Mezar başka bir yere nakledilebilir mi?

Mezar başka bir yere nakledilebilir mi?

    Kabrin olduğu yerden yol geçmesi, kabrin su altında kalması veya kabrin bulunduğu yerin başkasına ait olup sahibinin orada cenaze defnine izninin bulunmaması gibi zorunlu bir durum bulunmadıkça, cesedin başka bir mezarlığa nakledilmek üzere, defnedildiği yerden çıkarılması dinen caiz değildir.

      Bu konuda ölenin vasiyetinin bulunması, mezarın yakınları tarafından ziyaret edilmesinin çok zor olması, yolunun olmaması gibi hususlar, kabrin nakli için geçerli mazeret sayılmaz.

 

Ezan Arapça dışında başka dillerde okumak caiz mi?

      Ezan, İslâm’ın değişmez bir simgesidir. Dünyanın neresinde olursa olsun, Müslüman varlığının ve kimliğinin bir göstergesidir. Özgün dilindeki şekliyle okunması gerektiği konusunda 15 asırlık bir gelenek ve ittifak söz konusudur.

      Ezanın asıl amacı, vaktin girdiğini bildirip namaza davet olduğundan değişik dilleri konuşan Müslümanların hepsine bu davetin ulaştırılması, ancak yine hepsinin ortak bilincine hitap etmekle olur ki, bu da ezanın bilinen asli lafızlarıyla yani Arapça okunmasıyla gerçekleşir.

 

Hoparlörle ezan okumak caiz midir?

       Namaz vakitlerini ilan olan ezanın, muayyen kalıplarını muhafaza ve ifade etmek suretiyle, hoparlör veya hoparlörsüz okunması arasında dini açıdan bir fark yoktur. Nitekim tarihi süreç içinde ezan ile amaçlanan bu gayenin (ilan) sağlanması için İslâm alemi çeşitli arayışlar içine girmişler ve Hz. Peygamber döneminde söz konusu olmayan minareleri inşa etmişlerdir.

      Bu arayışların gayesi, ezan ile amaçlanan duyuru ya da ilanın kapsam alanını genişletmektir. Hoparlör sesin kuvvetini artırıcı bir alettir. Hoparlörden çıkan ses, aksi seda (yankı) değil; mikrofon başında okuyan veya konuşan kişinin kendi sesidir. Bu itibarla, daha uzaklardan duyulması için ezanın mikrofondan okunmasında dinen bir sakınca yoktur.

 

Cenazeye çelenk, çiçek göndermenin hükmü nedir?

       Cenaze merasimlerine çelenk gönderilmesi ve kabirlere çelenk konulması güzel bir davranış ve jest olmakla birlikte ölüye hiçbir faydası yoktur.

      Çelenk ya da çiçek bırakmak ölüye bir fayda sağlamadığından çelenk veya için sarf edilecek paranın, sevabı ölenin ruhuna hediye edilmek üzere, hayır kurumlarına veya fakirlere bağışlanması daha uygun ve daha yararlı bir davranıştır.

 

Cuma günü nafile oruç tutmakta bir sakınca var mıdır?

      Oruç tutmak, bayram günleri gibi bazı günlerde mekruh görülmüştür. Aynı şekilde sadece Cuma günleri nafile oruç tutmak da tenzihen mekruh görülmüştür.

     Hz. Peygamber; “Sizden hiç kimse Cuma günü oruç tutmasın. Ancak bir gün önceden veya sonradan oruç tutuyorsa bu takdirde Cuma günü de oruç tutabilir” buyurmuştur (Ebû Davud, Savm, 50).

     aBuna göre, Cuma günü kazaya kalan veya adak gibi vacip bir oruç tutmakta sakınca bulunmamaktadır. Cuma günü nafile oruç tutmak isteyenlerin, bir gün önce veya sonrasında da oruç tutması uygun olur.

 

Günün Ayeti

İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman bütün gönlünü vererek Rabbine dua eder. Sonra kendisine tarafından bir nimet lütfettiği zaman da önceden O'na dua ettiği hali unutur da, yolundan sapıtmak için Allah'a ortaklar koşmaya başlar.

Zümer 8

 

Günün Hadisi

Size iyilik yapana siz de iyilik yapınız.

Ebû Dâvûd, Zekât 38.

 

Günün Sözü

“Şen adam güneşe benzer, girdiği yeri aydınlatmış olur.”

Cenap Sehabettin

 

Günün Duası

Allah’ım bugün dünyayı da ahireti de kazandıracak ameller işlememi nasip eyle.

 

Bunları biliyor muyuz?

Zarurat-ı Diniyye Nedir?

Hz. Peygamberin Allah'tan alıp tebliğ ettiği ve haber verdiği kesin olarak belli olan dinî esaslara, hükümlere ve haberlere denir.

 

 

Günün Nüktesi

Tövbe...

      Bir zât, günah işleyen otuz senelik terziye sormuş: Neden hala tövbe etmiyorsun da, günahlı bir hayata devam ediyorsun..?

      Nasıl olsa demiş terzi, can boğaza gelinceye kadar tövbenin vakti var.

O zaman tövbe eder, kurtulurum demiş.

Zât, sormuş:

Sen, kaç senedir terzilik yapıyorsun..?

Otuz, senedir.

Bu kadar zaman içerisinde, elin en çok neye

alıştı.

   Makasla, kumaş kesmeye.

Zât, sormuş:

Canın boğaza geldiği anda, eline bir makas verseler yine kolayca kumaş kesebilir misin?

Omuzlarını silkmiş, otuz senelik terzi:

Öylesine korkulu bir anda, kumaşı doğru kesemem ki.

Zât, cevap vermiş:

    Peki, otuz senedir yaptığın bir işi, o anda doğru yapamıyorsun da ömründe hiç

yapmadığın tövbeyi o anda nasıl yapacaksın..!

YORUM EKLE