Küs olan insanların birbirinin selamını almaması caiz mi?

          Dinimizce selam vermek sünnet onu cevaplandırmak ise farzdır. Bir topluma selam verildiği zaman o toplumdan bir kişi bu selama karşılık vermesi bu farzı yerine getirmek için yeterlidir. Şayet cevap verilmese o toplumda oturan her Müslüman günahkâr olmuş olur.

          Selamı o toplumun içinde oturan bir kimsenin ismini zikrederek verme durumunda ise ismi geçen kimse bu selama karşılık verme zorunda diğerleri için bir şey söz konusu değildir.

        Selam, benden sana bir zarar gelmez, anlamına geldiğine göre her Müslüman İslam’ın bu güzel şiarını günlük hayatında yaşaması ve yaşatması lazım. Selam verdiği gibi verilen selama da karşılık vermesi gerekir. Çünkü Kur'an-ı Kerim de Allah'ü Teale mealen şöyle buyurmaktadır: 'Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin.' (Nisa 86)

        Dolayısıyla bize selam verildikten sonra selamı veren dost, akraba, tanıdık, tanımadık, küs ya da barışık kim olursa olsun selamına karşılık vermek üzerimize farzdır. Selama karşılık vermemek ise dinen uygun değildir.

 

Tabaka yapan her madde abdest ve gusle mani midir?

      Oje ve benzeri maddeler tırnak ve benzeri organların üzerinde tabaka yaptıklarından vücudun üzerinde bulunmaları halinde bunlarla abdest ve gusül olmaz.

      Onun için oje ve benzeri maddeler varsa bunlar iyice yıkanıp temizlendikten sonra abdest ve gusül alınmalıdır.  

 

Kasaplık yapan kimse hayvanı keserken abdestli olması şart mı?

     İslam her zaman kişinin temiz ve abdestli olmasını tavsiye eder ki bu aynı zamanda sevgili Peygamberimizin sünnetidir. Bunun aynında kişi abdestli olduğu sürece bundan dolayı da sevap almaktadır.

     Fakat kesilecek hayvanın helal olabilmesi için İslam’ın aradığı şartlarda kasabın abdestli olması yoktur. Yani kasap hayvanı keserken abdestli olmak zorunda değildir. Fakat imkanı varsa abdestli olarak hayvanı kesmesi daha güzeldir.

 

Ölü için yedi yemeği vermek dinen zorunlu mu?

     İslâm’da, Peygamber Efendimizin sünnetinde ve İslâm âlimlerinin tatbikatında “ölünün yedinci, kırkıncı, elli ikinci gecesi” gibi bir âdet ve ibadet şekli yoktur. 

     Bu yemek ya da anma diğer kültür ve inançlardan Müslümanların hayatına sokulmuş bir adettir. Bu yemeğin İslam’da yeri olmamakla beraber her zaman ve her gün ölülerimiz için yemek verebilir. Mevlitler dualar, Kur’an-ı Kerim okunabilir. Ancak bunu belli bir güne hasretmek doğru değildir.

    Bu okuduklarımız onların ruhunu serinletecek, kabirlerini nurlandıracak,  varsa üzerlerindeki kabir azabını hafifletecektir diye temenni ederiz.

 

Günün Ayeti

Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın.

Fussilet 36.

 

Günün Hadisi

Düşmanla karşılaşmayı dilemeyin allah’tan afiyet dileyin

Buhârî Temennî, 8

 

Günün Sözü

Her şeyi kazanmak istediğinde, her şeyi kaybetmeyi de göze almalısın.

 

Günün Duası

Ya Rabbi bugün hiçbir mümin kulunu çaresiz bırakma.

 

Bunları biliyor muyuz?

Kâin ve Bâin Nedir?

İnsanlar ile beraber görünen, fakat hakikatte onlardan uzak ve kalben Allah ile beraber olan.

 

Günün Nüktesi

Cuma namazına geliş sevabı…

"Ebu Hüreyre’den rivayet edildiğine göre,

Hz. Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

“Cuma günü melekler mescidin kapılarına oturur, insanları geliş sırasına göre yazarlar. İnsanlar o gelişlerine göre; deve bağışlamış, sığır bağışlamış, koyun bağışlamış, tavuk bağışlamış, serçe bağışlamış ve yumurta bağışlamış kimselerin sevabı gibi sevap kazanırlar."

  Buhari, “Cuma,” 31.

YORUM EKLE