Öldürülen kimsenin ömrü kısaltılmış mı oluyor?

Öldürülen kimsenin ömrü kısaltılmış mı oluyor?

        İslam inancına göre herkesin bir eceli vardır. Bu ecel ne geri alınır, ne de ileri alınabilir. Nitekim Kuran-ı Kerim'de bu konuda şöyle buyrulmaktadır.

"Her ümmet için takdir edilen bir ecel vardır. Ecelleri geldiği zaman ne bir an ileri, ne de geri alınamaz." (Araf 34)

        Buna göre öldürülen kimse eceliyle ölmüştür. O kimse için bundan başka bir ecel yoktur.

Katil, ölen kimsenin hayatını kısa kesmiyor, onu eceli gelmeden öldürmüyor. Bilakis ölen kişinin ölüm sebebi böyleydi ve vadesi dolduğundan, katil suç olmakla beraber bu fiili işlemektedir.

 

Müslüman bir kişiyi yurt dışında Gayr-ı Müslimlerin mezarlığında defnetmek caiz mi?

      Dinimize göre cenazeyi öldüğü yere defnetmek menduptur. Cenazeyi defnetmeden önce başka yere nakletmek mekruh olmakla beraber caizdir. Definden sonra kabrinden çıkararak nakil ise kesin zaruret olmadıkça mutlak suretle caiz değildir.

      Buna göre yurtdışında ölenlerin, bulundukları yerde bir Müslüman kabristanı varsa, orada defnedilmeleri uygun olur. Şayet Müslüman kabristanı yoksa Hıristiyan mezarlığında Müslümanlar için ayrılmış olan bölüme defnedilmeleri mümkün olduğu gibi, Türkiye'ye nakledilmeleri de caizdir.

     Ama orada gömülmelerinin dini bir sakıncası yoktur. Tabi gömerken Müslümanların kabristanına gömmek gerekir. Ya da gayrı Müslimlerin mezarlarının olmadığı ayrı bir yerde gömmelidir

 

Cem’l’- Kur’an ne demektir?

      Kur'ân'ın toplanması, mushaf hâline getirilmesi demektir. Hz. Peygamber 'e inen âyetler; ince ve yassı taşlara, kaburga kemiklerine, derilere, kâğıtlara, hurma dallarına vb. şeylere yazılıyor ve muhafaza ediliyordu. Âyetler, inmeye devam ettiği için Peygamberin sağlığında Kur'ân, mushaf haline getirilmemişti.

      Hz Peygamber'in vefatından altı ay sonra, Yemâme savaşında birçok hâfızın şehit olması üzerine Hz. Ömer'in teşvikiyle Halife Hz. Ebû Bekir, Kur'ân-ı mushaf haline getirme kararı aldı ve bu görevi, Peygamberin Kur'ân'ı vahiy meleği Cebrail'e son okuyuşunda hazır bulunan, vahiy kâtibi ve hâfız olan Zeyd ibn Sabit'e verdi. Zeyd, titiz bir çalışma ile Kur'ân'ı mushaf haline getirdi ve halifeye teslim etti.

       Bu mushaf, Hz. Osman zamanında yine Zeyd ibn Sabit'in başkanlığında Abdullah ibn Zübeyr, Sâid ibn As ve Abdurrahman ibn Hâris'den oluşan bir komisyon tarafından çoğaltıldı. Yeryüzündeki bütün mushaflar, bu ilk mushafların aynıdır.

 

Günün Ayeti

Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık.

Araf suresi, 7/179.

 

Günün Hadisi

"Kim bir ağaç diker de büyüyüp meyve verinceye kadar bakımını yaparsa elde edilen her meyvesi Allah indinde onun için sadaka olur."

Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 374.

 

Günün Sözü

Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür.

Yavuz Sultan Selim

 

Günün Duası

Allah’ım bugün kusurlarımızı ve günahlarımızı affet ve bizi tövbesi kabul edilen kullardan eyle.

 

 Bunları biliyor muyuz?

Zül-Celali ve'l- İkram Nedir?

Esmâ-i hüsnâdan Kemal mertebesinde noksansız, kusursuz şeref ve kerem sahibi olan ve de kereminden yarattıklarına ihsan eden.

 

Günün Nüktesi

Kendimi Sana Feda Ederim...

            Ebu Talip Mekki anlatıyor:

"Allah'a aşık bir veli vardı, bütün malını mülkünü ve canını Allah yoluna adamıştı. Her nesi varsa Allah için harcıyor, geride hiçbir şey bırakmıyordu."

            Kendisine:

“Senin bu muhabbetinin sebebi nedir? diye sorulduğunda;

“İki insan gördüm aralarında konuşuyorlardı. Onlardan işittiğim sözler, beni bu hale sevk etti” dedi.

            Tanıdıkları:

“Ne işittin?” diye sordular.

            Aşık şunları anlattı:

“Sevdiğiyle baş başa kalan birisi sevgilisine:

”Allah’a yemin ederim ki, ben seni bütün kalbimle seviyorum, sen ise benden yüz çeviriyorsun..” dedi.

            Bunun üzerine sevgilisi:

 “Beni gerçekten seviyorsan, benim için ne vereceksin? diye sordu.

O da:

“Sahip olduğum bütün malımı mülkümü sana veririm. Ayrıca son nefesime kadar da hizmetinde bulunur, kendimi sana feda ederim.” dedi.

            İşte o zaman ben:

            “Bir insan kendisi gibi bir insanı bu kadar sever ve her şeyini onun hizmetine feda ederse, ya bir kulun yüce yaratıcısına ve Mabuduna karşı sevgisi nasıl olmalı?” diye düşündüm. Ve ben de her şeyimi yüce Allah’a feda ettim.

 

YORUM EKLE