Müslüman'ın öldükten sonra yakılma vasiyeti yerine getirilmek zorunda mı?


       Müslüman olan kişinin öldükten sonra yıkanıp, kefenlenerek ve namazı kılınarak gömülmesi esas olandır. Dinimizin ölçüsü budur. Hz. Peygamberimizin uygulaması da böyledir.

       Kişinin öldükten sonra yakılıp küllerinin denize dökülmesi İslam inancında olan bir uygulama değildir. Çünkü Müslüman kimse mükerrem bir varlıktır. Yaşarken de öldükten sonra da mekerremdir. Ona her zaman saygılı olmak dini bir gerekliliktir.

       Dolayısıyla bir Müslüman'ın yakılmak gibi bir vasiyette bulunması dinen uygun değildir. Böyle bir vasiyeti olsa dahi geride kalan akrabalarının böyle bir vasiyeti yerine getirmesi caiz olmaz.

 

Yolculukta namazları cem ederek kılmak caiz mi?

       Belirli şartları taşıyan her Müslüman'a günde beş vakit namaz farzdır. Her namaz kendi vakti içinde edâ edilmek üzere farz kılınmıştır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: "Namaz, müminler üzerine belli vakitlerde edâ edilmek üzere farz kılınmıştır" (Nisa Suresi, ayet 103) buyrulmaktadır. Bu itibarla normal şartlar içinde her namazın vaktinde kılınması gerekir.

        Ancak Hanefi mezhebine göre hac mevsiminde arefe günü Arafat ve Müzdelife'nin dışında hiçbir yerde namazların birleştirilerek kılınması caiz değildir.

        Fakat Şafii mezhebine göre ise, yolculuk gibi zorunluluk hallerinde öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazları duruma göre takdim veya tehir edilerek birlikte kılınabilir.

 

Allah’tan başka gaybı bilen var mı?

       Gaybı Allah'tan başka kimse bilmez bilemez. Nitekim bu hususta Kur'an-ı Kerim'de mealen şöyle buyrulmaktadır:"De ki: Göklerde ve yerde, Allah'tan başka kimse gaybı bilmez..." (Nemi: 65)

       Resul-i Ekrem Efendimiz de: "Kahin ve falcıya (gaybten haber veren kişiye) inanan kimsenin kırk gün namazı kabul olmaz",  "Ona inanan kişi bana indirileni (kitabı ve vahyi) inkar etmiş olur".

       Bu itibarla çeşitli akıl dışı işlemlerle gelecekteki olaylar hakkında olumlu veya olumsuz haber vermek iddiasında bulunmak doğru değildir. Aynı zamanda inanmak da dinen caiz değildir.

 

Ce­ma­at­le Na­ma­z kılmanın sevabı ne kadardır? 

     Ce­ma­at­le na­ma­z kılmanın meşruluğu Kur’an, Sün­net ve icma de­lil­le­ri­ne da­ya­nmaktadır. Allah Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de bu hususta mealen şöy­le bu­yu­rmaktadır:“Ve sen iç­le­rin­de olup da on­la­ra na­maz kıl­dı­ra­cak olur­san, on­lar­dan bir bö­lü­mü se­nin­le bir­lik­te na­ma­za dur­sun, si­lah­la­rı­nı da yan­la­rı­na al­sın­lar.”  Al­lah’u Teâlâ bu ayetten anladığımız kadarı ile savaş sırasın­da bi­le ce­ma­at­le na­maz kıl­ma­yı em­ret­miş­tir. Kor­ku­lu an­lar­da ce­ma­atle namaz kılmak em­re­di­liyorsa, gü­ven için­de bu­lu­nul­du­ğu za­man ön­ce­lik­le ce­ma­at ha­lin­de na­maz kıl­mak gerekir.
       Hz. Pey­gam­ber de, ce­ma­at­le na­ma­z kılmayı teş­vik ede­rek şöy­le bu­yur­muş­tur: “Ce­ma­at­le kılınan na­maz, tek ba­şı­na kı­lı­nan na­maz­dan yir­mi ye­di de­re­ce da­ha fa­zi­let­li­dir.”
Buna göre cemaatle namaz kılmak dinen çok güzel bir davranış ve Hz. Peygamberin de sünnetidir. Sevabı da münferiden kılınan namazdan 27 kat daha fazladır.

 

 

Hastalık ve musibetler günahlara kefferat olur mu?

      İnsanın başına gelen sıkıntı ve hastalıklar onun günahlarına kefaret olur. Yani başa gelen ölümlere, sıkıntılara, acılara, elemlere, hastalıklara sabredip Allahtan gelenin baş üstünde yeri var deyip metaneti ve vakarı korumak kişinin günahlarına kefferattir.  Yani kişinin günahlarını affettirme vesilesidir.

      Nitekim sevgili peygamberimiz bir hadisi şerifinde bu hususta mealen şöyle buyurmaktadır: “Mü'mine musibet nevinden her ne ulaşır ise günahlarına bir kefaret olur. Musibet, beklenmedik bir hâdise olmuş, ayağına batan bir diken olmuş fark etmez." (Müslim, Birr 49)

      Yine sevgili Peygamberimiz bir başka hadisinde bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Allah hayrını dilediği kimseyi günahlarını bağışlamak ve derecesini yükseltmek için sıkıntıya sokar.”

       Ancak kefferatın olabilmesi için başa gelen bu musibet ve hastalıklara sabretmek gerekir.         

 

 

Günün Ayeti

Eğer Allah rızkı kullarına bol bol verseydi, mutlaka yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Fakat O dilediğini belli bir ölçüye göre indiriyor.

 

Günün Hadisi

Öfkesini tutan kimsenin ayıbını Allah örter 

 

Günün Sözü

Manevi dünyanız zengin olsun. Sonra maddi zenginlik gelir.

Sakıp Sabancı

 

Günün Duası

Allah’ım aklımıza, sağlımıza ve ailemize mukayyet ol.

 

Bunları biliyor muyuz?

Halvet ne demektir?

     Bir tasavvuf terimi olarak, günahtan korunmak ve daha iyi ibadet edebilmek amacıyla ıssız yerlerde yaşamayı tercih etmek demektir.

 

Günün Nüktesi

Niçin?

       Resul-i Ekrem efendimiz her zamanki gibi meclisinde oturmuş ve dostları da etrafında halka şeklinde, onu bir yüzük taşı gibi ortaya almışlardı. Bu arada eski elbiseli fakir bir Müslüman kapıdan içeriye girdi. Etrafına bakındı ve boş bir yer buldu; gitti oraya oturdu. Tesadüfen ileri gelen zenginlerden birisinin yanına oturmuştu. Zengin adam elbisesini toplayarak ondan bir az uzaklaştı. Bu hareketleri izleyen Resul-i Ekrem ona dönerek:

- Fakirliğinden sana bir şey geçer diye mi korktun?

- Hayır ya Resülallah.

- Servetinden ona bir pay düşer diye mi korktun?

- Hayır ya Resülallah.

- Elbiselerin kirlenir diye mi korktun?

- Hayır ya Resulallah.

- O halde niçin yanından uzaklaşıp bir kenara çekildin?

- Yanlış bir iş yaptığımı ve hata ettiğimi itiraf ediyorum. Şimdi bu hatamın telafisi ve bunun keffareti olarak servetimin yarısını bu Müslüman kardeşime vermeye hazırım dedi. Çünkü ona karşı yanlış bir hareket yaptım. Beni bağışlayın ya Resülallah.

- Eski giyimli adam: Fakat ben bunu kabul etmeye hazır değilim.

- Cemaat: Niçin?

- \"Çünkü bir gün beni de bir gururun sarmasından ve bir Müslüman kardeşime, bu gün bu şahsın bana yaptığı gibi, aynı hareketi yapmaktan korkuyorum\" der.

YORUM EKLE