Namaz kılarken yapılan secdede burun yere değmese namaz geçerli olur mu?

Namaz kılarken yapılan secdede burun yere değmese namaz geçerli olur mu?

            Namazın geçerli olmasının rükünlerinden birisi de namazda secdeye varmaktır ki her rekatta iki defa secde etmek farzdır.  Bu secde de yedi aza ile yapılır. Yani 2 ayak, 2 diz, 2 el ve yüz ( alın ve burun) ile secde yapılır.  yani secdede aynı anda hem alnı hem de burnu yere değdirmek gerekir. Bir özür olmadan secdede burnu yere koymamak ise mekruhtur.

            Buna göre, namaz kılarken secdede özürsüz olarak burnun konulmaması mekruhtur. Ancak mekruh da olsa bu namaz geçerlidir. Fakat namazda alın yere konulmazsa namaz geçersizdir.

 

Kerahet vaktinde Tahiyyetü’l mescit namazı kılmak caiz mi?

            Mescidi/Camiyi selamlama namazıdır. Camiye giren kimsenin, mescidlerin sahibi olan Allah'a saygı ve ta'zîm amacıyla iki rekat namaz kılması anlamına gelir ki Hz. Peygamber, "Biriniz mescide girdiğinde, oturmadan önce iki rekat namaz kılsın."(Buhârî, "Salât", 60.) buyurmuştur.

            Buna göre Camiye girdiğimizde kerahet vakti değilse iki rekat mescidi selamlama namazı kılmamız sünnettir. Şafii Mezhebine göre, camiyi girildiği her an Tahiyyetü’l mescit namazı kılınabilir ve bu namaz için kerahet vakti yoktur.

 

Ebeveynler çocuklarının başka şehre taşınmasına ya da gurbete çıkmalarına dinen engel olma hakları var mı?

       İslam dininde anne ve babanın evlât üzerinde hakkı çoktur. Bir evlâdın ilk işi onların rızalarını kazanmak, gönüllerini almaktır. Öyle ki İslam dini, cennete girmenin bir yolu da anne ve babanın rızasından geçtiğini kabul etmektedir.

        Onun için İslam dini, evladın anne ve babasına karşı saygılı ve hürmetkâr olmasını, onların söz ve telkinlerini dinlemesini Kur'an-i bir ifade ile onlara öf bile demeyi yasaklamıştır. Çocuk anne ve babanın telkinlerini dinlemek zorunda ama bu telkin ve istekler dini çerçeveyi ihlal ediyorsa çocuk anne ve babasına itaat etmek zorunda değildir. Zira inancımızda yaratılmışa masiyet ve günah konusunda itaat etmek yasaklanmış ve haram kılınmıştır.                

      Aynı şekilde çalışmak, okumak, yaşamak veya Hacca gitmek gibi makul ve meşrû işlere ana-babanın izin vermemesi halinde duruma bakılır: Ana babaya bakılacak kadar imkân hazırlanmış, evlâda muhtaç olmayacak bir ortam temin edilmişse, ana babanın böyle bir seyahate engel olmaya hakları olmaz. 

      Şayet, evlat ana babayı bakıma muhtaç halde bırakıyor, kendine muhtaç durumdan kurtarmadan gidiyorsa, kendisine izin verilmeyebilir. Bu takdirde evlâdın gitmeye de hakkı olmaz.

 

Yemin kefaretinde zengin fakir ayırımı var mı?

         Yemin eden kişinin fakir ya da zengin olması neticeyi değiştirmez. Bir yemin edilmiş ise ve bu yemin bozulmuşsa onun kefaretini yerine getirmek gerekir. Bu kefareti yerine getirecek kişinin de fakir ya da zengin olması bir şey değiştirmez. Ancak bu kefaretin bir sıralaması vardır. Kişi gücüne göre o sıralamayı yerine getirecektir.

      Yemin kefaretindeki sıralama da şöyledir“köle azad etme, güç yoksa 10 fakiri yedirme yoksa giydirme bu güç de yoksa 3 gün oruç tutmak.”

      Eğer yemin eden kişi köle azat etme, on fakiri sabah akşam yedirme ya da giydirme gücüne haiz değilse o zaman yeminine kefaret olarak üç gün oruç tutar.

      Kişi gücüne göre bu sıralamaya uyması gerekir.

 

Günün Ayeti

"O halde yetime zulüm etme. Dilenciyi de azarlama. Sadece Rabbinin nimetini (hatırla ve) anlat. "

Duha, 93/9-11.


Günün Hadisi

“En cimri insan benim adım anıldığında bana Salât-ü Selam getirmeyendir”

Tirmizi, “Daavât,” 110.

 

Günün Sözü

Akıllı bir insan kazandığı paranın birazını, aldığı nasihatin ise birçoğunu bir yana koyar.

Harry Carns

 

Günün Duası

Allah’ım bugün bana kabirde ve ahirette fayda sağlayacak iş ve ameller nasip eyle.

 

Bunları biliyor muyuz?

Yemin-i Gâmûs

Bir konuda bile bile yalan söyleyerek yemin etmek demektir.

 

Günün Nüktesi

Yazıklar Olsun…

Ebû Hureyre diyor ki: Hz. Peygamberim:

- Yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun, buyurdu.

Kendisine:

- Kime yazıklar olsun, ey Allah'ın Resûlü, diye soruldu.

Peygamberimiz:

- Anne-babasından birinin veya her ikisinin ihtiyarlık zamanlarına yetişip de Cennete giremeyene (onları razı ederek cennete girmeyi hak edemeyene), buyurdu.

(Müslim, Birr, 3)

YORUM EKLE