Kurban derisini kasaba kesim ücreti karşılığında vermek caiz mi?

    Kurbanın derisini seccade veya evde kullanılacak bir şey yapmak caiz olduğu gibi, bir fakire veya hayır işlerine hizmet eden bir kuruluşa vermek de caizdir.

    Kurbanın derisi, kurbanın bir parçası olduğundan satmak caiz değildir. Kurbanın derisini satmak caiz olmadığı gibi aynı şekilde kurbanı kesene kasap ücreti olarak da vermek caiz değildir.

 

Kurban keserken nelere dikkat edilmelidir? 

     Kurban edilecek hayvana acı çektirilmemeli ve eziyet verilmemelidir. Hayvanlar ehil kişiler tarafından ve İslami ölçülere göre kesilmeli ve kesim işlemi süratli bir şekilde yerine getirilmelidir. Ayrıca, çevre temizliği ve ekolojik dengenin korunması için gerekli tedbirler alınmalıdır.

        Kurban kesimi esnasında, psikolojik açıdan etkilenmemesi için çocukların kesim mahallinden uzak tutulmalarına dikkat edilmelidir. Aynı şekilde, hayvanların diğerinin kesimini görecek şekilde yan yana bulundurulmamalarına özen gösterilmelidir.

 

Kurban Kesmeyenler de Teşrik Tekbirleri Getirire bilir mi?

Bilindiği üzere, kurban bayramı, kamerî aylardan Zilhicce'nin onuncu günü başlar ve dört gün devam eder. Bayramın dört gününe, Arefe günü de ilâve edilince bu beş güne "Eyyam-ı Teşrik" denilir ki, farz namazların peşinden aldığımız " Tekbir Günleri" demektir. Bu tekbirlere de "Teşrik Tekbirleri" denir. Teşrik tekbiri şöyledir: "Allahu Ekber, Allahu Ekber, Lâ İlahe İllallâhu Vallâhu Ekber. Allâbu Ekber Velillâhil'hamd." Arefe gününün sabah namazından itibaren bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar yirmiüç vakit farz namazların peşinden, selâmdan sonra bu tekbiri bir defa getirmek Hanefi mezhebine göre vaciptir. Şafiilere göre ise sünnettir.

İster cemaatle, ister yalnız başına namaz kılan, kurban kesen veya kesmeyen, yolcu olan olmayan bu tekbirleri Hanefilere göre getirmesi vaciptir. Şafiilere göre ise sünnettir. Dolayısıyla ister vacip olsun isterse farz olsun herkes getirebilir. Getirmelidir de.

 

Kurban kestikten sonra namaz kılmak gerekir mi?

       Esas olarak kurban namazı diye bir namaz yoktur. Bu namazın dinî bir gereklilik olduğu inancı veya kanaati yanlıştır. Ancak kişi nafile namaz kılınması mekruh olmayan bir vakitte, sebepli veya sebepsiz dilediği kadar nafile namaz kılabilir.

         Kurban kesen kişi de böyle bir ibadeti yapma imkânına kavuştuğu için Allah’ın verdiği nimete şükür olarak iki rekât nafile namaz kılabilir.

 

Ölmüş birisi için kurban kesilir mi? 

               Ölü kurbanı diye bir kurban çeşidi yoktur. Ancak, ölü adına veya sevabı ölüye bağışlanmak üzere kurban kesilebilir.Vasiyeti yoksa, ölen kimseler için mirasçılarının kurban kesmeleri gerekmez.

               Ancak bir kimse, sevabını ölmüş bulunan anne veya babasına yahut diğer yakınlarına bağışlanmak üzere, çeşitli hayır kurumlarına, fakir ve muhtaç kişilere bağışta bulunabileceği gibi, kurban da kesebilir.

               Ölenin kendisi için kurban kesilmesine dair vasiyeti yoksa, kesen kimse, bu kurban etini fakirlere yedirebileceği gibi, kendisi ve zenginler de yiyebilir.

               Ölen kimsenin vasiyeti olmaksızın, sevabı onun ruhuna bağışlanmak üzere kesilen kurbanın her hangi bir zamanda kesilmesi caiz ise de, kurban bayramı günlerinde kesilmesi daha faziletli ve daha sevaplıdır. Ölenin vasiyeti kurban bayramında kesilmesi  ise, ancak kurban bayramı günlerinde kesilir.

 

Kurban kesmenin hikmeti nedir?

        Kur’an-ı Kerim’de mealen:  “Kurbanlarınızın etleri ya da kanları Allah’a ulaşmaz, ama sizin takvanız Allah’a ulaşır”  buyrulmaktadır.

        Bu ayete baktığımızda, ferdin kurban kesmesinden amaç  Allah’ın emrini yerine getirmesi  ve takvalı olduğunu göstermesinin bir ifadesidir.

        Bunun anlamı, Allah isterse en değerli malımızı dahi O’nun yoluna feda edebiliriz, demektir. Tıpkı Hz. İbrahim’in İsmail’i kurban etmeye karar vermesi gibi, gerekirse bizim de canımızı dahi kurban edebileceğimizi göstermektir. Bir bakıma da kurban mala olan rağbet duygusunu kırmak, Allah’ın rızası karşısında her şeyimizden geçebileceğimizi göstermek anlamına gelir. Kısaca kurban kesmenin ilk amacı Allah’ın rızasına erişmektir.

 

Kesilen kurbanın sevabı başkasına bağışlana bilir mi?

     Yapılan ibadetlerin ve hayırların sevaplarını başkasına bağışlamak dinen caizdir. Kişi okuduğu Kur'an'ın, yaptığı hatmin, kıldığı namazın ve istediği bir hayrın sevabını başkasına bağışlayabilir.

      İster sağ, ister ölmüş olsun, kendisine sevap bağışlanan kimsenin, bundan yararlanacağı umulur. Başkası tarafından bağışlanan sevapla, bir kimsenin bizzat yapması gereken ibadet borçları ödenmiş olmaz ise de bunlar iyilik ve sevaplarının çoğalmasına ve derecesinin yükselmesine vesile olabilir. Annesi babası öldükten sonra onlara bir iyilik yapıp yapamayacağını soran kimseye peygamber:

"Evet onlara rahmet dilemek, onlar için istiğfar etmek, vasiyetlerini yerine getirmek, dostlarına hürmet edip ikramda bulunmak, akrabaları ile ilgilenip onlara karşı üzerine düşeni yapmaktır" buyurmuştur.

         Annesinin aniden öldüğünü, şayet konuşabilseydi sadaka verilmesini vasiyet edeceğini zannettiğini, onun adına sadaka verirse sevabının kendisine ulaşıp ulaşmayacağını soran Sahabeye de: "Evet ulaşır. Onun namına sadaka ver" buyurmuşlardır.

          Buna göre, sevabı ölen veya hayatta olan bir kimseye bağışlamak üzere ibadet yapılabileceği gibi kurban da kesmek ve sevabını bağışlamak caizdir.

       Ayrıca kişi sevabı bağışlarken kendi sevabından bir şey kaybetmez. Her iki kişiye de aynı şekilde yazılır.

 

Günün Ayeti

Allah size ancak leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasının adına kesilenleri haram etmiştir.

Bakara, 2/173.

 

Günün Hadisi

"Ademoğlu kurban bayramı günü, Allah indinde  kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmamıştır. Şüphesiz ki o kesilen kurban kıyamet günü boynuzları ve kılları ile gelir. Hiç şüphe yok ki, kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah indinde kabul görür.

Tirmizî, "Edahi", 1.

 

Günün Sözü

"Allah'a dost olan, hiçbir şekilde dünyaya dost olamaz; dünya dostu olan, asla Hakk'ın dostu olamaz."

Ebû İshak

 

Günün Duası

Allah’ım bu yeni günü bize, ailemize, ülkemize, İslam ümmetine ve de insanlığa hayırlara vesile eyle.

 

Bunları biliyor muyuz?

Kurban Geceleri Nedir?

Kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günlerinin geceleri demektir.

 

Günün Nüktesi

Kur’an-ı Kerim’de kurban İbadeti

            İbrahim’in ilerleyen yaşına rağmen çocuğu olmamıştı. Bir gün Cebrail  yanına gelerek, Allah yolundaki bu infakından ve misafirperverliğinden dolayı kendisini övünce, Hz. İbrahim’de Cebrail’e, Allah için vermeyi ne kadar çok sevdiğinin derecesini anlatmak için şöyle demişti; Allah bu yaşıma rağmen bana bir çocuk vermedi, eğer Allah bana bir oğul verirse bu dünyadaki en değerli şeyim o olur. İşte ben o en değerli şeyim olan o oğlumu bile Allah yolunda hibe eder, kurban ederim.

            Günün birinde Allah, Hz. İbrahim’e  Hz. İsmail‘i lütfetmişti, Hz. İsmail sekiz on yaşlarına gelince Hz. İbrahim bir gece rüyasında, “Ey İbrahim adağını yerine getir” diye kendisine nida edildiğini görür. Aynı rüyayı peş peşe üç gün gördükten sonra bunun ilahi bir emir olduğunu anlar ve Rabbinin emrini yapmaya karar verir. Kimseye bundan söz etmeden Hacer validemize, İsmail’e güzel elbiseler giydirip saçını taramasını söyler.

            Hazır olunca da yaşlı baba biricik oğlunun elinden tutar ve Mina’ya doğru yola koyulur. Bu sırada şeytan Hz. İbrahim’in karşısına çıkarak onu vazgeçirmeye çalışır ama vazgeçiremez ve gözünün üzerine yediği taş kar kalır. Şeytan Hz. Hacer validemize giderek ona durumu anlatarak buna engel olmasını söylese de onu da ikna edemeyerek bir taş da  ondan yer.(Hacıların şeytan taşlamaları oradan gelmektedir)

            Hz. İbrahim, oğlu Hz. İsmail ile yolda giderlerken oğluna, onu Allah için kurban edeceğini söylemesi gerektiğini düşünür ve söyler:  

 “(Oğlu) yanında koşma çağına gelince : "Yavrum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak ne düşünürsün?" dedi. (Çocuk da): "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap! Beni inşaallah sabredenlerden bulacaksın!" dedi.”  Saffat suresi 102

            Hz. İsmail babasına: ‘Babacığım, senden bir isteğim var; benim ellerimi ve ayaklarımı bağla olur ki can havli ile sana güçlük çıkarabilirim. Babacığım, bir de benim gözlerimi bağla ve yere yüzü koyun yatır olur ki, yüzüme ve gözlerime bakınca şevkat duygun öne çıkarda bu işten vazgeçebilirsin’ der.

“Ne zaman ki ikisi de bu şekilde (Allah'a) teslim oldular, (İbrahim) onu tuttu şakağına yıktı (şakağı üzerine yatırdı).”  Saffat suresi 103

            Hz. İbrahim bıçağı, oğlunun boğazına defalarca sürmesine rağmen bıçak bir türlü kesmez. Ateşe;“İbrahim’e serin ve zararsız ol” diyerek “İbrahim’i yakma” emrini veren Allah bıçağa da “İsmail’i kesme” emrini vermişti.

“Ve ona şöyle seslendik: ‘Ey İbrahim!

            Rüyaya gerçekten sadakat gösterdin, işte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.’

‘Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı.’ dedik.

            Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik. Sonradan gelenler içinde kendisine iyi bir nam bıraktık.

            Selam İbrahim'e! İşte iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız.” Saffat suresi 104…110

YORUM EKLE