Ölüler mezarlığa geleni tanırlar mı?

 

Hz. Peygamberin, mezarlıkları ziyaret ettiği ve bu ziyaretlerinde de ölülere selam verdiği dini kaynaklarımızda vardır.  Efendimizin ayrıca mezarlıklarda şu duayı okuduğu kaynaklarda vardır: "Ey Mü'minler yurdu, siz bizden önce gittiniz. İnşallah biz de size ulaşacağız."

         Sevgili Peygamberimiz bu sözü ile hem ölülere dua etmiş hem de yaşayanları ölüm konusunda uyarmıştır.

         Aynı şekilde Hz. Peygamber Bedir'de ölenlere seslendiğinde, seni duyuyorlar mı ey Allah'ın resulü, diye soran Hz. Ömer'e "Onlar beni senden daha iyi duyuyorlar"  diye cevap vermiştir.

         Dolayısıyla ölüler, mezarları ziyaret edildiği vakit kendilerine selam verildiğinde dua ve Kur’an okunduğunda bizi tanır ve duyarlar ama cevap veremezler.

 

Kadın kocasından adak kurbanını kesmek için izin almak zorunda mı?

          Adak'ın kelime manası, herhangi bir şeyi yapmaya söz vermektir. Dinî kavram olarak adak; Allah’ın rızasını kazanmak ve O'na tazimde bulunmak için, yapılması mecbur olmayan namaz, oruç ve kurban gibi farz ve vacip ibadet cinsinden bir şeyi yapmayı nezretmek suretiyle o ibadeti kişinin kendisine vacip kılmasıdır.

           Farz veya vacip ibadet cinsinden adanmış olan bir şeyi yerine getirmek vaciptir. Çünkü adak yapan kimse bu hususta Allah'a söz vermiş demektir. Bu gibi hükümlerin uygulanmasında ise, kadın ve erkek arasında fark yoktur. Adakta bulunan kadının, harcama yapmayı gerektiren bir adağını yerine getirmek için kocasından izin alıp almamasına gelince:

           İslamî hükümlere göre her fert kendi malı üzerinde, bir başka kişinin iznini almadan dilediği şekilde tasarrufta bulunabilir. Bu sebeple evli bir kadın kendi malından kocasının izni olmadan adağını yerine getirir. Fakat kendi malı adak kurbanını kesmeye yetmeyecek kadar az olduğu için kocasının malından adak kurbanı kesecek olursa, kocasının iznini alması gerekir.

 

Bir abdestle birkaç namazı kılmada bir sakınca var mı?

      Abdest, namazın ön şartıdır. Abdest bozulmadığı müddetçe onunla kılınacak namaz konusunda herhangi bir sayı sınırlaması yoktur. Çünkü abdestin eskisi yenisi olmaz. Abdest var olduğu sürece bütün namaz çeşitleri farzı, sünneti, nafilesi, kazası, teravihi fark etmeksizin bu abdestle kılınabilir. Yani kişi ne kadar abdestli kalabilirse o kadar o abdestle namaz kılabilir.

 

Kan kardeşliği İslam’da bir takım haklar sağlar mı?

      İslam dininde kan kardeşliği diye bir şey yoktur. Karı kocanın birbirine verdiği kan aralarında evliliğe dair her hangi bir engel ya da kardeşlik oluşturmaz. Evliliğe engel olan kardeşlik kan kardeşliği değil gerçek kardeşlik ile sütkardeşliğidir.

      Dolayısıyla karı kocanın ya da bir başkasının birbirine verdiği kan aralarında kardeşlik oluşturmaz. Evliliğe de engel teşkil etmez. 

      Kan kardeşliği, evliliğe engel teşkil etmediği gibi dinen hiçbir hak da sağlamaz.

 

 

 

 

Kul hakkı hususunda inancın bir anlamı var mı?

     İster Müslüman, ister gayr-ı Müslim olsun, başkasının hakkını yemek, gasp etmek vebal ve sorumluluğu çok ağır bir günahtır. Kul hakkı anlamında Müslüman ile Müslüman olmayan insan arasında bir fark yoktur. İster Müslüman’ın, ister gayr-ı Müslim’in olsun, dünyada ödenmeyen veya helallik elde edilmeyen hakkın karşılığı ahirette sorulur.

       Bu itibarla; gerek Müslüman, gerek gayr-ı Müslim olsun, bir başkasının üzerimize geçmiş haklarını kendilerine iade etmek, ölmüşlerse, varislerine vermek veya onlarla helalaşmak gerekir. 0 da mümkün değilse Müslüman hakkı için, bir hayır kurumuna tasaddukta bulunmak ve gayr-ı Müslim hakkı için de amme menfaatine olan bir işe sarf etmek suretiyle bu dünyada ödeşme yoluna gidilmelidir.

      Tabi kul hakkı sahibine veya mirasçılarına verilmedikçe düşmez. Hayrına vermek ya da amme menfaatine harcamak umulur ki anlayışı ile verilmektedir. Yoksa kul hakkı kesin affedilecek diye değil.

 

 

Günün Ayeti

Her kim Rahman olan Allah'ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur.

 

Günün Hadisi

“Miskin ve yoksul bir iki lokma bir iki hurma diye kapı kapı dolaşan kimse değildir. Gerçek yoksul miskin ihtiyacını karşılayacak bir şeyi bulunmadığı halde mali durumu bilinmediği için kendisine sadaka verilmeyen ve kendisi de kalkıp insanlardan bir şey istemeyen kimsedir.”

(Buhârî, "Zekat", 25; Müslim, "Zekat", 101)

 

Günün Sözü

Her zaman doğruyu söyle; ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın.

Mark Twain

 

Günün Duası

Allah’ım  bizi görünür görünmez bela ve musibetlerden koru.

 

Bunları biliyor muyuz?

Takva nedir?

İman edip emir ve yasaklarına uyarak, Allah’a karşı gelmekten sakınmak, dünya veya ahirette insana zarar verecek ilahi azaba sebep olabilecek inanç, söz, eylem, davranış ve günahlardan sakınmak demektir.

 

Günün Nüktesi

Kocasını ateşten kurtaran kadın

Hz. Zeynep,  Resulullah Efendimiz' in Hz. Hatice' den ilk kızıydı. Teyzesinin oğlu Ebü' l-As ile evlendirilmişti. Resul-i Ekrem peygamberliğini ilan edince, kızı Zeynep Müslüman oldu, fakat damadı eski dininde kaldı, Müslüman olmaya yanaşmadı. Hanımı Zeynep ona hak dini anlattı, kabulü için rica ve ısrar etti ancak fayda vermedi.

Medine' ye hicret edildi. Ebü' l-As karısı Zeynep' in hicretine engel oldu. Onu Mekke' de tuttu. Hz. Zeynep iki acıyı birden yaşıyordu. Birincisi, kocası müşrik olarak kalmıştı, ikincisi de babası Hz. peygamberden'den ayrılmış, hicret edememişti. Bu ayrılık ciğerini dağladı. Sabretti; haline  rıza gösterdi. Kocasının hidayete gelmesi için dua etti.

Hicretin ikinci senesinde Bedir Savaşı oldu. Bu savaşa Ebü' l-As da katılmıştı. Müslümanlar onu esir alıp Hz. Peygamber' e teslim ettiler. Esirler kendilerini serbest bıraktırmak için fidye vermeye razı oldular. Hz. Zeynep kocasını kurtarmak için fidye olarak bir gerdanlık ile bazı şeyler gönderdi. Bu gerdanlık annesi Hatice' nin ona düğün hediyesi olarak taktığı kendi gerdanlığı idi.

    Allah Resulü, bu gerdanlığı görünce tanıdı Hz. Hatice' yi hatırladı, hüzünlendi, ağladı ve sahabelere, "isterseniz bu esiri vereceği bir söz karşılığı bana bağışlayın, bu gerdanlığı da Zeyneb' e geri verin" teklifinde bulundu. Ashab-ı kiram, "Baş üstüne" dediler. Ebü' l-As' tan Zeyneb' i boşayıp Medine' ye gönderme sözü alındı, gerdanlık geri gönderildi. Hz. Zeynep anlaşma gereği Medine' ye geldi. Fakat gönlü kocasının hak dine girmesinden ve yeniden yuvasına kavuşmadan yanaydı. Sabırla duaya devam etti. Nihayet hicretin yedinci senesinde kocası gönül hoşluğu ile Müslüman oldu, Medine' ye geldi, Hz. Peygambere Müslüman olduğunu bildirdi.

YORUM EKLE