Müslüman bir kişiyi yurt dışında Gayr-ı Müslimlerin mezarlığında defnetmek caiz mi?

      Dinimize göre cenazeyi öldüğü yere defnetmek menduptur. Cenazeyi defnetmeden önce başka yere nakletmek mekruh olmakla beraber caizdir. Definden sonra kabrinden çıkararak nakil ise kesin zaruret olmadıkça mutlak suretle caiz değildir.
      Buna göre yurtdışında ölenlerin, bulundukları yerde bir Müslüman kabristanı varsa, orada defnedilmeleri uygun olur. Şayet Müslüman kabristanı yoksa Hıristiyan mezarlığında Müslümanlar için ayrılmış olan bölüme defnedilmeleri mümkün olduğu gibi, Türkiye'ye nakledilmeleri de caizdir.
     Ama orada gömülmelerinin dini bir sakıncası yoktur. Tabi gömerken Müslümanların kabristanına gömmek gerekir. Ya da gayrı Müslimlerin mezarlarının olmadığı köşede bir yerde gömmelidir
 
Namaz kıldığımız yer bize şahitlik yapacak mı?
       İslam inancına göre kıyamet günü namaz kılınan yerler kişiye şehadet edecektir.  Yani namaz kıldığımız mekânlar, camiler, mescitler, yerler… bize şahitlik edecektir. Söz konusu bu mekânlar falan Müslüman burada namaz kıldı diye bize ahirette şahitlik yapacaktır. İşte bu inançtan dolayı namaz kılan kişi değişik yerlerde namaz kılayım da bana şehadet edecek yerler daha çok olsun anlayışıyla bir namazı bir mekânda kıldıktan sonra diğer namaz için yerini değiştirmektedir.
      Toplumumuzda bir örf haline gelen bu uygulama hem güzel hem de dinde bir sakınca olmayan bir örftür.
 
Abdesti tam olup olmadığı konusunda vesveseye düşen ne yapmalı?
     Vesvese, çeşitli sebeplerle insanın yaşadığı kararsızlık, şüphe ve kuruntu halidir. Bu hal, çoğu kere abdest ve guslün tamam olup olmadığı şeklinde görülmekte, elde olmayan kötü ve yanlış düşünceler şeklinde de olabilmektedir.
    Vesvese sebebi ile gusül ve abdestin tekrarlanması gerekmez. Vesvese gelse bile abdest ve gusle devam edilmelidir.
   Kişi vesveseye itibar etmemeye çalışmalı, içe doğan şüphe ve tereddüt hallerinin asılsız olduğunu kendine telkin etmeli, ayrıca zaman zaman Felak ve Nas  Surelerini, anlamlarını da düşünerek okumalıdır.
    Vesvesenin evhamlarına kendini kaptıran kişinin ibadet etmesi, namaz kılması, abdest ve gusül alması zorlaşır onun için vesvese başladığı anda ondan uzak durmalı ve kulak asılmamalıdır.
 
Her namaz için abdest almak gerekir mi?
      Abdest, namazın ön şartıdır. Abdest bozulmadığı müddetçe onunla kılınacak namaz konusunda herhangi bir sayı sınırlaması yoktur. Çünkü abdestin eskisi yenisi olmaz.
      Abdest var olduğu sürece bütün namaz çeşitleri farzı, sünneti, nafilesi, kazası, teravihi fark etmeksizin bu abdestle kılınabilir. Yani kişi ne kadar abdestli kalabilirse o kadar o abdestle namaz kılabilir. Dolayısıyla her namaz için ayrıca bir abdest almak gerekmez.
 
Keyfi olarak üç cumaya gitmeyen kimsenin nikahına zarar gelir mi?
         Cuma namazı şartları taşıyan erkek Müslümanlara dinen farzdır. Kur'an-ı Kerim: "Cuma günü namaza çağırıldığınız zaman, Allah'ı zikre koşun ve alış-verişi bırakın.” buyuruyor.
       Sevgili Peygamberimiz de, mazeretsiz Cuma namazını terk edenler için azim tehditlerde bulunuyor. İşte bunlardan birisi, cuma namazını üç defa terk edenin kalbinin mühürleneceğini ifade eden hadisidir ki, bu hadis Müslümanlar arasında yanlış algılanmış bunun yerine üç cumayı terk eden kâfir olur şeklinde algılanmıştır.
       Aslında böyle bir şey ne Peygamberimizden nakledilmiştir ne de İslam'ın sair kaidelerine uygundur. Zira bir insan cumanın farziyetini inkâr etmeksizin, hayat boyu cuma kılmasa sadece günahkâr asi bir kul olur. Böyle bir kişi tasvip etmediğimiz halde ömründe hiç Cuma namazı kılmamış olsa dahi Cenaze namazı kılınır. Zira yukarıda ifade ettiğimiz gibi o, sadece günahkârdır. Ama hafazanallah Cuma namazının farz oluşunu inkâr ederse dinden çıkacağı için bu kişinin namazı kılınmaz.
 
Günün Ayeti
İnsanlara darlık geldikten sonra onlara bolluğu taddırdığımızda, hemen ayetlerimize dil uzatmağa kalkışırlar
 
Günün Hadisi
Şunu bilin ki, en hayırlı ameliniz namazdır
 
Günün Duası
Ya rabbi bugün bir an da olsa bizi nefsimizle şeytanımızla baş başa bırakma
 
Günün Sözü
Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez. Mehmet Akif Ersoy
 
Bunları biliyor muyuz?
Altın Oluk Nedir?
   Ka'be'nin üzerine konan ve yağmur sularının dışarıya akmasını sağlayan, altından yapılmış oluğa verilen isimdir. Bu oluğa mîzab-ı Ka'be de denir.
 
Günün Nüktesi
Bu Akşam Hindistan'da
     Hz. Süleyman'ın sarayına kuşluk vakti saf bir adam telaşla girer. Nöbetçilere, hayati bir mesele için Hz. Süleyman'la görüşeceğini söyler ve hemen huzura alınır. Hz. Süleyman benzi sararmış, korkudan titreyen adama sorar:
      "Hayrola ne var? Neden böyle korku içindesin? Derdin nedir? Söyle bana..."
      Adam telaş içinde:
      "Bu sabah karşıma Azrail çıktı. Bana hışımla baktı ve hemen uzaklaştı. Anladım ki, benim canımı almaya kararlı..."
      "Peki ne yapmamı istiyorsun?"
      Adam yalvarır:
      "Ey canlar koruyucusu, mazlumlar sığınağı Süleyman! Sen her şeye muktedirsin. Kurt, kuş, dağ, taş senin emrinde. Rüzgarına emret de beni buradan ta Hindistan'a iletsin. O zaman Azrail belki beni bulamaz. Böylece canımı kurtarmış olurum. Medet senden!"
      Hz. Süleyman, adamın haline acır. Rüzgarı çağırır ve:
      "Bu adamı hemen al. Hindistan'a bırak!" emrini verir. Rüzgar bu... Bir eser, bir kükrer. Adamı alır ve bir anda Hindistan'da uzak bir adaya götürür.
      Öğleye doğru Hz. Süleyman, divanı toplayarak gelenlerle görüşmeye başlar. Bir de ne görsün, Azrail da topluluğun içine karışmış, divanda oturmaktadır. Hemen yanına çağırır:
      "Ey Azrail! Bugün kuşluk vakti o adama neden hışımla baktın? Neden o zavallıyı korkuttun?" der. Azrail cevap verir:
      "Ey dünyanın ulu sultanı! Ben, o adama öfkeyle, hışımla bakmadım. Hayretle baktım. O yanlış anladı. Vehme kapıldı. Onu, burada görünce şaşırdım. Çünkü Allah bana emretmişti ki:
      "Haydi git, bu akşam o adamın canını Hindistan'da al!"
      "Ben de bu adamın yüz kanadı olsa, bu akşam Hindistan'da olamaz. Bu nasıl iştir, diye hayretlere düştüm. İşte ona bakışımın sebebi bu idi."


 

YORUM EKLE