Oruçluyken tavla veya okey oynayan kimsenin orucuna bir zarar gelir mi?

Oruçluyken tavla veya okey oynayan kimsenin orucuna bir zarar gelir mi?

     Tavla, okey veya kağıt oynamak dinen yasaklandığı ve kumar kabul edildiği için haramdır. Dolayısıyla Müslüman kimse ister parasına, ister çayına, isterse zaman geçirmeye olsun kumar oynayamaz oynadığında haram işlemiş olur.

      Ancak kağıt, tavla, okey tarzı oyunlar yasak ve haram olmakla beraber orucu bozmaz.  Zira orucu bozanlar arasında manevi şeyler yoktur. Yeme, içme, cinsel ilişki gibi maddi hususlar orucu bozar.

      Buna göre oruçluyken tavla, okey, kağıt oynayan kimse oynadığı oyun haram olmakla beraber orucunu bozmaz ancak sevabında eksiltme yapar.

 

Dış fırçalamak orucu bozar mı?

     Boğaza su kaçırmadan ağzı su ile çalkalamak orucu bozmadığı gibi diş fırçalamakla da oruç bozulmaz. Bununla birlikte, diş macununun, veya suyun boğaza kaçması halinde oruç bozulur.

 

Unutarak yemek - içmek orucu bozar mı?

       Unutarak yemek, içmek orucu bozmaz. Peygamber Efendimiz, "Bir kimse oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın, bozmasın. Çünkü onu, Allah yedirmiş, içirmiştir." buyurmuştur (Buhari, "Savm", 26).

      Unutarak yiyen içen kişi, oruçlu olduğunu hatırlarsa hemen ağzındakileri çıkarıp ağzını yıkar ve orucuna devam eder. Oruçlu olduğunu hatırladıktan sonra boğazından aşağıya bir şey geçerse orucu bozulur.

 

Oruç fidyesi       ne     demektir?

     Fidye, bazı ibadetlerin eda edilmemesi ya da edası sırasında bir takım kusurların işlenmesi hâlinde ödenen dinî-malî yükümlülüktür. İbadetlerle ilgili fidye, oruç ve hacda söz konusudur. İhtiyarlık ve şifa ümidi olmayan bir hastalık sebebiyle oruç tutamayan ve daha sonra da kaza etmesi mümkün olmayan

kimse, oruç tutamadığı her güne karşılık bir

fidye öder. Kur’an-ı Kerim’de, “Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir fakir doyumu kadar fidye öder.” (Bakara, 2/184) buyrulmaktadır.

      Bir fidye miktarı, bir sadaka-i fıtır miktarıdır. Sadaka-i fıtır ise bir kişiyi bir gün için doyuracak yiyecek veya bunun para olarak karşılığıdır.

      Oruç fidyeleri, Ramazan ayının sonunda toptan verilebileceği gibi, Ramazan ayı içinde günlük olarak veya Ramazan ay› başında da verilebilir.

 

Oruçtan dolayı hayati bir tehlikesi olan kimse orucunu bozabilir mi?

     İslam dini, insan hayatına çok önem vermiş ve bu hayatı korumayı da esas almıştır.  Oruçlu bir kimse açlıktan veya susuzluktan ya da başka bir nedenden dolayı helak olacağından, beden ve ruh sağlığının ciddi boyutta bozulacağından veya hayati bir tehlikeden endişe ediyorsa veya böyle bir şeyin olması kuvvetli muhtemel ise, orucunu bozmasında dinen bir sakınca yoktur.

 

Unutarak yiyen kişiye oruçlu olduğunun hatırlatılması gerekir mi?

      Unutarak yemek içmek orucu bozmaz. Hz. Peygamber konuyla ilgili olarak şöyle buyurmuştur; “Oruçlu kimse oruçlu olduğunu unutup da yediği ve içtiği zaman, orucunu (bozmayıp) tamamlasın! Çünkü o oruçluya ancak Allah yedirmiş ve içirmiştir.” (Buhârî, "Savm", 26)

      Oruçlu olduğunu unutarak yiyip içen kişi, yaşlı, hasta, zayıf ve oruç tutmaya kuvvet getiremeyecek durumdaysa onu gören kişi oruçlu olduğunu hatırlatmamalı, oruç tutmaya kudret getirebilecek durumdaysa hatırlatmalıdır.

 

Şeker hastalarının uyguladıkları insülin iğnesi orucu bozar mı?

     İğnenin orucu bozup bozmayacağı, kullanılış amacına göre değerlendirilebilir. Gıda ve keyif verici olmayan enjeksiyonlar, yemek ve içmek anlamına gelmediklerinden orucu bozmazlar. Ancak gıda ve/veya keyif verici enjeksiyonlar orucu bozar. Şeker hastalarının kullandıkları insülin iğnesi bu nitelikte olmadığı için orucu bozmaz.

 

Günün Ayeti

“Sadakalar (zekatlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Tevbe, 9/60.

 

Günün Hadisi

İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve ramazan orucunu tutmak. ”

(Buhârî, "Îmân", 1, 2.)

 

Günün Sözü

Gelecekte doktorların hastalarına yazacakları reçete, Müslümanların kıldığı namaz ve tuttuğu oruç olacaktır

Bernard Shaw'd

 

Günün Duası

Allah’ım elimizi, ayağımız, gözümüzü, bütün organlarımızı haramdan, oruçlarımızı da riyakarlıktan koru.

 

Ramazan Kavramları

Sadaka-i Cariye Nedir?

Öldükten sonra da, amel defterimize sevap yazdıran sadakadır. Sadaka-i cariye, cami, çeşme, yol yapmak, ağaç dikmek, faydalı ilmi eser bırakmak gibi insanlara faydası dokunan her çeşit iyi işlerdir.

 

Günün Nüktesi

Bir Bardak Su…

       Bir iftar sofrasında, Hz. Ebu Bekir’e bir bardak soğuk su ikram edilir. Suyu dudağına götürünce, hıçkırıkları, boğazında düğümlenir.

       Yanındakiler ne olduğunu sorarlar.

       Cevap verir: Bir gün Allah Rasûlü, kendisine getirilen böyle bir bardak soğuk suyu içmiş sonra da ağlamış ve: “O gün nimetlerden hesaba çekileceksiniz” ayetini okuyarak, işte bu nimetten de hesaba çekileceğiz, buyurmuştu.

        Bunu hatırladım ve onun için ağladım...

 

Kur’an’da ismi geçen Peygamberler:

Hz. İshak:

      Kur’an’da adı 15 defa geçmektedir. Hz. İbrahim’in oğludur. İsrailoğullarına gönderilen, Kur’an’da adı geçen bütün peygamberlerin atasıdır.

 

Hz. Peygamberin Sahabeleri

Ebu Ubeyde b. Cerrah

            Miladi 583 yılında Mekke’de doğdu. Emînü'l-Ümme lâkabıyla anılmaktadır. İlk Müslüman olan kimselerdendir ve aynı zaman da cennetle müjdelenen on sahabiden biridir.

            Hz. Peygamber onun için: ''Her ümmetin bir emini vardır, bu ümmetin emini Ebû Ubeyde b. el-Cerrah'tır" buyurmuştur. (Tirmizî, "Menâkıb", 33.)

            Ebû Ubeyde, Uhud savaşında Rasûlullah'ın yüzüne batan miğfer parçalarını dişleriyle çekerken ön dişleri kırılmıştır.

            Ebû Ubeyde, Mekke fethinde, Taif muhasarasında, Vedâ Haccı'nda hep Rasûlullah'ın yanında bulunmuştur. Rasûlullah'ın vefâtından sonra meydana gelen Benû Saîde sakifesi olayında Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Ebû Ubeyde birlikte hareket etmişlerdir.

            Ebû Ubeyde bin Cerrah, Hicret’in 18. yılında 58 yaşındayken vefat etti.

 

Kutsal Mekanlar:

Safa ve Merve

 

     Safa ve Merve, Kâbe’nin 200 m doğusunda Mescidiharam içerisinde yer alan iki küçük tepenin adlarıdır. Bu tepeler birbirlerine 350 m uzaklıktadır. Yüce Allah şöyle buyurur: “Safa ile Merve Allah’ın nişanlarındandır.” (Bakara, 2/158)

     Hz. İbrahim, eşi Hacer ile henüz anne sütüyle beslenen oğlu Hz. İsmail’i Kâbe yakınında bir ağacın altında bırakıp bazı işleri için oradan ayrılır. Bir süre sonra suyu tükenen Hacer su aramaya başlar. Oğlu İsmail’e bir şeyin olup olmadığını gözetlemek için de bir Safa bir Merve tepelerine koşarak çıkar. Bugün hac ibadetini yerine getirenler Safa ve Merve tepeleri arasında hızlı bir yürüyüşle yedi kez gider gelirler. Bu iki tepenin ortasında biraz daha hızlı yürürler.

 

YORUM EKLE