Ölmüş akrabalarımız için yedirdiğimiz ölü yemeğinin İslam'da yeri var mı?

Ölmüş akrabalarımız için yedirdiğimiz ölü yemeğinin İslam’da yeri var mı?

     İslâm’da, Peygamber Efendimizin sünnetinde ve İslâm âlimlerinin tatbikatında “ölünün yedinci, kırkıncı, elli ikinci gecesi” gibi bir âdet ve ibadet şekli yoktur. 

     Bu yemek ya da anma diğer kültür ve inançlardan Müslümanların hayatına sokulmuş bir adettir. Bu yemeğin İslam’da yeri olmamakla beraber her zaman ve her gün ölülerimiz için yemek verebilir. Mevlitler dualar, Kur’an-ı Kerim okunabilir. Ancak bunu belli bir güne hasretmek doğru değildir.

    Bu okuduklarımız onların ruhunu serinletecek, kabirlerini nurlandıracak,  varsa üzerlerindeki kabir azabını hafifletecektir diye temenni ederiz.

 

Latin harfleriyle yazılmış Kur’an-ı Kerim’i okumak caiz mi?

       Kur’an-ı Kerim Arapça indirilmiş ilahi bir kitaptır. Halen kullanmakta olduğumuz Latin alfabesinde yer alan harfler Arapça’daki bütün sesleri karşılamamaktadır.

       Bu sebeple bir takım özel harf ve işaretler kullanılmadan, Kur’an-ı Kerim’in Latin alfabesiyle eksiksiz ve doğru olarak yazılması ve hatasız okunması mümkün değildir. “Transkripsiyon” denilen özel harf ve işaretler ise, Arap harflerini bilmeyenler için bir anlam taşımaz.

       Bu itibarla Latin harfleriyle yazılmış Kur’an-ı Kerim’i doğru ve düzgün okuma imkanı olmadığından, bu harflerle yazılan Kur’an'ı okumak uygun değildir. Arap harflerini bilmeyen kişilerin, ezbere bildikleri sureleri ve yüzünden de Kur'an'ın mealini okumaları daha isabetli olur.

 

Miras taksiminde kız kardeşe  mal vermemek doğru mu?

         İslam bütün emir ve yasaklarıyla bir denge dinidir. İslam’da ifrat ve tefritler yoktur. Bu açıdan bize düşen, onun emir ve yasaklarını aynıyla hayatımıza tatbik etmek olmalıdır.

         Allah’u Teala,  Nisa suresi 11-12 ve 176. ayetlerinde teferruatlı bir şekilde mirasta kimin ne kadar alacağını beyan etmiştir.Hz. Peygamber de gerek açıklamaları gerekse tatbikatları ile bu meseleyi şüpheye mahal bırakmayacak netlikte ortaya koymuştur. Ortaya koymakla birlikte "Allah her hak sahibinin hakkını vermiştir. Siz de hak sahiplerine haklarını verin" demiştir.

         Bu esaslara göre kız kardeşin mirastan hangi şartlarda ne kadar alacağı dinimizce bellidir. Dolayısıyla bu hakkı ona vermemek, tek kelime ile ifade edilecek olursa, zulümdür ve ahirette mirastan onu mahrum eden kişiyi mesul duruma sokar.

 

Günün Ayeti

Kim iyi bir işte aracılık ederse, ona onun sevabından bir pay vardır

 

Günün Hadisi

Kim başkasında gördüğü bir ayıbı kınarsa, o ayıp onun da başına gelmeden ölmez.

Tirmizî, Kıyame, 53

 

Günün Sözü

Bu kadar adam gördüm, içlerinden hiçbiri dünyadan hoşnut değil, hiçbiri de dünyadan gitmek istemez. 
Namık Kemal

 

Günün Duası

Allah’ım bizi doymak bilmeyen nefisten koru.

 

Bunları biliyor muyuz?

Günah Nedir?

Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı olan amel, söz ve davranışlardır

 

Günün Nüktesi

Doğrusunu bana öğretir misin?

       Resulullah efendimiz, bir gün mescitte ashabıyla birlikte otururken, ismi Hallad olan bir bedevi zat girdi. Rüku ve secdesini tam yapmadığı bir namaz kıldı. Sonra huzura gelerek selam verdi. Resulullah Efendimiz selamını aldı ve.

- Dön namazını tekrar kıl, buyurdu.

O zat dönerek, önceki kıldığı gibi namazını tekrar kıldı. Resul-i Zişan,

- Dön tekrar kıl; çünkü sen, namaz kılmış olmadın! buyurdu.

Bu hal üç defa tekerrür edince Hallad:

- Ya Resulullah! Seni hak ile gönderen Allah’a yemin olsun ki, ancak bu kadar biliyorum, doğrusunu bana öğretir misin? dedi.

Bunun üzerine Efendimiz:

- Namaz kılmak isteyince güzelce abdest al, kıbleye dön, iftitah tekbirini al, kolayına geldiği kadar Kur’an oku, sonra rükua varıp sükunet buluncaya kadar dur. Sonra başın büsbütün doğruluncaya kadar ayakta kal, sonra secdeye varıp mutmain oluncaya kadar dur, başını kaldırıp hareketsiz kalıncaya kadar otur. Bunları bütün namazlarda böylece yaparsan namazın tam olur, bundan neyi eksiltirsen namazı eksiltmiş olursun, buyurdu.

 

YORUM EKLE