15 TEMMUZ’UN SÖYLETTİKLERİ!


Bu makale 2017-07-14 18:13:03 eklenmiş ve 429 kez görüntülenmiştir.
Muhammed Tunç

 

15 TEMMUZ’UN SÖYLETTİKLERİ!


 

Gün 15 Temmuz 2017. Ruhumuzu aziz milletin bekası için -hiç düşünmeden-  feda ettiğimiz günün yıl dönümü. Bugün, 249 şehidin adını tarih sayfasına altın harflerle yazdırdığı mukaddes gün. Bugün, mürekkebi milletin aziz kanıyla yazılmış şanlı destanımızın gün dönümü. Ve bugün, ederi 1 dolar olan şeref yoksunu hainlerden kurtulduğumuz o altın gün…

 

“Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? ‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın!”

 

Bu aziz millet; bedeninde taşıdığı her hücresiyle, vatan, millet, bayrak ve din kavramlarıyla hemhal. Tarih bunların örnekleriyle dolu. İki saat içerisinde işgal edileceği planlanan Çanakkale Savaşına bakın. O savaşta verilen yüz binlerce şehidimizi hatırlayalım. Üzerinden neredeyse bir asır geçmiş olmasına rağmen, Çanakkale Destanı halen konuşulmaya ve örnek alınmaya devam ediyor.

 

Annelerin ninnilerinde dahi, ceddimizin şanlı kahramanlık öyküleri vardır. Çocuk yaşına geldiğimizde ise bize anlatılanlar hep kahramanlık hikâyeleri olmuştur. Türk milleti, bu kahramanlık hikâyelerini dinleyerek büyüdü. Kimi zaman Hayber Kalesi ile Hz. Ali efendimizi, kimi zaman ise Çanakkale Destanı ile Seyit Onbaşıyı… Ve buna benzer onlarca kahramanlık hikâyesi… Bu destanların her birini defalarca dinleyip, ezberledik. Hatta ezberle kalmayıp, ruhumuza nakşettik.

 

Bütün bunlar, bizi biz yapan kendi öz değerlerimiz oldu. Hepsi geçmişte yaşanmış, gerçek hikâyelerdi. Onlarca destan ve kahramanlık hikâyelerine bir yenisi eklendi. Bu destan, 15 TEMMUZ destanıdır. Artık annelerimiz ninnilerinde Ömer Halisdemir’in adı gibi bir er olduğuna şahitlik edecek. Abdullah Tayyip’in de pak ruhuna Fatihalar yollayacak…

 

Türk Milleti var olduğu müddetçe, destan yazmaya devam edecektir. Bu, böyle biline…

 “Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi. Senin uğrunda ölen ordu, budur ya Rabbi. Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın, Galip et çünkü bu son ordusudur İslam’ın!

Ne de güzel özetlemiş, Yahya Kemal Beyatlı. Ezanın susmaması için her daim ölmeyi şeref sayan, bu uğurda gazi ve şehit olan İslam’ın son ordusu… Bu dizeleri her okuyuşumuzda tüylerimiz diken diken olurdu. İçimiz kıpırdar ne yapacağımızı bilemezdik.

Zaten içten içe dinleyip imrenirdik. Ve ah çekerdik yıllarca. Keşke o cenk meydanında biz de olabilseydik. Dinlemek yerine yaşasaydık o muazzam anları… Ruhumuzu, Rabbimizin rızası için feda edebilseydik. Var mıdır bundan başka şeref sahibi…

Olmadık, olamadık diye yakınıp dururduk. Her daim efsane ve kahraman olarak durdular zihinlerimizde. Küçüklüğümüzün efsaneleri büyüdüğümüzde kahraman olarak durdu bir köşede. Örnek aldığımız, onlar gibi olabilmek için can attığımız aziz ve şanlı neferlerdi…

 “Bana dua edin, size icabet edeyim. (Mü’min, 40/60)”

Kalbimizi ferahlatan, Rabbimizin ayetleri oldu. Bana dua edin, size icabet edeyim diyen bir Rabbimiz var. Bu ayet-i kerimeden güç alarak her daim dua ettik. Rabbimize yalvardık, yakardık. Devletimiz, milletimiz, bayrağımız ve dinimiz için yakarışlarda bulunduk. Hamdolsun ki, bize bizden daha yakın bir Rabbimiz var.

Yıllar yılları kovalayıp durdu. Ettiğimiz dualara icabet eden Rabbimiz, bize bir daha nefes aldırttı. Bizleri, şehitlerimizin şanlı hatıralarına, kahramanlarımızın şahadetine şahit olma şerefine erdirdi. Öyle bir şahadet ki, asırlar sonrasında dahi ayakta alkışlanacak bir duruş örneği oldu.

Çok farklıydı bu seferki şahadetimiz ve şahitliğimiz…

Önceki kahramanlarımızın mücadele ettiği düşmanlarımız; farklı dilden, ırktan ve dindendi. Kimi zaman İngiliz’di kimi zamansa Fransız veya Rus. Bazen de Yunan… Ama her zaman bizden farklılardı. Bize benzeyen, bizden olan pek kimseler yoktu. Ondan dolayıdır ki, rahatlardı. Hem de çok rahat. Düşman da belliydi hedef de…

Ama bu sefer karşımızda İngiliz, Fransız, Alman, Rus veya Yunanlı yoktu. Direkt bize benzeyen ve bizden gözüken alçaklar vardı. Değerini giydiği üniformadan alan, sonrasında ise kendini 1 dolara satan vatan hainleri…

Bir başka farklılık ise şuydu, “er meydanı” yoktu. Tarih sayfalarında müşahede ettiğimiz cenk meydanları dahi yoktu. Gerçi ne vardı ki… Düşmanın “ar, namus, şeref ve haysiyet” gibi kavramlardan uzak olduğunu biliyorduk. Bu kavramların çoğunu hiçbir düşmanda beklemek yakışık almazdı elbet. Ama bunların bizden gözükmesi büyük bir plan ve projenin ürünüydü.

Düşünün ki, alın terimizle aldığımız uçaklarımızı, tank ve tüfeklerimizi bunlara emanet etmiştik. Düşmana karşı kullanmalarını istediğimiz bu silahların namlularını bize yöneltmişlerdi. Meclisimizi ve külliyeyi bombalamış, acımasızca halkımızın üzerine mermileri yağdırıyorlardı. Bunların hiçbiri bizi korkutmadı. Korkutmak bir kenara biz zaten ölmeyi şeref sayan bir millettik. Bu uğurda ölmek, canımızı teslim etmek ninnilerimizden kalan bir özlemdi.

Onun için diyoruz ya, 15 Temmuzun yeri ayrıdır, apayrıdır. O gece şehit olanların yeri ayrıdır. O gece gazi mertebesine ulaşmış binlerce gazimizin yeri ayrıdır…

Hem nasıl ayrı olmasın ki, bizi bire bir taklit etmeye çalışan canilerle karşı karşıyaydık. Kültürümüzü, dilimizi, düşüncelerimizi ve hatta dinimizi dahi taklit etmişlerdi. Bütün bunların hepsi kırk yıldan fazladır düşünülen ve uygulanan bir projenin ürünüydü.

Kendi kardeşini katletmeyi hangi ulvi amaç için yaptıklarına halen anlam veremiyorum. Bu nasıl bir satılmışlık ki, 250 vatandaşımızı şehit, binlerce vatandaşımızı da gazi ettiler. Hepsi de bir kişinin sürekli ağlayıp, yüzlerce dönümlük arsa üzerinde kurulan şatosunda krallar gibi yaşayan bir hocanın (!) verdiği emir üzerine yaşandı.

Allah’ım… Bu nasıl bir acıdır, ya rabbi!

Bu sefer karşımızda farklı milletten insanlar yok demiştik ya. Onu düzeltmek gerekir belki de. Sadece kılık değiştiren milletler vardı bu sefer. Bize benzeyen bizim gibi olmaya çalışmış, aşağılık bir güruh… Kime hizmet ettiklerini üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliyoruz elbette. Ama tarih, ileri ki zamanlarda bunu net bir şekilde ortaya çıkaracaktır. Buna sabrediyoruz…

Her şeyi planlamış olabilirlerdi ama bir şeyi unutmuşlardı. O da Allah’ın yardımı milletimizin şanlı destanı… Bu millet küllerinden doğmayı kendine adet edinmiş, dirilişi gelenek haline getirmiş necip bir millettir. Allah bu milletin yar ve yardımcısı olsun…

Bundan sonra yükümüz ve sorumluluğumuz daha da arttı. Artık üzerimizde biz darbe yemeyelim diye kendini feda eden 250 şehidin aziz hatırası var. Binlerce gazimizin sorumluluğu var. Öylesi bir sorumluluk ki, her daim hatıralarda kalacak asırlar geçmesine rağmen unutulmayacak bir sorumluluk.

Ve biz onların fedakârlığına layık olamazsak, hakkını veremezsek ve Allah korusun kutsallarını çiğnetirsek hesabı bizden çok ama çok ağır sorulur. Ama inanıyorum ki, ne biz onları unutacağız ne de bizden sonrakiler…

Biz unutsak bile, tarih kitapları unutmayacak. Şayet unutursak kanımız kurusun, aldığımız nefes haram olsun. Bu yıl birincisini yaptığımız etkinliklerle bu şahitliği duru tutacağımızın mesajını verdik. Bu sene meydanlara inerek bunu zihnimizde ve gönüllerimizde perçinleştireceğiz.

“Milletimizi meydanlara ve havaalanlarına davet ediyorum.”

15 Temmuz gecesini bahsederken cumhurbaşkanımıza özel ve geniş bir alan ayırmakta fayda var. Zira o geceyi büyük bir kahramanlıkla yöneten kendileri oldu. Türkiye’de maalesef defalarca darbe oldu. Ama böylesi bir dik duruşu ilk defa gördük.

Bu sefer hainlerin karşısında şehit olmayı şeref sayan milletin has evladı vardı. Bu sefer, öleceksek adam gibi ölelim diyen bir “başkomutan” vardı. Yurt dışına gitme tekliflerine elinin tersiyle iten “adam gibi adam” bir lider vardı.  O liderin dik duruşu, milletin desteğini ve teveccühünü almış oldu.

Darbenin yaşandığı ilk saatler olmasına rağmen büyük bir cesaret örneği sergileyerek milleti meydanlara davet etti. Düşünün ki, kaldığı otel, cumhurbaşkanlığı külliyesi ve gazi meclis bombalanmış. Havalimanları ele geçirilmiş ve boğaz köprüleri tutulmuş bir halde. Buna rağmen korkmadan, çekinmeden “yiğit bir duruş” sergiledi.

Cumhurbaşkanımızın bu duruşu sayesinde ülke büyük bir felaketten kurtuldu. Öyle bir hal oluştu ki Recep Tayyip Erdoğan’ın kaderi artık ülkenin kaderi haline geldi. Böylesi bir lidere sahip olduğumuz için ne kadar şükretsek azdır. Mazlumun umudu ama zalimin de bir numaralı düşmanı haline geldi. Biz dualarımızla birlikte liderimizin her daim yanındayız.

O gece akıtılan bir damla kanın dahi hesabını soracağına inancımız tamdır. FETÖ ile mücadelesinde takındığı tavır ve gittiği yola güvencimiz bakidir. Bu mücadelesinde rabbimiz kendilerine yardım eylesin. Gücüne kuvvet vererek ferasetini artırsın.

“Devlet Bahçeli: Hükümetin Yanındayız!”

Cumhurbaşkanımızdan sonraki bir başka lider ise kuşkusuz Devlet Bahçeli olmuştur. Farklı siyasi parti lideri olabilirler. Hatta siyaseten farklı düşünce ve değer yargıları da olabilir. Bu gayet normaldir. Zaten aynı olsa farklı partilere ve liderlere ihtiyaç duyulmazdı.

Ama mesele devletin bekası olunca tek yürek olunması gerektiğini net bir şekilde bize öğrettiler. Bu kalkışmanın yaşandığı ilk dakikalardan şu ana kadar gösterdiği cesur duruş ile birlikte hükümetin ve cumhurbaşkanımızın yanında yer aldı.

15 Temmuz destanı yazılırken Devlet beyin takdir edilesi duruşuna mutlaka yer verilecektir. Çünkü herkes yaşadığı gibi anılacaktır. Biz Devlet beyin bu duruşunu çok sevdik. Şehitlerimizin aziz hatırasına duyduğu saygıyı takdir ediyoruz. Bu birliktelik bizi umutlandırıyor. Bizi biz yapan değerlere olan inancımızı artırıyor.

Duamız şu ki, Allah böylesi güzel kare ve liderlerin sayısını arttırsın. Çünkü mesele devlet olduğunda gerisi teferruattır.

 “Kılıçdaroğlu: 15 Temmuz Kontrollü darbe girişimdir.”

Gelelim Kemal beye. Biraz önce bahsettiğimiz devletin bekası noktasında aynı noktada buluşmayı Kemal Bey’de göremedik maalesef. Dediğimiz gibi kişi nasıl yaşar ve nerede durursa öyle hatırlanacaktır.

Yaşanılan bunca acıya rağmen bu meseleye “kontrollü darbe” demek, saygısızca bir tutumdan başka bir şey değildir. 249 şehidin aziz hatırasına yapılan bu saygısızlığı “kontrollü saygısızlık” olarak nitelendiriyorum. Ülkeyi seven ve düşünen bir birey olarak kesinlikle bu söylemi kabul etmiyorum.

Biz ne zaman ortak paydada buluşabileceğiz? Daha ne olması lazım ki, siyasi menfaatlerimizi bir kenara bırakarak devlet aklıyla hareket edebileceğiz? Binlerce gazi, yüzlerce şehit verdiğimiz bu işgal girişiminden daha ağır ne olabilir ki?

Dediğim gibi, şehitlerin ruhunu inciten bu saygısızlığı kabul etmiyor ve şehitlerimiz adına kendilerine geri iade ediyorum…

 

Sonuç Olarak:

Sonuç olarak bir daha anladık ki, Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla birlikte Türkiye’yiz. Hepimiz devletimizin bekası için ruhunu teslim etmekten çekinmeyen aziz bir milletiz. Bunun örneğini Çanakkale’de de gördük, 15 Temmuz’da da. Allah birliğimize zeval vermesin.

15 Temmuzun bir diğer sembolü de içi insan dolu olan kamyoneti süren çarşaflı bacımız. Çarşaflı ablamız şoför koltuğunda, hemen yanında ise tesettürü olmayan başka bir ablamız. Biz bütün farklı düşüncelerimizle birlikte tek milletiz. Farklı düşünebilir veya yaşayabiliriz ama mesele devlet, millet, bayrak ve din olunca yekvücut oluyoruz.

Askeri literatüre yeni bir kavramı da kazandırmış olduk. Dünyada ilk defa HÖH (Halk Özel Harekât) teşkilatını da kurmuş olduk. 15 Temmuz gecesi gösterilen üstün başarı sonrasında genciyle-yaşlısıyla, kadını ve erkeğiyle  hepimizin vatan savunmasında bir asker olduğunu göstermiş olduk.

Bu gecenin en önemli sonuçlarından birisi de mazlumların umudu ve dirilişin örneği oluşumuzdur. Darbenin hemen akabinde Suriye’ye yaptığımız Fırat Kalkanı operasyonu ile birlikte Türk Ordusunun her daim 18 yaşında olduğunu bütün dünyaya ilan ettik.

Fiili işgal girişiminde başarısız olanlar, kültürel erozyonu yaşatmak isteyebilirler. Buna karşı daha dikkatli olmamız gerekecektir. Ama hamdolsun bunu da başaramayacaklardır. Çünkü bu milletin kanında şahadet şerbeti dolaşmaktadır.

Son olarak diyorum ki, ya rabbi biz şehitlerimizin şahadetine şahidiz. Sen de biz şahit ol!

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
İlhaber Gazetesi Web Sitesi
© Copyright 2013 İlkhaber Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi