Oruca niyet etmeyi unutan kişi imsakten sonra niyet etse orucu geçerli olur mu?

 

Oruca niyet etmeyi unutan kişi imsakten sonra niyet etse orucu geçerli olur mu?
           Orucun sahih olması için niyet etmek şarttır. Niyetsiz oruç makbul değildir. Hanefi mezhebine göre Ramazan orucuna, akşamdan itibaren ertesi gün kuşluk vaktine kadar niyet edilebilir. Normal olarak oruca, sahur yemeğini yedikten sonra niyet edilir. Ancak sahurda uyanamayıp yeme içme zamanının bittiği imsak vaktinden sonra kalkan bir kimse, güneş doğmuş olsa bile, kuşluk vaktine kadar o günün orucuna niyet edebilir. Yeter ki, imsak vaktinden sonra orucu bozacak bir şey yapmasın.
            Şafii mezhebine göre ise, iftar vaktinden seher vaktine kadar oruca niyet edebilir. Ancak imsaktan sonra niye geçersizdir.

 

Teravihte Rükûdu ve secdede ne kadar beklemek namazı geçerli kılar?     

            Fıkıh dilinde, rüku ve secdede beklemeye tadili erkan denir. Tadili erkan,  rükünleri düzgün, yerli yerinde ve düzenli olarak yapmak demektir. Namaz, müminin miracı ve İslam'ın ana direklerinden bir direk olduğundan kılındığında belli bir hassasiyet, önem ve düzgünlük içerisinde kılınması lazım.

          Tadili erkana uyularak kılınan namaz, şekil olarak düzgün ve kıvamında yerine getirilmiş olur. Böyle bir ehemmiyet içinde kılınan namaz "üstün körü" kılınmadığından bilakis tabiri caizse "dört başı mamur" kılınmadığından Allah indinde makbul olur. Böylece namazdan beklenen ibadet amacı da hasıl olmuş olur.

          Tadili erkan, Şafii, Hanbeli, Maliki ve Hanefi fıkıhçısı Ebu Yusuf'a göre farzdır. Bu fıkıhçılara göre namazda tadili erkan mutlaka yerine getirilmesi gerekir. İmam-ı Azam Ebu Hanife'ye göre ise tadili erkan vaciptir.

          İslam fıkıhçılarından anlaşılan şudur ki namazda tadili erkan farzdır. Namazda dinin temel direklerinden bir direk olduğundan, namaz kılarken özellikle rükuda, rükudan doğrulmada secdede ve iki secde arasındaki oturuşta dikkat edilmesi gerekir. Yoksa namaz eksik kaldığından fasit olur.

 

Bayanların ramazanda adet geciktirici ilaç kullanmaları caiz midir?

     Ay hali oruç tutmaya manidir. Yani ay halinde olan bir bayanı oruç tutması caiz değildir. Dolayısıyla bu halde iken tutulan oruç geçerli olmaz.

    Ancak bayanların adetlerini geciktirmek için ilaç kullanmalarında bir sakınca yoktur. İlaç vesilesiyle adet gecikmesi olduğunda bayanların oruç tutmasında da bir sakınca yoktur.

     Buna göre ilaç sebebiyle de olsa, akıntı olmadıkça ay hali vuku bulmadığından tutulan oruç sahihtir.

 

Unutarak yiyen kişiye oruçlu olduğunun hatırlatılması gerekir mi?

      Unutarak yemek içmek orucu bozmaz. Hz. Peygamber konuyla ilgili olarak şöyle buyurmuştur; “Oruçlu kimse oruçlu olduğunu unutup da yediği ve içtiği zaman, orucunu (bozmayıp) tamamlasın! Çünkü o oruçluya ancak Allah yedirmiş ve içirmiştir.” (Buhârî, Savm, 26)

      Oruçlu olduğunu unutarak yiyip içen kişi, yaşlı, hasta, zayıf ve oruç tutmaya kuvvet getiremeyecek durumdaysa onu gören kişi oruçlu olduğunu hatırlatmamalı, oruç tutmaya kudret getirebilecek durumdaysa hatırlatmalıdır

 

Günün Ayeti

Hidayet ve müjde namaz kılan, zekat veren müminler içindir.

Lokman, 31/3-4.  

 

Günün Hadisi

"Oruç perdedir. Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa "ben oruçluyum!'' desin (ve ona bulaşmasın).''

(Buhari, “Savm”, 2.)

 

Günün Sözü

"Edep, konuştuğun zaman dilini korumak, yalnız kaldığın zaman kalbini korumak, dışarıya çıktığın zaman gözünü korumaktır.

Sadi Şirazi

 

Günün Duası

Ey afı ve mağfireti bol olan Allah’ım geçmişte işlemiş olduğumuz bütün günahlarımızı kıldığımız namaz ve tuttuğumuz oruçların hürmetine bağışla ve razı olduğun kullarından eyle.

 

Bunları biliyor muyuz?

Kefaret Nedir?

Ramazan orucunu kasten bozan kimsenin bir günlük Ramazan orucu yerine, ceza olarak peşi peşine iki ay oruç tutmasıdır.

 

Günün Nüktesi

Oruç İbadetinin Mükafatı…

“Âdemoğlunun her ameli katlanır; iyilikler on katından yedi yüz katına kadar katlanır. Allah  buyurdu ki: Oruç bunun dışındadır. O benim içindir ve onun mükâfatını ben vereceğim. Çünkü yemesini ve arzularını benim rızam için terk etmektedir.

Oruçlu için iki sevinç vardır: İftar ettiğinde bir sevinç, Rabbine kavuştuğunda bir sevinç!

Oruçlu kişinin ağız kokusu, Allah indinde miskten daha hoştur. Oruç kalkandır, oruç kalkandır!”

(Buhârî, “Savm”, 9.)

 

Kur’an’da İsmi Geçen Peygamberler:

Hz. İsmail:

      Hz. İsmail, İbrahim aleyhisselâm'ın oğludur. Hz. İbrahim’in zevcesi Hz. Hacerden dünyaya gelmiştir.

      Kur’an’da adı 12 defa geçmektedir. Babası Hz. İbrahim ile birlikte Kâbe’yi inşa etmiştir. Hacla ilgili pek çok merasim ve kurban kesme konularında Hz. İbrahim ile birlikte Müslümanlara örnek olmuştur. Hz. Muhammed onun soyundan gelmektedir

      Hazret-i İbrahim'den kırk sene sonra yüz otuz yedi yaşında vefat ettiği ve anası Hacer'in "Hicr"deki kabri civarına gömüldüğü rivayet edilir.

 

 

Hz. Peygamberin Sahabeleri

Abdurrahman b. Avf

Miladi 580 yılında Mekke’de doğdu Rasûlullah'ın hayatta iken Cennetle müjdelediği on sahabeden ve ilk Müslümanlardan biridir.  Hz. Peygamber'in Erkam'ın evindeki faaliyetlerine başladığı günlerde İslâm'a giren Abdurrahman'a bu ismi Rasûlullah vermiştir.

            Abdurrahman b. Avf ilk Müslümanlardan olmasından dolayı Kureyş'in zalim tutumuna dayanamayan ashâb ile birlikte Habeşistan'a yapılan iki hicrete de katılmıştı.

         Abdurrahman b.Avf  ticaret hayatını çok iyi bilen Kureyş içinde büyüdüğü için bu işin tam bir uzmanı olarak Medine çarşısında alışverişe başlamış ve Allah ona büyük servet vermişti.

             Ashâbın en cömertlerinden biri olduğu bilinen Abdurrahman b. Avf'ın birçok gazvede ve özellikle Tebük gazvesinde Allah yolunda büyük infaklarda bulunmuştur. Hicretin 32. yılında Medine'de vefat etmiştir. Cenaze namazını Hz. Osman kıldırmış ve Bakî mezarlığına defnedilmiştir.

 

 

Kutsal Mekanlar:

Cebel-i Rahme:

Rahmet dağı” anlamına gelmektedir.  Hz. Peygamber, Veda haccında Veda hutbesini burada okuyup, Eshâb-ı kirâmıyla vedalaşmıştır.

Aynı şekilde Cebel-i Rahme, Hz. Âdem ile Havvâ validemiz, dünyaya indirildiğinde Cebrail’in yol göstermesiyle Arafat ovasında buluşmuştur. Âdem aleyhisselâm Cebel-i rahmet tepesi üzerinde iken, Allah’tan rahmet ve mağfiret (bağışlanmasını) dileyip duası kabul oldu. Onun için bu tepe Cebel-i rahmet diye anılmaktadır.

 

 

YORUM EKLE