İKİ KURBAĞA


Bu makale 2017-10-03 18:10:23 eklenmiş ve 549 kez görüntülenmiştir.
Mehmet Demirel Babacanoğlu

Öykü

M. Demirel Babacanoğlu

 

İKİ KURBAĞA

İki kurbağa arkadaş olmuşlar. Demişler ki, hep sulak alanlarda yaşıyoruz. Buralardan usandık. Bir de kurak alanlara bakalım, ne var ne yok? Hem de bu konuda bir bilgiye, bir deneye sahip oluruz.

Akıllarına yatmış bu düşünce.

Bir gün birlikte, yaşadıkları alandan ayrılmışlar. Hoplaya, zıplaya, varaklaya, varaklaya çıkmışlar gezintiye. Kurak bir tarlaya gelmişler. Ora senin, bura benim dolaşmışlar. Bir ağacın gölgesinde durmuşlar, dinlenmeye başlamışlar.

Biraz sonra bir yolcu gelmiş oturmuş yanlarına. Yolcunun omuzunda güzel bir heybesi varmış. Yolcu heybeyi indirmiş omzundan, yere koymuş. Az sonra uykusu gelmiş, uyumuş.

Kurbağalar bir otun arkasında durup yolcunun davranışlarına izliyorlarmış.

Yeşilimsi kurbağa, sarımsı kurbağaya demiş ki;

“Adamın heybesi ne güzel.”

Sarımsı kurbağa onaylamış.

“Evet güzel” demiş.

Yeşilimsi kurbağa:

“Karnımız acıktı, heybeye girelim, belki bir şey bulur yeriz.”

Sarımsı kurbağa:

“Olur” demiş.

Girmişler heybeye.

Yolcu az sonra uyanmış, heybeyi omzuna atmış, çıkmış yola, köyüne varmış, evine girmiş. Heybeyi kapının ağzına koymuş. Kurbağalar hemen çıkmışlar. Merdiven altındaki küpün çevresindeki sulu alana varmışlar.

Günlerdir böyle bir alanın özlemiyle, belenmişler suya. Hiç ses çıkarmıyorlarmış. ‘Vırak’ diye de ötmüyorlarmış.

Yolcunun çocukları koşmuş gelmiş heybeyi almış, yukarı odaya çıkarmış. Sonra anneleri gelip heybeyi açmış, içindeki, elmaları, portakalları çıkarmış, birlikte yemişler. Gece olunca da yatmışlar.

İki kurbağa, karanlıktan yararlanıp, evi dolaşmaya başlamışlar. Mutfağa girmişler. Yiyecek çokmuş burada, karınlarını iyice doyurmuşlar. Orada, içi yarıya kadar süt dolu bir kavanoz görmüşler. Canları süt çekmiş. Kavanozun içine girmişler, doyana dek süt içmişler, yüzmüşler…

Kavanozdan çıkmak istiyorlarmış. Bunun için sıçrıyorlarmış ama, ayakları sert yere gelmediğinden sütün üstünden kayıp yeniden sütün içine düşüyorlarmış. En sonunda yorulmuşlar… biraz dinlenmişler.

Sonra yeniden yüzmeye başlamışlar, sıçramışlar, yine de dışarı çıkamamışlar. Sıçraya sıçraya daha çok yorulmuşlar. Sarımsı kurbağa umudu kesmiş, bırakmış yüzmeyi,dalmış sütün derinliğine, boğulmuş sütün içinde.

Yeşilimsi kurbağa umudunu yitirmemiş, yavaş da olsa yüzmeyi sürdürmüş. Yüzerken yüzerken, sütün üstünde, sütün çalkalanmasından bir topak yağ oluşmuş. Hemen üzerine çıkmış, oturmuş…

Sabah olunca evin hanımı mutfağa gelmiş, sütün üstündeki kurbağayı görmüş, severek eline almış, dışarı salmış. Kurbağa kurtulmuş.

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
İlhaber Gazetesi Web Sitesi
© Copyright 2013 İlkhaber Gazetesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi