KADIN UNUNU ELEMEDİ, ERKEK  DE ELEKTE KALMADI!
Oben Yılmaz

KADIN UNUNU ELEMEDİ, ERKEK DE ELEKTE KALMADI!

Bu içerik 90 kez okundu.
Reklam

KADIN UNUNU ELEMEDİ, ERKEK  DE ELEKTE KALMADI!

 

        Beethoven – Moonligth Sonata dinlerken bu yazı nasıl yazılabilir bilmiyorum. Dinlediğime tezat az öfke doluyum, belki de çok! Son zamanlarda şahit olduklarım epeyce bir yordu aslında. Entelektüel görünen fakat bunu cebindeki parayla yapan, ki az fare tırtıklasa donuna kadar kaybedecekler iki dirhem insanlıklarını. Masada otururken sizden fazla kadın haklarından, eşitlikten hatta şişirme iç’likleri ile kadının üstünlüğünde bahsederler. Nereye kadar mı, aşağılık komplekslerine, zaaflarına ya da öğretilmiş ahlak anlayışına kadar. Bu tarz insanlardan kendimi ayıklayabildiğimi sanırdım. Ki mümkün değilmiş elin çarpmasa eteğin teğet geçiyormuş illaki. Toplumun dayatmalarını hep reddetmeye çalışmış biri ve birileri olan biz azınlıklar illa ki yenik düşüyoruz karşımızdaki kuru gürültü çoğunluğa. Konu buraya nerden mi geldi? Basit dünyanın, basit döngüsünden. Kadın- erkek ilişkisinden… Şimdi böyle yazınca algısı kolay geliyor. Aslında kolay da. Ama konuyu biraz toplumun ters köşesine itelim. Kadını olgun, erkeği genç yapalım. Olmadı dimi? Uymadı yani, Türk toplumuna ters düştü. Oysa Erkek 11 yaş büyük olsa az da parası varsa yanına, yatağına alma lüksüne sahip. Aşk olmasa bile altına portatif bir destan yüklenebilir.  Ve herkes ağzında bir tomar salya ile seyreder bin bir gece masalını.

                   Şimdi geçelim eğreti duran diğer köşeye. Kadın olgun, erkeğimiz genç olsun. Nasıl olur dimi? Neden beraber olabilir ki bu iki insan? Ortak noktaları ne olabilir? Hikâyeleri nasıl kesişir? Ne konuşabilirler? Ne tüketebilirler? Kadın ununu elediyse, erkek elekte mi kalmıştır. Kadının yüzündeki çizgiler artmış, saçlarının rengi ferini kaybetmişken, erkeğin taze teni bu denkleme oturmuyor dimi? Oturuyor efendim oturuyor. Nasıl mı anlatayım? Azıcık iç kulağınızı açın ama malum beyinciğinize uzak düşmek istemem. Hikâye çok yalın olabilir, hiç o kadar kafanızı yoracak bir durum da yok. Biri zamanın ötelerinden, diğeri zamanın gerilerinden gelmeyi göze almıştır. Azıcık cesur davranmışlardır yani. Biri geleceğinden, hayallerinden bahsetmiş. Diğeri o hayallere tutunmayı sevmiştir. Biri kahkahalar atmayı seçmiş, diğeri derin gülümsemeyi. Beraber bağıra bağıra şarkı söyleyebilmişler mesela, el ele sokaklarda koşmuşlar, hoplaya zıplaya dans etmişler şehla bakışlar arasında. Kadın eski arşivleri karıştırmış sevdiği filmleri önermiş genç adama, sabahlara kadar film izlemişler. Genç adam rap müzikle tanıştırmış, klasik müzik tutkunu kadını. Ne farklı iki dünya dimi? Oysa kadın bu yaşamda hep farklı olan şeyleri sevmiş, kusur bulunan yapılara tutunmuştur. Mükemmeliyetçiliği çağın vebası olarak düşünmüş. Ağır aksak yaşamayı tercih etmiş.

   Finalini merak ettiniz dimi? Elbette toplumun dayatmalarına yenik düşmüşler. Ama yaşadıklarını kar sayıp gizlerinde saklamışlardır. E ne mi olacak? Basit, alıştırın kendinizi bu hikâyelere “hadsiz toplumum”. Daha çok böyle hikâyeler yaşanacak ve daha çoooook rahatsız olacaksınız!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Renkli Çoraplar lösemi hastası çocukları unutmadı
Renkli Çoraplar lösemi hastası çocukları unutmadı
Eşinin mezarına giderken  asansör halatı koptu öldü
Eşinin mezarına giderken asansör halatı koptu öldü