Öldürülen kimsenin ömrü kısaltılmış mı oluyor?

       İslam inancına göre herkesin bir eceli vardır. Bu ecel ne geri alınır, ne de ileri alınabilir. Nitekim Kuran-ı Kerim'de bu konuda şöyle buyrulmaktadır.

"Her ümmet için takdir edilen bir ecel vardır. Ecelleri geldiği zaman ne bir an ileri, ne de geri alınamaz." (Araf 34)

        Buna göre öldürülen kimse eceliyle ölmüştür. O kimse için bundan başka bir ecel yoktur.

Katil, ölen kimsenin hayatını kısa kesmiyor, onu eceli gelmeden öldürmüyor. Bilakis ölen kişinin ölüm sebebi böyleydi ve vadesi dolduğundan, katil suç olmakla beraber bu fiili işlemektedir.

 

Gayr-ı müslimin kanını almak veya ona vermek caiz midir?

    Tedavi için yapılan kan naklinde, kan verenin Müslüman veya gayr-ı Müslim oluşunun bir farkı yoktur. Müslüman’dan kan alınabileceği gibi, Müslüman olmayandan da kan alınabilir. Aynı şekilde kan veren kimse Müslüman’a kan verebildiği gibi Müslüman olmayan kimseye de kan verebilir. Bunun da dini anlamda hiçbir sakıncası yoktur.

Müslüman olmayan komşumuz hastalandığında ziyaret etmemizde dinen bir sakınca var mı?

      Gayr-i Müslim komşunun veya tanıdığın evine gitmek, çayını içmek, yemeğini yemek, hatta gerektiğinde misafir kalıp evinde yatmak günah değildir. Hatta onlarla iyi münasebet kurup, onlara güzel örnek olmak yerinde ve güzel bir davranıştır. Ancak, bu sırada onlardan kötü alışkanlık ve âdet almamak gerekir.  Bilakis onlara İslami adet ve alışkanlıkların güzel örneğini vermek gerekir.

      Aynı şekilde gayr-i Müslim komşu ve tanıdığın hastası ziyaret edilir, yolculuktan döndüğünde “hoş geldin” denir, sevindirici, yahut üzücü bir duruma uğrarsa ziyaretine gidilebilir.

      Buna göre hastalandığında gayr-ı Müslim de olsa komşumuzun ya da tanıdığımızın ziyaretine gitmemizde bir sakınca yoktur.

Namazın kılınış şekli ve rekat sayısı neye göre belirlenmiştir?

     İslam dininde ibadetler tevkifidir. Yani hem farz oluş gerekçelerinin hem de uygulamalarının her yönüyle akılla bilinmesi mümkün değildir.

     Aynı şekilde ibadetlerle ilgili hususlar Kur’an’da genel olarak emredilmiş, Hz. Peygamber’in uygulamasıyla belirgin hâle gelmiştir. Kur’an’da, namazların belli vakitlerde farz kılındığı ve kıyam, kıraat, rükû ve secde gibi bir takım rükünlerinin olduğu bildirilmiş ancak söz konusu ibadetin detayları ve namaz içerisinde yapılması gereken diğer davranışlar ile ilgili hususlar Hz. Peygamber’in sünnetine bırakılmıştır.

      Nitekim sevgili Peygamberimiz, “Beni namazı nasıl kılarken gördüyseniz siz de öyle kılınız” (Buhârî, Ezan, 18) buyurmuştur.

      Buna göre namazla ilgili genel hüküm, rükün ve şartlar Kur’an’la, bunlara ilişkin ayrıntılar ise Hz. Peygamberin sünnetiyle belirlenmiştir.

 

Günün Ayeti

Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.

Bakara, 2/269

 

Günün Hadisi

“Gerçek zenginlik, mal çokluğu değil, gönül tokluğudur.”

Buhari, “Rikak,” 15.

 

Günün Sözü

“Aklın varsa başka bir akıl ile dost ol da, işlerini danışarak yap.”

(Mevlâna)

 

Günün Duası

Allah’ım güne ve haftaya bereketle başlamamı ve bereketle bitirmemi nasip et.

 

Bunları biliyor muyuz?

Hadîs-i Mütevâtir nedir?

Bir çok Sahabenin Peygamber efendimizden ve başka bir çok kimsenin de bunlardan işittiği ve kitâba yazılıncaya kadar, böyle pek çok kimsenin haber verdiği hadîs-i şerîfler. Mütevâtir hadîsleri rivâyet edenlerin yalan üzerinde sözbirliği yapmaları mümkün değildir

 

Günün Nüktesi

Sana Ne Oldu?

Üsâme İbni Zeyd şöyle dedi:

Resûlullahı şöyle buyururken işittim:

“Kıyamet günü bir adam getirilir ve cehennem ateşine atılır. Bağırsakları karnından dışarı çıkar ve onlarla birlikte değirmen döndüren merkeb gibi döner durur. Cehennem halkı onun yanına toplanırlar ve derler ki:

– Ey filân! Sana ne oldu?

-Sen iyiliği emredip kötülükten nehyetmez miydin?

O kişi de:

–Evet, iyiliği emrederdim, fakat kendim yapmazdım, münkerden nehyederdim, fakat kendim yapardım, der.”

Buhârî, “Bed’ül-halk,” 10.

YORUM EKLE