Müslüman olmayan kimsenin İslam ülkesinde yaşama hakkı var mı?

 

 

Müslüman bir ülkede Müslüman olmayan kişiler cizye vermek kaydı ile İslam ülkesinde yaşayabilirler. Bunlar cizye vererek huzur ve emniyet içinde İslam ülkesinde yaşarlar.

      Cizye, gayr-i Müslim azınlığın İslam Devletine verdiği verginin adıdır. Bununla, belli bir muhtariyete ve özel bir statüye sahip olurlar. Ayrıca malları, canları, namusları ve güvenlikleri de İslam devletinin korumasındadır. 

 

Müslümanlardan da cehenneme giden olacak mı?

Müslüman ya da kafir fark etmeksizin bütün insanlar cehennemi görecektir. Nitekim bu hususta Allah’u Teala Meryem suresinin 71. ayetinde mealen şöyle buyurmaktadır: İçinizden oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur. Bu, Rabbiniz için kesinleşmiş bir hükümdür.”

       Allah, bu ayette “cehenneme girme” hitabını kullanmıyor. “oraya uğrayacak” hitabını kullanıyor.

       Bundan kastedilen de cehennemde yanacak olanların oraya girmesi, cennete girecek müminlerin de cehennemin üstünden geçerek orayı ve içindekileri görmesidir. Böylelikle oraya uğramayan hiçbir kimse kalmayacaktır.

      Buna göre bu ayetten de anlaşıldığı gibi her insan cehennemi görecektir. Ama kimisi orada ebediyen kalacak ki bunlar kafirlerdir. Kimisi de azap görüp daha sonra da cennete geçecektir ki bunlar da bazı Müslümanlardır. Kimisi de onu görerek direk cennete gidecektir ki bu da cenneti direk hak etmiş Müslümanlardır.

 

Müslüman çocuk gayrı Müslim babadan kalan mirası alabilir mi?

      İslam’a göre din ayrılığı mirasçı olmaya mani hallerdendir. Baba ve oğul birbirine mirasçı olması için ikisinin de aynı inanç ve dinde olması gerekir. Yani ikisinin de Müslüman olması gerekir. Biri kafir diğeri Müslüman olursa ne baba oğula ne de oğul babaya mirasçı olamaz.

     Buna göre Müslüman çocuk Müslüman olmayan babadan kalan mirası alamaz.

 

Abdestte organlarımızı niçin üç defa yıkıyoruz?

      Abdest alırken, abdest organlarını bir defa yıkamak farzdır. Üçer defa yıkamak ise sünnettir.  Abdestin geçerli olması için abdest organlarını en az bir defa yıkamak gerekir. Birden fazla yıkamak ise farzın fazlası olur. Bu fazlalık şayet üç defa olursa Efendimizin sünneti olmuş olur. Çünkü efendimiz abdest alırken abdest organlarını üçer defa yıkarmış.      

      Dolayısıyla ibadette efendimizi örnek aldığımızdan abdest aldığımızda abdest organlarını üçer kere yıkıyoruz bu da sünnet oluyor.

 

Yemeğe üfürmenin dini bir sakıncası var mı?

     Yiyecek ve içeceklere üfürmek caiz olmakla beraber mekruhtur. Çünkü verilen nefeste insan sağlığına zarar verecek karbon vardır. Bundan dolayı Hz. Peygamber hadisi şeriflerinde bu hususta," Bardağı ağzından çek sonra nefes al" buyurmaktadır.

      Buna göre yiyecek ve içeceklere üflemek insan sağlığına zararlı olduğundan üfürmek mekruhtur. Mekruh olduğu için sakınmak daha iyi ve daha güzeldir.

 

Hasta olan oğlum iyileşirse kurban keseceğim diyen kimse bu adağın etinden yiyebilir mi?

      Bu bir adaktır şart yerine gelirse kesilmesi vacip hale gelir. Yani çocuk memur olursa bu adak kesilmek zorundadır. Ancak adak yapan kimse, adadığı hayvanın etinden yiyemez. Etin tamamını dağıtması gerekir. Şayet bir miktar yemiş olursa, yediği etin kıymetini fakirlere para olarak vermesi gerekir

      Adak yapan, adadığı hayvanın etini, fakir olsalar bile, usul ve füruna ve geçimi üzerine bağlanmış bulunanlara yediremez. Usul, ana ve baba tarafından yükselen soya denir. Füru, evlatlardan aşağı inen soylara denir.

 

Günün Ayeti

Zalimlerin işlediklerinden Allah´ı habersiz sanma. Allah onların cezasını öyle bir güne bırakır ki, o gün gözler dehşetten donakalacaktır

 

Günün Hadisi

Hangi idareci yoksul ve düşkünlere kapısını kaparsa, Allah da ona fakirlik, ihtiyaç ve düşkünlüğüne karşı rahmet kapılarını kapar.

 

Günün Sözü

Manevi dünyanız zengin olsun. Sonra maddi zenginlik gelir.

Sakıp Sabancı

 

Günün Duası

Allah’ım bugün bana senin rızanı kazandıracak bir amel nasip eyle.

 

Bunları biliyor muyuz?

Örf Nedir?

     İnsanların benimseyip alışkanlık haline getirdiği işler ile lafızların, duyulduğunda hatıra başka anlam gelmeyecek derecede özel bir anlamda kullanılmasının teamül haline getirilmesi demektir.

 

Günün Nüktesi

Bir insanı tanıma yolları nelerdir?

 'Bir adam Hz. Ömer'in yanında bir hususta şahitlikte bulunmuştu. Ömer ibnü'l-Hattâb hazretleri ona,

' Ben seni tanımıyorum, seni tanıyan birini getir, dedi.

Orada bulunanlardan birisi,

' Ben onu tanıyorum, deyince Hz. Ömer,

' Nasıl bilirsin? Diye sordu. O da,

' Emin ve âdil bir adam olarak tanıyorum, cevabını verdi.

Hz. Ömer tekrar sordu:

' Gecesini gündüzünü bildiğin, yakın bir komşun mudur?

' Hayır, diye cevap verdi adam.

Hz. Ömer sormaya devam etti:

' İnsanın takvasını ortaya koyan, muamelesidir. Bu adam, alış veriş yaptığın bir kimse midir?

Adam tekrar,

' Hayır, dedi.

Hz. Ömer bu defa;

' Bununla, insanın ahlâkının güzel veya çirkin olduğunu anlamaya imkân veren bir yolculuk yaptın mı? Diye sordu.

Adam bu soruya da,

' Hayır, cevabını verince, Hz. Ömer,

' Sen onu tanımıyorsun, dedi ve sonra da adama dönerek,

' Git, seni tanıyan birini getir, buyurdu.'

    Demek ki bir insanı iyi tanıyabilmek, doğruluk ve dürüstlüğünden emin olabilmek için; onunla, ya yakın komşuluk yapacaksın veya alış-verişte bulunacaksın yahut da beraber yolculuk edeceksin... Aksi takdirde, yani bu ölçülerden hiçbirisi ile tartmadığın bir kişi hakkında, müsbet veya menfî yönde şahâdette bulunmayacaksın. Zira bu demektir ki, sen onu tanımıyorsun.

YORUM EKLE