Ölmüşlerimizin ruhuna yaptığımız hayırların ölüye bir faydası olur mu?

Ölmüşlerimizin ruhuna yaptığımız hayırların ölüye bir faydası olur mu?

       Yapılan ibadetlerin ve hayırların sevaplarını başkasına bağışlamak dinen caizdir. Kişi okuduğu Kur'an'ın, yaptığı hatmin, kıldığı namazın ve istediği bir hayrın sevabını başkasına bağışlayabilir.

        İster sağ, ister ölmüş olsun, kendisine sevap bağışlanan kimsenin, bundan yararlanacağı umulur. Başkası tarafından bağışlanan sevapla, bir kimsenin bizzat yapması gereken ibadet borçları ödenmiş olmaz ise de bunlar iyilik ve sevaplarının çoğalmasına ve derecesinin yükselmesine vesile olabilir. Annesi babası öldükten sonra onlara bir iyilik yapıp yapamayacağını soran kimseye peygamber:

 "Evet onlara rahmet dilemek, onlar için istiğfar etmek, vasiyetlerini yerine getirmek, dostlarına hürmet edip ikramda bulunmak, akrabaları ile ilgilenip onlara karşı üzerine düşeni yapmaktır" buyurmuştur.

       Annesinin aniden öldüğünü, şayet konuşabilseydi sadaka verilmesini vasiyet edeceğini zannettiğini, onun adına sadaka verirse sevabının kendisine ulaşıp ulaşmayacağını soran Sahabeye de: "Evet ulaşır. Onun namına sadaka ver" buyurmuşlardır.

       Buna göre, sevabı ölen kimsenin ruhuna bağışlanmak üzere ibadet yapılabileceği gibi, çeşitli vesilelerle dua da edilebilir. Ancak 7, 40 ve 52. gün duası gibi uygulamaların hiçbir dini dayanağı yoktur.

      Ayrıca kişi sevabı bağışlarken kendi sevabından bir şey kaybetmez. Her iki kişiye de aynı şekilde yazılır.

 

İhlas olmadan yapılan ibadetlerin sevabı olur mu?

      İhlas, herhangi bir işi veya ibadeti, güzel bir niyetle, saf bir kalple yapmak ve o işe Allah'ın rızasından başka bir niyet karıştırmamak demektir.

       İslam inancına göre, yapılan işlerin ve ibadetlerin kıymeti ihlasa bağlıdır. Kişinin ihlası arttıkça amellerinde kıymet ve fazileti artar. Kur'an-ı Kerim'de ihlas ile ilgili bir çok ayet-i kerime mevcut olup ihlasın faziletine işaret etmektedir.

"Ancak tövbe edenler, nefislerini ıslah edenler, Allah'ın kitabına sarılanlar ve dinlerine Allah için candan bağlananlar müstesna..." ayeti de bunlardan sadece bir tanesidir.

        Hazret-i Peygamber bir çok hadisinde ihlasın önemine vurgu yapmaktadır:

"Allah vücutlarınıza ve şekillerinize bakmaz. Fakat Allah, kalplerinize bakar.",

“Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey verilir. (Niyetine göre ecir ve sevap alır veya cezalanır.) Kimin hicreti Allah ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulüne olur.”

    Bu ayet ve hadislerden de anlaşıldığı gibi ihlas iş ve ibadetlere sevap kazandıran niyettir. Bu ihlas olmadan da yapılan ibadet ve işlerin sevabı olmaz.

 

Günahkar dost ve akrabalardan selamı kesmek caiz mi?

        Akraba ile sıla-i rahmi yani akraba ilişkilerini kesmek doğru değildir. Günahkâr da olsa onunla ilişkiyi kesmek yerine, günahından alıkoymak için mücadele etmek akrabalık ve Müslümanlık gereğidir. Zira iyi günde iyi insanlarla herkes kardeşlik yapar.Önemli olan en zor zamanlarda kardeşlik yapmak ve kardeşini kötülükleri ve günahı içinde bırakmamaktır.Gerçek vefa gerçek dostluk ve kardeşlik budur.

        İnanç yönünden bazı kusurları, islami yaşayış bakımından birtakım eksiklikleri olan akrabalarımızın, imkân nispetinde bu eksikliklerinin telâfisine çalışmak, onları hakka ve hakikate ısındırmaya gayret etmek bize düşer. Allah’ın da Kur’an-ı Kerim’de Peygamberimize tavsiyesi açıktır:  "Önce en yakın akrabalarına hakkı tebliğ et" Bu ilahi tavsiye hepimiz için de geçerlidir.

      Dolayısıyla günah işleyen bir akrabadan ilişkileri kesmek doğru değildir. Doğru olmadığı gibi aynı zaman da onu o günahında yalnız bıraktığımız ve ona nasihat edip kurtarmaya çalışmadığımız için de yanlış yapmışız demektir.

 

Günün Ayeti

O geleceğinde hiç şüphe olmayan günde kendilerini bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese ne kazandıysa tamamen ödendiği vakit halleri nasıl olacaktır?

 

Günün Hadisi

Müminin silahı sabır ve duadır

 

Günün Duası

Allah’ım güne ve haftaya hayır ve bereketle başlamamı hayır ve bereketle bitirmemi nasip et.

 

Günün Sözü

 "Kalbi kırmaya tek bir söz yeter; ama kırılan kalbi tamir etmeye ne bir özür, ne de bir ömür yeter."

 

Bunları biliyor muyuz?

Telfik nedir? 

      Telfik, bütün kolaylıkları bir araya getirip amel etmektir. Bir mezhepteki kolaylığı alıp başka mezhepteki zorluğu terk etmek gibi. Mesela: Fıtır sadakası verirken Şafiiler buğday ve benzeri bir şey verir. Ama günümüzde şehir yaşamında buğdayın pek kullanım alanı kalmadığından Şafii bir kimse Hanefi mezhebini taklit edip buğday yerine para verebilir.

 

Günün Nüktesi

Şeytanın Pisliği…

      Cüneyd-i Bağdadi’nin talebelerinden biri şeytanın vesvesesine kapılıp;

"Artık ben kemale geldim. Sohbete devam etmeme lüzum kalmadı." deyip kendi başına bir yere çekildi.

      Benlik ve gururundan dolayı şeytani bir rüya gördü. Rüyasında, bağlık bahçelik içinde güzel nehirler ve çok lezzetli yemekler yediğini gördü. Bu rüyayı hakikat zannedip, kibiri daha da arttı ve bu hâlini arkadaşlarına anlattı. Onlar da Cüneyd-i Bağdadi’ye arz ettiklerinde, Cüneyd-i Bağdâdî çok üzüldü ve anlatılan kimsenin yanına gitti. Baktı ki o kimseyi şeytan aldatmış, Ona;

"Seni bu gece Cennet'e götürürlerse, Cennet'e vardığında üç defa Lâ havle oku." buyurdu. Hakikaten o kimseyi rüyasında Cennet'e götürdüler. O kimse Cennet'e vardığında üç defa Lâ havle okudu. Gördüklerini ve kendisinde hâsıl olan şeytani hâllerin hepsini unuttu. Bir anda kendisinin pislik ve çöplük içerisinde olduğunu gördü. Uyandığında gördüklerini hatırladı ve içine düştüğü hatayı anladı. Çok pişman olup tövbe etti ve Cüneyd-i Bağdadi’nin elini öptü. Sohbetlere devam edip, talebeler arasındaki yerini aldı.

 

YORUM EKLE