Küçük kardeşin büyük kardeşten önce evlenmesinde dini bir sakınca var mı?

 

 

      Dinimizde evlilik sırası diye bir sıra söz konusu değildir. İslam dininde böyle bir sıra mecburiyeti yoktur. İslam dininde büyükler beklerken küçüklerin evlenmesi caiz olmaz yahut da günah ve saygısızlık olur diye bir hüküm mevcut değildir.

 

      Bu tarz cümleler ve düşünceler dini bir gerekçeden ziyade örf, adet meselesidir yani bir anlamda örfün din haline getirilmesidir. Onun için böyle bir sıraya uyulursa örfe uyulmuş olur. Uyulmazsa da örfe uyulmamış olur.

 

      Duruma dini açıdan bakacak olursak şöyle düşünmek de mümkündür. Denebilir ki: Allah küçüğün kısmetini önce göndermiş, büyüğünki ise ondan sonraya tehir etmiştir. Bu sebeple kısmeti çıkanın, evlenmesinde sakınca söz konusu olmaz. Dolayısıyla kısmeti çıkan evlenir, kısmeti yolda olan da kısmeti gelinceye kadar bekler.

 

 

 

Cuma namazını kılmamak imana zarar verir mi?

 

      Özürsüz olarak Cuma namazını terk eden bir Müslüman büyük günah işlemiş olur. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde, özürsüz olarak üç cumayı terk eden kimsenin kalbinin mühürleneceği ifade etmektedir. Mazeret demek yolculuk ağır hastalık Demektir.   

 

       Bu itibarla geçerli bir mazeret olmadıkça Cuma namazının terk edilmemesi gerekir. Terk edilmesi halinde ise kişi büyük günah işlemiş olur ama kafir olmaz.

 

 

 

İslamiyet boşanma hakkını sadece erkeğe mi vermiştir?

 

              İslamiyet boşanma hakkını erkeğe vermiştir. Zira boşama gibi yuvayı bir anda yıkma salâhiyeti, çoğu zaman hissî hareket edebilen kadına verilmesi durumunda boşamaların artması yuvaların erken yıkılması kuvvetli muhtemeldir.

 

              Şayet erkeğe ait bu hak aynı şekilde kadına da verilmiş olsaydı, yuva yıkımı sık sık vaki olur, her öfke ve hiddet zamanında boşama kelimesini kullanacak kadın yuvayı ayakta tutamaz, yıkıverirdi. Kadının bu hissiliğindendir ki, atasözlerinde “her zaman kadında his, erkekte akıl hâkimdir” denmiş, hissîliği fazla olan tarafa boşama hakkı ilk anda verilmemiştir.

 

            Bununla beraber İslam kadını, bu haktan büsbütün mahrum da bırakmamıştır. Nitekim Hanefi Mezhebine göre Nikâh sırasında kadın isterse boşama hakkını isteyebilir. Bu hakta diretmesi durumunda koca vermeyecek olursa kadın bu kişi ile evlenmeyebilir.

 

            Erkek nikâh esnasında verdiği bu boşama hakkını sonradan pişmanlık eseri gösterip de geri alamaz. Ne söz vermişse ona sadık kalmaya mecbur ve mahkûmdur.

 

             Yani nikâhtan sonra ben bu hakkı geri aldım diyemez.  Verilen bu boşama hakkı da üç boşamadan erkek açısından bir şey eksiltmez.  İki taraftan ister kadın ister erkek fark etmeksizin boşamayı veren nikâhışürmüş olur. Aynı zaman da kaç talak verilirse o kadar sayı üç talaktan düşş olur.

 

 

 

Kabirde azap var mıdır?

 

      İnsan’ın kabirde birtakım sorulara muhatap olacağı ve dünyadaki ameline  göre azap veya mükafat göreceği bir gerçektir.

 

      Buna işaret eden birçok âyet-i kerîme ve bunu anlatan birçok hadîs-i şerîf vardır. Bu konuda müstakil kitaplar da yazılmıştır. Sevgili peygamberimiz bir hadisi şerifi’nde kabir hayatını şöyle tasvir etmektedir: "Kabir, ya Cehennem çukurlarından bir çukurdur, ya da Cennet bahçelerinden bir bahçedir.

 

       Bundan anlaşıldığı ve başka hadîs-i şeriflerde de dendiği gibi kabir, mümin için açılacak, genişletilecek ve gülistan olacaktır. Özellikle Allah yolunda şehit olanlara kabirde soru sorulmayacak ve kişinin yaptığı iyi ameller orada yardımına koşacaktır.

 

      Kabirde azap görecek olan müminin gördüğü kabir azâbı hatâlarının kefâreti olacak ve mâhşere giderken yükü hafiflemiş olarak gidecektir.

 

      Müminlerin bu konunun önemini kavramaları gerekir. Allah Resûlü Efendimiz "lezzetleri parça parça eden (ölümü ve kabri) çok anın" "Kabirden daha korkunç bir manzara görmedim" buyurur. Bu kişinin kendine gelmesinin ve kendini yenilemesinin yollarından biridir.

 

      Sonuç olarak İslam inancında kabir inancı haktır. Kişiler de dünyadaki yaşantılarına göre mezarda bir mükafat veya azap görürler.

 

 

 

Günün Ayeti

 

Kim iyi bir işte aracılık ederse, ona onun sevabından bir pay vardır

 

 

 

Günün Hadisi

 

Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır.

 

 

 

Günün Sözü

 

Dün iptal edilmiş bir çektir, yarın emre hazır bir senettir,  bugün ise peşin paradır. Bugünden yararlanınız.

 

(Kay Lydns)

 

 

 

Günün Duası

 

Allah’ım bugün bana geçmiş günahlarımı affettirecek bir amel nasip et.

 

 

 

Bunları biliyor muyuz?

 

Ehl-i kıble kime denir?

 

      İslam’a ve İslam’ın iman esaslarına iman eden kimseye verilen bir sıfattır. Aynı zamanda Kıbleye dönüp namaz kılan kimseye denir.

 

 

 

Günün Nüktesi

 

Bırak da aramızda bir parmak fark olsun

 

      Günün birinde vezir padişah ile samimiyetine güvenerek; padişahın neşeli bir zamanında sorar:

 

- Hünkarım, bildiğiniz üzere sürekli yanınızdayım ve her konuda size yardımda bulunmaktayım. Akıllıca düşünmek ve sorunlara çözüm bulma konusunda da sizden aşağı kalır yanım yok! Lakin siz padişahsınız ben ise vezirinizim. Aramızda ne fark var?

 

Bu soru üzerine padişah, işaret parmağını uzatmasını ister; kendi de işaret parmağını vezire uzatır. Vezire "Isır!" der, kendisi de vezirin parmağını ısırmaya başlar. Bir müddet cebelleşmeden sonra vezir; dayanamayarak bağırır. Bunun üzerine padişah vezire dönüp:

 

- Eğer sen feryat etmesen, ben de takatimin sonunda idim. Ama sen feryat ettiğine göre ben demek ki senden daha dayanıklıyım.

 

Demiş ve eklemiş:

 

- Bırak da aramızda bir parmak fark olsun!

YORUM EKLE