Namaz kılarken dünya işini düşünmek namaza zarar verir mi?

     Namazdaki düşünce namazı bozmaz. Fakat elden geldiği kadar düşünmemeye gayret etmelidir! Namazda manasını bilenin, okuduğunu düşünmesi iyi olur. Namaz kılan kimse kendinin son namazı olduğunu düşünerek, huşu içerisinde namazını kılmalıdır.

     şünmek bir fiil olmadığından namazı bozmaz. Ancak namazı bozmamakla beraber namazın vakarına ve ruhuna aykırıdır sakınmak gerekir.

 

Müslüman olarak ölmeyen kimseye Fatiha okumak caiz mi? 

     Allah Teala kâfirleri Cehennem'e koyacağını ve onların orada ebedî kalacağını bir çok ayeti kerimesinde, Hz. Peygamber de hadisi  şeriflerinde  bildirmiştir. Nitekim  Kur’an-ı Kerim’de geçen bu ayetler buna işaret etmektedir.

 "Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra akraba dahi olsalar, müşrikler için mağfiret dilemek Peygambere ve mü'minlere yaraşmaz" (Tevbe (9) 113).

     "Onlardan ölen kimsenin namazını sakın kılma! Mezarı başında da durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü inkâr ettiler...."

    "Onlara ister bağışlanma dile, ister dileme, fark etmez. Onlara yetmiş defa bağışlanma dilesen de Allah onları asla bağışlamayacaktır. Bu, onların Allah'ı ve Resulünü inkâr etmesinden ötürüdür. (Tevbe (9) 80)

     Bunun aksini istemek Allah'ın emirlerini red etmek ve onu yalanlamak olur ki bu da küfürdür.

     Buna göre kâfir olarak ölen birisi için dua etmek küfürdür. Onun bağışlanması için dua edilemeyeceği gibi aynı şekilde ona Yasin, Fatiha  gibi Kur’an’ın bir suresini okumak veya mezarında dua etmek  de caiz değildir.   

     Ancak  hayatta olan kâfirlerin doğru yolu bulmaları, hidayete ermeleri, İslam ile müşerref olmaları için dua etmede bir sakınca yoktur. Çünkü Rasulüllah Efendimiz Uhud savaşında mübarek dişleri kırılıp, yüzü yaralandığında, müşrikler için: "Allah'ım kavmimi bağışla, çünkü onlar bilmiyorlar" diye dua etmişlerdi.

     Dolayısıyla ölmüş birisine dua etmek, fatiha okumak için  İslam dinine göre o kişinin Müslüman olarak vefat etmiş olması lazım. İslam dışındaki bir inanç veya inançsızlık üzerine ölmüş ise ona rahmet okunmaz, dua edilmez, mezarının başında Kur’an veya Fatiha da okunmaz.

     Ama kafirin vefatından dolayı onun akrabalarına baş sağlığı ve sabır dilenebilir.  Şayet kafir olduğunu nerden bileceğiz biz insanın kalbinde miyiz? Diye sorulacak olursa ona şöyle cevap veririz: Biz gördüğümüze göre hüküm veririz  ve vermek zorundayız. Müslüman anne ve babadan doğmuş, İslam’ı kabul etmiş, ibadetlerini yerine getirmiş bir insanın imanına hükmederiz. Müslüman kabul ederiz. Çünkü dışardan böyle biliniyor ve görülüyor. Ama kalbinde İslam’ı ret etmiş ve kafir olmuş ise ve bunu halka açıklamamış ise biz kafir olduğunu bilmediğimizden Müslüman olarak kabul ederiz ama o Allah indinde kafirdir. Allah ahiret gününde ona kafir muamelesi yapar çünkü onun kafir olduğunu biliyor.

       Aynı şekilde kafir olarak bildiğimiz bir insan kalbinde inanmış ve ibadetlerini, görevlerini yerine getirmiş ise ve İslam’ın inancına aykırı bir şeye inanmamış veya işlememiş ise bizim yanımızda kafirdir. Çünkü onun Müslüman olduğuna dair bir şey görmedik. Görmediğimiz için ve kafir olarak bilindiğinden küfrüne hükmederiz. Ama o kişi kendisi ile Allah arasında Müslüman olduğundan Allah indinde Müslüman olarak muamele görür. Çünkü Allah onun imanını biliyor. Ahirette Müslüman’a yaptığı muameleyi buna da yapacaktır.

 

Müslüman olmayan patronun yanında çalışmak caiz mi?

   Yabancı yani Müslüman olmayan kişilerin sahip olduğu şirketlerde, işyerlerinde yapılan iş haram olmadığı sürece çalışmada bir sakınca yoktur. Yani içki, domuz gibi haram bir mamul yoksa kazancın ve çalışmanın bir sakınca yoktur. Elde edilen kazanç ve para helaldir. Kaldı ki yapılan iş ve imalat haram olsa Müslüman kişinin yanında da çalışılmaz. Mesela: Müslüman kişi içki üretse onun da yanında çalışmak caiz değildir.

     Dolayısıyla kimin yanında çalıştığınızın bir anlamı yok ama yaptığınız işin bir anlamı var. İş helalse kazançta helaldir. İş haram ise kazançta haramdır. Orada da çalışmak caiz değildir. 

 

Günün Ayeti

Gerçek tartı kıyamet günündedir.

 

Günün Hadisi

Şunu bilin ki, en hayırlı ameliniz namazdır

 

Günün Duası

Ya rabbi bugün bir an da olsa bizi nefsimizle şeytanımızla baş başa bırakma

 

Günün Sözü

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez. Mehmet Akif Ersoy

 

Bunları biliyor muyuz?

Hulefâ-i Râşidin kimdir?

    Peygamber Efendimizden sonra halifelik yapan Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali olmak üzere dört halifeye verilen bir sıfattır.

 

Günün Nüktesi

Dön namazını tekrar kıl

      Resulullah efendimiz, bir gün mescitte ashabıyla birlikte otururken, ismi Hallad olan, namazı yeni öğrenmiş bir bedevi zat girdi. Rüku ve secdesini tam yapmadığı bir namaz kıldı.

Sonra huzura gelerek selam verdi. Resulullah Efendimiz selamını aldı ve.

- Dön namazını tekrar kıl, buyurdu.

O zat dönerek, önceki kıldığı gibi namazını tekrar kıldı. Resul-i Zişan,

- Dön tekrar kıl; çünkü sen, namaz kılmış olmadın! buyurdu.

Bu hal üç defa tekerrür edince Hallad:

- Ya Resulullah! Seni hak ile gönderen Allah’a yemin olsun ki, ancak bu kadar biliyorum, doğrusunu bana öğretir misin? dedi.

Bunun üzerine Efendimiz:

- Namaz kılmak isteyince güzelce abdest al, kıbleye dön, iftitah tekbirini al, kolayına geldiği kadar Kur’an oku, sonra rükua varıp sükunet buluncaya kadar dur. Sonra başın büsbütün doğruluncaya kadar ayakta kal, sonra secdeye varıp mutmain oluncaya kadar dur, başını kaldırıp hareketsiz kalıncaya kadar otur.

 

       Bunları bütün namazlarda böylece yaparsan namazın tam olur, bundan neyi eksiltirsen namazı eksiltmiş olursun, buyurdu.

YORUM EKLE