Mali gücü olmayan kişinin borçlanarak hacca yazılması caiz mi?

Mali gücü olmayan kişinin borçlanarak hacca yazılması caiz mi?

         Bir Müslüman'ın hac ibadetiyle yükümlü olması için sağlık ve servet yönünden haccetme imkanına sahip, hür, akıllı ve buluğ çağına erişmiş olması gerekir. Bu itibarla servet yönünden haccetme imkanına sahip olmayan kişilerin borçlanarak hacca gitmeleri gerekmez; ancak, borçlanarak hacca gitmeleri halinde, hac ibadeti geçerli olur ve kendilerinden hac görevi de düşer.

         Diğer taraftan, haccın farz olması için gerekli şartları taşıdığı halde, hac mevsiminde hazır parası bulunmayan ve borç aldığı takdirde bunu daha sonra ödeme gücüne sahip olan kişilerin, bu görevi biran önce ifa etmeleri için, borç alarak hacca gitmeleri de dinen uygun olur.

       Kaldı ki günümüzde hacca yazılmak için belli bir maddi gerekmemektedir. Şayet ismi kuradan çıkarsa hac ibadeti için paraya ihtiyaç duyacaktır. Adı kuradan çıkmasa hacca gidemeyeceğinden borçlanması da gerekmemektedir.     

 

Küçük kardeşin abisinden ya da ablasından önce evlenmesi dinen caiz mi?

          Dinimizde evlilik sırası diye bir sıra söz konusu değildir. İslam dininde böyle bir sıra mecburiyeti yoktur. İslam dininde büyükler beklerken küçüklerin evlenmesi caiz olmaz ya da günah ve saygısızlık olur diye bir hüküm mevcut değildir.

          Bu, daha ziyade örf, adet meselesidir yani bir anlamda örfün din haline getirilmesidir. Onun için böyle bir sıraya uyulursa örfe uyulmuş olur. Uyulmazsa da örfe uyulmamış olur.

          Duruma dini açıdan bakacak olursak şöyle düşünmek de mümkündür. Denebilir ki: Allah küçüğün kısmetini önce göndermiş, büyüğünki ise ondan sonraya tehir etmiştir. Bu sebeple kısmeti çıkanın, evlenmesinde sakınca söz konusu olmaz. Dolayısıyla kısmeti çıkan evlenir, kısmeti yolda olan da kısmeti gelinceye kadar bekler.

 

Kazaya kalmış namazları sırayla kılmak zorunda mıyız?

   Kaza edilecek namazlar arasında sıra gözetilip gözetilmeyeceği bu namazları kılacak kimsenin durumuna göre değişir.

    Hanefi mezhebine göre, kaza namazı kılacak kişi sahib-i tertip ise yani daha önce vaktinde kılmadığı bir namaz üzerinden başka bir namaz geçirmemiş veya en fazla beş vakit namaz geçirmiş olanlar vaktinde kılamadıkları ilk namazdan başlayarak sırayla kılarlar, ardından içinde bulundukları vaktin farzını kılarlar.

     Sahib-i tertip olmayan yani altı vakit veya daha çok namazı kazaya kalmış olan kimselerin ise, bu namazları kaza ederken tertibe riayet etmesi gerekmez. Eğer sadece vaktin farzını kılacak kadar bir zaman kalmışsa bu takdirde kaza namazlarını değil önce vaktin namazını kılar.

     Kişi altı vakitten fazla namazı kazaya bırakmış ise sahib-i tertib olmaktan çıkar. Bu durumda dilediği vakitte dilediği namazın kazasını kılabilir. Şafi mezhebine göre ise tertibe riayet vacip değil müstehaptır.

 

Nişan bozulması halinde takılar kimin olur?

      Nişanın bozulması halinde nişanda takılan takılar iki tarafa da takı takılmışsa takılar ikiye bölünür yarısını erkek tarafı diğer yarısını da kız tarafı alır. Şayet herkes kendisine takılanı biliyorsa herkes kendisine takılanı alır. Yani kız tarafı nişanda kıza takılanı erkek tarafı da erkeğe takılanı alır.

     Ancak taraflardan birisinin rızası yoksa bir tarafın (ister kız ister erkek tarafı olsun) takıların hepsini alması caiz değildir.

 

 

Günün Ayeti

Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın hışmına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? Varış yeri olarak ne kötüdür orası

Al-i İmran 162.

 

Günün Hadisi

Allah kullarına merhametle ve büyük lütfuyla muamele eder. Bütün işlerde de kolaylık ve yumuşaklık gösterilmesinden memnun olur.

Buhari, Edeb 35.

 

Günün Sözü

Kötülüklerin ilki ve en büyüğü, haksızlıkların cezasız kalmasıdır.

Platon

 

Günün Duası

Allah’ım bizi sevdiklerimizle imtihan etme.

 

Bunları biliyor muyuz?

Tebliğ Nedir?

Peygamberlerin getirdikleri ilahî mesajı insanlara aynen ulaştırmalarıdır

 

Günün Nüktesi

Söyle ey nefis...

       Şam yakınlarında Mute’de, hicretin sekizinci yılında, on bin kişilik İslam ordusu ile yüzbin kişilik haçlı ordusu karşı karşıya gelirler Savaş başlamıştı ve şiddetli bir şekilde devam ediyordu.

Abdullah bin Revaha yaralıydı, arkadaşı Cafer’in şehid edildiğini öğrenince bulunduğu yerden ayağa kalktı, atına bindi ve tekrar çarpışmaya başladı. Dışarıdaki düşmanların yanı sıra içinde ki düşmanla da aynı anda savaş ediyordu İçinde ki düşman bir ara ona;

-“ Dön geri Dünyayı sen mi düzelteceksin? Bak arkadaşlarının öldüğü gibi birazdan sende öleceksin Oysa Medine’de seni ömür boyu mutlu edecek hurma bahçelerin var Bununla birlikte seni bekleyen bir ailen var Sana hizmet eden kölelerin var”

Abdullah bin Revaha, içindeki düşmanı şöyle diyerek mağlup etti

-“ Eşini mi düşünüyorsun? O zaman bil ki; ben onu boşadım Artık onu düşünemezsin Köleler mi? Haberin olsun ben onların hepsini azat ettim Medine’de bulunan bağ ve hurmalıklara gelince, onların hepsini Resul-ü Ekrem’e hediye ettim söyle ey nefis başka diyeceğin bir şey kaldı mı?”

 

 

YORUM EKLE