ÖZGÜR İNSAN FESTİVALİ


Bu makale 2017-06-27 18:38:12 eklenmiş ve 278 kez görüntülenmiştir.
Mehmet Demirel Babacanoğlu

ÖZGÜR İNSAN FESTİVALİ

 

Osmaniye-Çardak Köyü Özgür İnsan Festivali’ndeyiz. Çardak, Osmaniye’ye 10, Adana’ya 90 km. Amanos Dağlarının kuzey eteğinde yer alıyor. Çam, meşe, murt, kekik (…) dolu çevresi. Evler ağaçlar bahçeler içinde, asma, incir, şeftali, kayısı, zeytin (…)’le kardeş yaşıyor…

 

Bu güzel köyde, İbrahim Çenet eşi ve çocuklarıyla yaşıyor. Baştan ayağa beyin olmuşlar. Konuşunca şaşırtıyor dinleyeneri.  Açmışlar kollarını ülkeyi, dünyayı kucaklıyorlar… Barış diyorlar, insanlık diyorlar…

 

2004’te  İbrahim Çenet Başkanlığında “Anadolu Halk Bilimleri Kültür Derneği”ni kurmuşlar. Hizmet vermek için çırpınıyorlar. Her yıl “Özgür İnsan Festivali” yapıyorlar. 2013 yılında katılmıştım… Onuncusu 16-17-18 Haziran 2017 günleri gerçekleştirilecekti. Çıktım yola, öğle saatlerinde terminalden aldılar beni.

 

Ülkeden, yurtdışından insanlık felsefesini benimsemiş olanlar gelmişlerdi. Sanki önceden birbirlerini tanıyorlarmış gibi kaynaşıverdiler. Hizmetin bir yerinden tutup başladılar işe. Festivalin sağlıklı geçmesini sağladılar.

 

Festivalin sunucuğunu tiyatro oyuncusu Gürsel Fırat yapıyor. Sanıyorum sanatla ilgilenenler tanıyacaklar onu. “Derviş”i oynuyor.  Derviş yalnızca geçmişlerin adamı değil bugünün de adamı oluyor! Her oyunda başka bir anlayışla çıkıyor karşımıza. Kişisel, toplumsal edepsizlikleri yansıtıyor. Ne olmamız gerektiğini anımsatıyor. Barışı, insanlığı öne çıkarıyor…

 

Festival alanı, İbrahim Çenet’in, Amanosların kuzey yamacında kurulmuş pembe çiftlik tipi üç katlı evin bahçesi. Dut, asma, zerdali, incir, zeytin, kekik (…)’le kaplı  alan, açık hava tiyatrosu düzeninde,  üstü çadır beziyle kaplı, altı sandalye döşeli görkemli bir yer. 

 

İnsanlar sandalyelere yerleştiler. Gürsel Fırat açış konuşmasına, Nazım’ın “Sen yanmasan, ben yanmasam, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa…” şiirini okuyarak başladı, festivalin geçmişini önemini özetledi.

 

İbrahim Çenet, “Özgür İnsan” ödülünün daha önce Yaşar Kemal, Oktay Sinanoğlu, Prof. Dr. Halet Çambel, İlhan Selçuk, Arif Keskiner, Prof. Dr. Afşar Timuçin, (…)’ne verildiğini söyledi. Bu yıl da ulusal, uluslararası “Özgür İnsan” ödülü, kültür sanat edebiyat dalında ülkemizin ünlü şairlerinden  Ataol Behramoğlu’na, bilim dalında Çukurova, Mersin Üniversiteleri kurucusu Prof. Dr. Mithat Özsan’a, vatan savunması yapan Ortadoğu haklarına verileceğini belirtti…

 

Çağrılıların tanışmasına geldi sıra; ayağa kalkarak adlarını söylediler. Böylece tanışmış oldular.  Yazabildiklerimin adlarını sıralıyorum:

 

Hatice Kara, Müslüme Armutoğlu, Süreya Filiz, M. Demirel Babacanoğlu, Müslüme Aygın, Dursun Özden, Bayram Yılmaz, Hasan Özgen, Mustafa Söylemez Seyfi Metin, M. Kemal Dumlu, Prof. Dr. Ahmet Ünal, Kamer Ulaş, Musa Tolu, Ali Ozanemre, Ayşe Ozanemre, Musa Kaplan, Vatandaş Ahmet, Huri Keskiner, Serap Kaypak, Abdulkadir Paksoy, Bekir Dağsever, Dursun Yeşiloğlu, Halis Açacak, Türkan Özçelik, Fatma Topal, Gülistan Çelik, Mustafa Düzen, Uğur Pişmanlık, Hatice Altınay, Duran Aydın, Mehmet Taşar, Aşık Yahya Gül, Doç. Dr. Faris Demir, Prof. Dr. Beyza Üstün (…).

 

“Yazılı kaynaklar, arkeolojik araştırmalar, tarih açısından Osmaniye ve çevresi.” konusunda yapılan açıkoturumda Prof. Dr. Ahmet Ünal, Yrd. Doç. Dr. Faris Demir, İbrahim Çenet konuştular. Konuyla ilgili geniş bilgiler verdiler. Osmaniye ve çevresinin coğrafyasal tarihsel, sosyal yapısını, yapılan kazıların, çalışmaların önemini anlattılar. Amanos’tan Amon’a, Aman’dan Kıbele’ye, Kıbele’den Kübaba’ya kadar geldiler.

 

Mersin-Kızılkaya Köyünden gelen Yeni Dünya Topluluğu ritmik değişik figürler sergileyerek mengi oyunu oynadılar. Bekir Dağsever Çukurova’da halkbilimi üzerine bilgiler verdi. Prof Dr. Beyza Üstün egemenlerin doğaya, suya saldırısını anlattı… Coğrafyamıza, tarihimize sahip çıkmamızı söyledi.

 

İlkbal Kaynar, Dursun Yeşiloğlu, Yahya Gürz, DSM Özgür, Cemal Algan, Mahmut Eynallı sazla sözle şarkılar, türküler söyleyerek müzik dinletisi verdiler. Seyfi Metin şiirlerini okudu. Fatma Çenet Hanım yanık sesiyle Ulaş Bardakçı’nın ağıtını seslendirdi…

 

Sıra yarışmaların sonucuna gelmişti.

 

“Özgür İnsan Ördülü” dalından başlandı.

Ödülünü alacaklardan yalnızca ünlü  Şair Yazar Ataol Behramoğlu gelmişti. Onu sevgiyle saygıyla karşıladık. Ön sırada yerini aldı. Yanına oturup hal-hatır soruştuk, memleketin gidişatını konuştuk, fotoğraf çektirdik.

Çukurova, Mersin Üniversiteleri kurucusu (…) Prof. Dr. Mithat Özsan ve vatan savunması yapan Ortadoğu Halklarını temsilen kimse gelmemişti. Onların ödülleri adreslerine gönderilmek üzere emanete alındı.

 

Tiyatro oyuncusu Gürsel Fırat, Ataol Behramoğlu’nun

“Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var-Yaşadın mı yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi/ sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten, sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği/ insan saatlerce bakabilir gökyüzüne, denize saatlerce bakabilir bir kuşa bir çocuğa/ Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır, kopmaz kökler salmaktır oraya/ kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını, kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin/…” diye süren şiirini okudu.  

 

Behramoğlu’nu dinliyorum gibi geldi bana. Onu, Mart 1992’de  “Biz Halkız Yeniden doğarız Ölümlerde” oyunuyla tanımıştım. Yeni Adana’da yazmıştım. O günden beri izliyorum. Beş altı yıldır, “Derviş” adlı oyunu oynuyor tek başına. Derviş, her oyunda değişik yapılarla, anlatımlarla oynanıyor. Gereğinde, izleyicilerin oyuna katılması sağlanıyor. Türk Halk orta oyunlarından, Hacıvat-Karagöz’den, Brekt’ten, Nejat Uygur’dan izler bulabiliyorsunuz.  Behramoğlu’nun şiirini de tiyatrosal biçimde okudu. Gürsel, halk içinde, halk gibi olmak, onların eksilerini artılarını yansıtmak istiyor.

 

Behramoğlu’na “Özgür İnsan Ödülü” sunuldu. Teşekkür etti, kendi şiirlerinden seslendirdi.

 

Kısa film dalında;

Lal filmiyle 1.’liği Cemre Yılmaz/ İnsan filmiyle 2.’liği Hasan İnce/ Özgürük filmiyle 3.’lüğü Mustafa Yılmaz aldılar. Menafonya fimiyle Melodi Tözüm, Eylülün gidişi filmiyle Fuat Erbay, Durak filmiyle Ozan Seza başarı ödülüne; Sedirin gölgesinde filmiyle Müge Günay seçici kurul özel ödülüne layık görüldüler.

 

Belgese film dalında;

Hayal güzeldir filmiyle Özer Kesemen 1. / Kırmızı filmiyle Abdurahman Demir 2. / Karanlıkta ışıklar fimiyle Erhan Tahhuşoğlu 3. oldular. Aktör filmiyle Çağatay Çeliktaş, Sıraç filmiyle Gülşah Saru, Göğeren filmiyle Uğur Ersöz-Mercan Çakır başarı; Delara filmiyle İbrahim Boysal seçici kurul özel ödülüne layık görüldüler.

 

Bin çiçekli bahçe Yaşar kemal anısına yapılan öykü,şiir dalında:

 

Öykü dalında;

Zilli dede öyküsüyle Süleyman Erol 1. / Apili Osman öyküsüyle Adil Kurt 2. oldular. 3.’lüğü Defne adın kentte yaşar öyküsüyle Hatice Altunay, Ödeşme öyküsüyle Ali Varol paylaştılar. Başarı ödüllerini, Bu Tanrı dedemden kaldı bana öyküsüyle Yıldız İlhan, Eski dostlar öyküsüyle Hikmet Kurter, Bir avuç mutluluk öyküsüyle Sevin Sezgin; Kırmızı elbise öyküsüyle seçici kurul özel ödülünü İkbal Kaynar aldılar.

 

Hak Bilim araştırma dalında;

Şarkışlalı Aşık Serdari öyküsüyle Mustafa Topaloğlu 1. / Gül öyküsüyle Özlem Ertuğrul- Aşık Biçare öyküsüyle Ali Cem Akbulut  2. / Kolay kazanılmadı bu vatan öyküsüyle Ahmet Demir-Güllü gelinin ağıtı  öyküsüyle Mahmut Eynalı 3. oldular. Başarı ödüllerini  Kötülük Masalı öyküsüyle M. Demirel Babacanoğlu,  Kanlı Geçit dedikleri öyküsüyle İsmet Develioğlu, Körün oğlunun ağıtı öyküsüyle Seyfi Metin kazandılar.

 

Şiir dalında;

1.’liğe değer şiir bulanamamıştır. Pendik’te  bir ahraz şiiriyle Necati Eker 2. / Cumartesi korları şiiriyle Esin Üçüncüoğlu- Elefteria şiiriyle Meral Şimşek 3. oldular. Gönül İşi şiiriyle Mehmet sarı-Sitemkar Çınar şiiriyle İbrahim Şaşma-Fidel Kastro şiiriyle Mustafa Söylemez  aldılar.  Mehtap Kılıç, Dr. Arslan Özbay, Türkan Özçelik, Dursun Yeşiloğlu seçici kurul özel  ödülü kazandılar.

 

TAYAD-Adalet karikatürü, Hasan Seçkin emek karikatürü,  Mehmet Arslan dünya hali karikatürü, Osmaniye  bölgesi mitolojik değerler yağlı boya resim, kostüm ve otantik giysiler sergisi gezildi. Sergiler konusunda İbrahim Çenet bilgiler verdi…

 

Akşam ödül alan filmler izlendi.

 

Ertesi gün pazardı. Yaşar Kemal’in köyü Hemite’ye gidildi. Ceyhan’ın kıyısında yer alan Yaşar kemal Parkı, Müzesi, evi görüldü. Sonra da Seyfi Metin’in evine gidildi. Ayran ikram edildi.  Bir şiirini okudu: “…/Bendedir güzelim vallahi suçlar/ Ağlayıp gözünden akıtma yaşlar/ Önümüzde kış var soğuklar başlar/ Üşüyorum kara gözlüm gel gayrı/…”

 

Buradan Aslantaş Açıkhava Müzesi’ne gidildi. Hititlerin Çukurova merkezini oluşturan Aslantaş kalıntılarını, Halet Çambel’in  çalışmalarını izledik.

 

Aslantaş, ormanlık bir tepede yer alıyor, Aslantaş Barajına bakıyor. Sonra yöresel kilimler atölyesine gittik. Halılar, kilimler yöreden elde edilen kök boyalar, yünlü ipliklerle, el tezgahlarında dokunuyor. Dünya ülkelerine ihraç ediliyor.

 

Dönüşte Kastabala ören yerine uğradık. Kastabala yaklaşık MÖ 175’te 1500 dönümlük alana kurulmuş. Kazı yapılıyor. Sütunları, kaleyi ilgiyle izledik.

 

Ve sonra çağrılılar memleketlerine döndüler.

 

Haziran 2017, Adana

 

 

 

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
İlhaber Gazetesi Web Sitesi
© Copyright 2013 İlkhaber Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi