Mezarlığın üstüne çiçek dikmekte bir sakınca var mı?

 

 

Mezarlığın üzerine çiçek ya da ağaç dikmekte bir sakınca yoktur. Bilakis mezarda yatan kimseye bu çiçeğin ya da ağacın faydası umut edilir. Nitekim sevgili Peygamberimiz bir mezarlığın yanından geçerken bir inilti sesi duymuş bunun üzerine bir dal istemiş. Getirilen bu dalı o mezarda yatan kimsenin kabrine dikmiş. Ve umulur ki ona bir faydası olur demiştir.

     Dolayısıyla mezarın üzerine herhangi bir yeşilliği dikmekte bir sakınca yoktur. Bilakis bir fayda vardır.

 

Zararsız bir hayvanı öldürmek caiz mi?

       Öncelikle şunu söyleyelim ki İslam her canlının hayatını muhafaza etmeyi amaçlamaktır. Hayvanların hayatı da bunlardan birisidir. Onun için eğer hayvan insana zarar veriyorsa ve başka da bir çözümü yoksa (yılan gibi) insan kendini koruyabilmek için o hayvanı öldürebilir.    

       Ama hayvan insana zarar vermiyorsa (kedi gibi)  bu hayvan insana zararlıdır diyerek öldürmek uygun değildir.

       Dolayısıyla bir hayvanı öldürebilmenin ölçüsü o hayvanın bize açık bir zararı olması ve öldürmeden başka bir çare olmadığı durumlarda öldürebiliyoruz.

 

 

Selam verenin selamını almamak caiz mi?

 

          Dinimizce selam vermek sünnet onu cevaplandırmak ise farzdır. Bir topluma selam verildiği zaman o toplumdan sadece bir kişi bu selama karşılık vermesi bu farzı yerine getirmek için yeterlidir. Şayet cevap verilmese o toplumda oturan her Müslüman günahkâr olmuş olur.

 

          Selamı o toplumun içinde oturan bir kimsenin ismini zikrederek verme durumunda ise ismi geçen kimse bu selama karşılık verme zorunda diğerleri için bir şey söz konusu değildir.

        Selam, benden sana bir zarar gelmez, anlamına geldiğine göre her Müslüman bu güzel uygulamayı günlük hayatında yaşaması ve yaşatması lazım. Selam verdiği gibi verilen selama da karşılık vermesi gerekir. Çünkü Kur'an-ı Kerim de Allah'ü Teale mealen şöyle buyurmaktadır: 'Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin.' (Nisa 86)

 

Gördüğümüz kötü rüyaları başkalarına anlatmakta bir sakınca var mı?

      Görülen rüyaları başkalarına anlatmakta bir sakınca yoktur. Ancak görülen rüyaları her zaman insanlarla paylaşmamak daha evladır.

      Şayet illaki anlatılacaksa da iyi rüyalar anlatılmalı, hoş olmayan insanları kötü anlamda etkileyecek rüyaları anlatmamak daha iyidir.

 

Cinler ateşten mi yaratıldı?

       Kur'an'a göre insan topraktan, cinler ise ateşten yaratılmıştır: "Cinleri öz ateşten yarattı" (Rahmân 15), "Andolsun biz insanı, kuru kara çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık. Cinleri de daha önce, zehirli ateşten yarattık" (Hicr 26-27).

         Kur'an'da cinlerden bahseden, yirmi sekiz âyetten oluşan ve Cin sûresi diye bilinen bir sûre bulunmaktadır. Bu surede de dile getirildiği gibi, cinler çeşitli gruplara bölünmüşlerdir. Cinlerin bir kısmı müslümandır. Bir kısmı da kâfirdir. Kâfir olanları cinlerin çoğunluğunu oluştururlar.

         Cinler çeşitli şekillere girebilecek ve insanların yapamayacağı bazı işlerin üstesinden gelebilecek yetenekte yaratılmıştır. Hz. Süleyman Sebe melikesinin tahtını getirtmek istediğinde cinlerden birinin, o henüz yerinden kalkmadan tahtı getirebileceğini söylemesi (Neml 27/39) bunu göstermektedir.

         Cinin Hz. Süleyman'la karşılıklı konuşması, onların gözle görülebilecek bir şekle girebileceklerine işarettir. Allah cinleri Hz. Süleyman'ın emrine vermiş, o da cinleri ağır ve meşakkatli işlerde kullanmıştır.

 

Günün Ayeti

 

De ki: "Rabbim rızkı dilediğine genişletir, dilediğine sıkar. Fakat insanların çoğu bilmezler

 

Günün Hadisi

 

Allah sizin şekillerinize ve cüsselerinize bakmaz. O sizin kalplerinize ve amellerinize bakar

 

Günün Sözü

Ahlakın çoğaldığı yerde devletin masrafı azalır.

Corci Zeydan

 

Günün Duası

Ya rabbi bugün bana dünya ve ahretle ilgili yanlış bir karar verdirtme.

Bunları biliyor muyuz?

 

Abes nedir?

    Kişiye dünya ve ahirette herhangi bir yarar sağlamayan söz, iş ve davranış anlamındadır. Başka bir deyişle, hiç kimseye faydası dokunmayan veya dini bir gaye taşımayan her söz ve davranış abes sayılır. Kur'ân-ı Kerim'de insanların abes olarak yaratılmadığı, âhireti olmayan bir dünya hayatının da abes olduğu belirtilmiştir. (Mü'minûn, 23/115).

 

Günün Nüktesi 

 

"Yetiş Nureddin beni bu adamlardan kurtar!"

     Nüreddin Zengi, bir gün rüyasında Kainatın Efendisini görür, ona kızıl suratlı iki adam gösterir ve: "Yetiş Nureddin, beni bu adamlardan kurtar!" buyururlar.

Nüreddin Zengi dehşetle uyanır... "Hayırdır inşallah" deyip tekrar yatar, yine aynı rüya. Yine yatar, bir daha...      Sabaha bekleyemeden veziri Cemaleddin'i bulur, akıl sorar. Veziri ilim ehlidir "rüyanda gördüğünün Efendimiz olduğundan şüphe yok" der, "zira şeytan Resulullah'ın şekline giremez. Korkarım Medine'de tatsız şeyler oluyor. Bana sorarsan hiç durmayalım, derhal Münevver Beldeye koşalım."

      Yanlarına kartal bakışlı, kaplan pençeli beş on cengâver alır yola çıkarlar. "Şam nire, Hicaz nire" demez, gece gündüz at koştururlar. Tamı tamına onaltı günde Medine'ye ulaşırlar. (1162)

     Herkes gelsin hediyesini alsın

     Nureddin Zengi şehre girince valiyi çağırır ve "küçük büyük herkesi çağır" der, "Nezrim var, Medinelilere hediye dağıtacağım."

      Halkı Mescid-i Nebevi'nin önünde toplar, hediyesini alanı evine uğurlar. Gelenleri tek tek gözden geçirir ama yok, yok, yok! Rüyasında gördüğü iki adamı bulamayınca valiyi kenara çekip sorar "gelmeyen kaldı mı?"

 

-Benim bildiğim kadarıyla kalmadı ama...

-Aması ne?

-İki garip misafirimiz var. Sabahlara kadar ibadet ediyorlar. Sanırım şimdi uyudular

-Onları da getir hediyelerini alsınlar.

     Vali "başüstüne" der ve iki derviş kılıklıyı peşine takar. Nureddin Zengi onları görür görmez tanır, vezirine göz kırpar. Hainleri deprenemeden yakalar, sorguya alırlar. Bunlar İspanya kralının casusları çıkar, akılları sıra tünel kazıp Efendimizin cesed-i şeriflerini kaçırmaya kalkışırlar. Zeminden çıkan toprağı gece karanlığında Cennet-ül Baki'ye (kabristana) boşaltırlar. Tam işleri bitmeli olmuştur ki, Nureddin Zengi ortaya çıkar.

 

      Atabeğimiz bu iki şerefsizin kafasını vurmakla kalmaz, türbe-i şerifin etrafına derin hendekler kazdırır ve içine erimiş kurşun akıtır. İşte şimdi içi rahatlar.

YORUM EKLE