Kur'an-ı Kerim'i okumanın ne kadar sevabı var?

Sevgili Peygamberimiz veciz bir sözünde yapılan hayırlı ve güzel işlerin yedi yüz sevaba kadar mükafat görebileceğini bildirmektedir.

 

 

 

         Kur'an-ı Kerim'i de okumak hayırlı ve güzel bir iş olduğundan sevabı olduğu muhakkaktır.

 

 

 

Bu okumanın mükafatı olarak efendimizin bildirdiğine göre her bir harf için on sevap yazılma ve on günah silme vardır.

 

 

 

         Evrensel kitap Kur'an-ı okumak güzel bir fiil ve dinen sevaba nail olma olduğu gibi Kur'an insana bir ışık, kalbe şifa, düşünmeye bir katkıdır.

 

 

 

İmkanımız dahilinde bu güzel kitabı anlamak ve sevabına nail olmak için okumalıyız.

 

 

 

 

 

 

 

Avcının tüfek ile avladığı kuşları yemek caiz mi?

 

 

 

        Tüfek ile avlanan hayvan canlı olarak ele geçerse bilinen ve alışılan bir yol ile yani keskin bir aletle keserek boğazlanması gerekir, bu şekilde kesilmekle yenilmesi helal olur. Canlı olarak ele geçtiği halde boğazlanmadan ölürse yenilmez.

 

 

 

         Tüfek ile avlanan hayvan kurşun ve mermi ile ölmüş ise Şafiilere göre o hayvan yenilmez. Çünkü hayvan kesilmesi adet olmayan ağır bir aletle öldürülmüştür. Zira tüfekten çıkan mermi kesici bir alet değildir.

 

 

 

         Hanefiler ise avlayan kişinin mümeyyiz (iyiyi, kötüyü birbirinden ayıran) olması, aniden (bilerek) besmeleyi terk etmemesi ve öldürmemenin başka bir sebeple değil de- atış sebebi ile olması şartlarına bağlı olarak tüfek ile avlanan hayvanın yenilebileceği görüşündedirler.

 

 

 

İntihar eden cennete girer mi?

 

 

 

        İnsan küfre götürmeyen günahları işlemedikçe dinden çıkıp kafir olmaz.  Yani kişi tasvip etmediğimiz halde namaz kılmamakla, oruç tutmamakla veya içki içmekle… kafir olmaz. Çünkü İslam’a göre Müslüman günah işlemekle imandan çıkmaz. Günahkar ama imanla ölen bir kimseyi Allah dilerse affeder dilerse cehennemde cezasını doldurduktan sonra cenneti lütfeder.

 

 

 

       İntihar eden kimse de kafir olmadığından ama büyük günah işlediğinden Allah isterse onu affeder direk cennetine alır dilerse cehennemde cezasını çektirir daha sonra cennetine koyar.

 

 

 

 

 

 

 

Komşunun komşu üzerindeki hakkı nedir?

 

 

 

               Yüce dinimiz İslam, komşu haklarına büyük önem vermiştir. Önem verdiği gibi komşu hakları hususunda emir ve tavsiyeler de bulunmuştur. Komşu ile iyi geçinmek, iyi bir Müslüman olmanın alameti sayılmıştır.

 

 

 

               Bu sebeple, kalbi iman ile aydınlanmış, gönlü İslam’ın güzellikleriyle bezenmiş olan her Müslüman’ın yakın, uzak bütün komşularına iyilik etmesi ve onlara hayırlı bir komşu olması gerekmektedir. Şüphesiz insanın aile bireylerinden sonra en yakın, çevresi komşularıdır. Müslüman, komşularıyla güzel geçinen, seven sevilen aranan güven veren bir insandır. Çünkü çevresine güven vermeyen bir insan, olgun bir mümin olamaz.

 

 

 

              Nitekim Hazret-i Peygamber bir hadisi şerifinde buna işaret ederek şöyle buyurmuştur. "Müslüman elinden ve dilinden emin olunan kimsedir."

 

 

 

              Sevgili Peygamberimiz komşuluk ilişkileri ili ilgili  ayrıca şöyle veciz sözler  söylemiştir.

 

 

 

"Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse, komşularına iyilik etsin."

 

 

 

"Allah katında arkadaşların en iyisi, arkadaşlarına iyi davranan; komşuların en iyisi de, komşusuna en iyi davranandır.",

 

 

 

"Cebrail, bana komşuyu o kadar tavsiye etti ki, komşuyu komşuya mirasçı yapacak zannettim."

 

 

 

             Bu hadislerden de anlaşıldığı gibi komşu hakları, dinimizin üzerinde titizlikle durduğu bir konudur.

 

 

 

             Bu itibarla, iyilik ve ikramda bulunmak, selamlaşmak, ziyaretlerine gitmek, yardımlarına koşmak, sevinçlerini ve kederlerini paylaşmak, güler yüzlü davranmak, hediyeleşmek, düğün ve derneklerine katılmak, cenazelerine iştirak etmek, başsağğı dilemek, zarar verecek hareketlerden sakınmak, ayıp ve kusurlarını araştırmamak, ihtiyaçlarını gidermeye çalışmak, komşularımıza karşı başlıca görevlerimizdir.

 

 

 

            En yakın komşumuzdan başlamak suretiyle evimizin ve iş yerimizin civarında bulanan herkes komşumuzdur. Dolayısıyla her birisinin üzerimizde komşuluk hakları bulunmaktadır. Onun için her Müslüman, en yakından başlamak üzere, bütün komşularına elinden gelen ilgiyi göstermelidir.

 

 

 

           O halde toplum içinde sevilen bir insan, Allah indinde övülen bir kul olmak istiyorsak kendimiz için istediğimizi komşularımız için de istemeliyiz.

 

 

 

           Komşularımızla güzel geçinmeli, onları hiçbir şekilde rahatsız etmemeliyiz. Gizli sırlarımızı araştırmamalı, eksiklerini gidermeye çalışmalı, sevinç ve kederlerine ortak olmalı, her hususta yardımlarına koşmalıyız.  Unutulmamalıdır ki hayırlı insan topluma, insanlara faydası olandır.

 

 

 

Dinimizin komşuluk portresi bu olmakla beraber,  asrımızın insanı uzak komşusunun halını hatırını sorması bir tarafa kapı komşusundan bile bihaber yaşamaktadır.

 

 

 

       Medeni insanlar dediğimiz 21. asrın insanları olan bizler aynı apartmanda yaşadığımız kapı komşumuzu tanımayız. Ya da tanımak istemiyoruz.

 

 

 

 Tanımak istemediğimiz gibi aynı zamanda komşumuzun bayramını kutlamaz, cenazesine düğününe iştirak etmez bir toplum haline geldik.

 

 

 

       Oysa Fatih İstanbul’u feth etmeden önce halkının nabzını tutmak istediğinde bir bakkaldan alış veriş yapmak istediğinde bakkal ona cevaben şöyle demişti:

 

 

 

“ Ben siftah yaptım sen alış verişini komşumdan yap çünkü o daha siftah yapmadı”.

 

 

 

 

 

 

 

Günün Ayeti

 

 

 

Allah günahta ve inkârda direnen hiç kimseyi sevmez.

 

 

 

 

 

 

 

Günün Hadisi

 

 

 

Kendi aleyhinize, evlâtlarınızın, hizmetçilerinizin ve mallarınızın aleyhine sakın bedduâ etmeyiniz ki; duâların kabul olacağı bir saate rastlarsınız da, bedduânız kabul oluverir."

 

 

 

[Ebû Dâvud, Sünen, Salât, 62]

 

 

 

 

 

 

 

Günün Sözü

 

 

 

Ne söyleyeyim diye baştan düşünmek, niçin söyledim diye sonunda pisman olmaktan iyidir.

 

 

 

Sadi

 

 

 

 

 

 

 

Günün Duası

 

 

 

Allah’ım sana ibadet etmeme vesile olacak bir sağlık ve sana şükrettirecek bir mal nasip eyle.

 

 

 

 

 

 

 

Bunları biliyor muyuz?

 

 

 

Racife nedir?

 

 

 

Kıyametin kopacağı zaman sûr'a üfürülmesi ile yerlere ve göklere arız olan şiddetli sarsıntı ve korkunç sestir

 

 

 

 

 

 

 

Günün Nüktesi

 

 

 

Bu makâma nasıl ulaştın?

 

 

 

    Cemâleddîn-i Aksarâyî hazretleri anlatır:

 

 

 

Tâbiînden Hasan-ı Basrî hazretleri bir gün dergâhta otururken ihtiyar bir kadın gelir ve;

 

 

 

-Efendi hazretleri, benim bir kızım vardı öldü. Hasretine dayanamıyorum. Bana bir duâ öğret de rüyâmda görüp hasretimi gidereyim, der. Hasan-ı Basrî hazretleri gerekeni yaptıktan sonra kadın gider. Fakat kadın, ertesi gün gözleri kan çanağı gibi olduğu hâlde ağlayarak tekrar dergâha gelir. Hasan-ı Basrî hazretleri kadına;

 

 

 

-Niçin ağlıyorsun? diye sorunca kadın;

 

 

 

-Kızımı rüyâda gördüm, ama üzerine katrandan bir elbise giydirmişler cayır cayır yanıyor, cevabını verir.

 

 

 

Hasan-ı Basrî hazretleri ve yanında bulunanlar kendi sonlarının nasıl olacağını düşünerek ağlaşmaya başlarlar.

 

 

 

Aradan bir müddet geçtikten sonra Hasan-ı Basrî hazretleri, rüyâsında kendinin vefât ettiğini ve cennete girdiğini görür. Cennette gezerken muhteşem bir köşk ve önünde bir kadın görür.

 

 

 

O kadına;

 

 

 

-Yavrum sen hangi peygamberin hanımı veya kızısın? diye sorar.

 

 

 

Kadın;

 

 

 

-Efendim ben, bir peygamberin hanımı veya kızı değilim. Geçen gün size gelip de sizden rüyâsında kızını görmek isteyen kadının kızıyım, cevabını verir.

 

 

 

Hasan-ı Basrî hazretleri;

 

 

 

-Kızım annen senin Cehennemde yandığını söylemişti. Hâlbuki sen yüksek makamlardasın. Bu makâma nasıl ulaştın? diye sorar.

 

 

 

Kadın;

 

 

 

-Efendim biz kabir hayatında beş yüz elli kişi azap görüyorduk. Bir mümin kabristana gelip on bir İhlâs, on bir Felak, on bir Nâs sûresini okudu. Kabristanda yatan müminlerin ruhlarına bağışladı. Allahü teâlâ bize azâb eden meleğe; “Benim âyetlerim ve adım hürmetine burada bulunan ve azap görenleri affettim. Onlara azap etmeyin ve birer makam verin” buyurdu. Onun için bu makama geldim cevabını verir...”

YORUM EKLE