazıp çizdiler. Hatta hayvan düşmanı bile ilan ettiler. Tüm bu olanlara karşın dimdik durup duruşundan ödün vermeyen başta başkanımız Soner ÇETİN, başkan yardımcımız Mustafa SELEK ve müdürümüz Nazım KATI olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür eder, hayvanlara yönelik daha güzel ve başarılı işlere imza atmalarını dileriz.

 

 

 

İŞTE SİZLERE SORUYORUM SEVGİLİ OKURLAR. YANITINI SİZLER VERİNİZ.

 

SÖZKONUSU RANT, ÇIKAR, EGO, TANITIM OLUNCA HAYVAN DÜŞMANI BELEDİYELERE YALAKALIKTA, ŞAKŞAKÇILIKTA, YÜZSZÜLÜKTE SINIR TANIMAYAN, BU BELEDİYELERİN ODALARINI TEBRİK PLAKETLERİYLE DOLDURAN HAYVAN KORUMA (!) DERNEKLERİ, BUNLARIN ÜST ve ALT YAPILANMALARI İŞİNİ HAKKIYLA YAPAN BELEDİYELERE NİÇİN SALDIRIR?

 

CANKODER ( Sokak Canlılarını Koruma Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Mert AKDEMİR

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
İlhaber Gazetesi Web Sitesi
© Copyright 2013 İlkhaber Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi