Otuz iki farzı bilmeyenin nikâhı geçerli olur mu?

 

      Bu söz, yetişen gençleri, dini bilgileri öğrenmeye zorlamak için ve onları dini meselelerde cahil kalmaktan korumak ve korkutmak için başvurulmuş bir yoldur.

 

     Fakat otuz iki farzı sayamayan bir kimsenin Müslüman sayılmaması ve nikâhının kıyılmaması, ilmi ve fıkhi yönden doğru görülmemektedir. Nikâhının akdini isteyen bir kimsenin kelime-i şahadet getirmesi ve iman-ı icmali ile inanmış olması, kendisine karşı her türlü İslami muamelenin uygulanması için yeterlidir.

 

     Buna göre kişi otuz iki farzı bilmese de nikahı kıyılır. Kıyılan nikahta geçerlidir. Ancak bir Müslüman da evlilik çağına gelmiş ise bu farzları bilmelidir.

 

 

 

Saç boyası abdest ve gusle mani midir?

 

     Abdest alırken, yıkanması gereken uzuvlardan birinde kuru yer kalırsa, abdest sahih olmaz. Gusülde ise vücutta, suyun ulaşabildiği her yerin yıkanması gerekir.

 

     Buna göre abdest veya gusül alacak kimsenin, yıkanması gereken uzuvlarında, suyun altına ulaşmasına engel olacak bir tabaka bulunmamalıdır. Oje gibi vücut üzerinde tabaka oluşturup suyun bedene ulaşmasına mani olan maddeler abdest ve gusle engel olur. Bunların abdest veya gusülden önce giderilmesi gerekir.

 

    Buna karşılık deri üzerinde tabaka oluşturmayan saç boyası, kına gibi maddeler abdest ve gusle mani değildir.

 

 

 

Göz değmesine karşı ne yapılabilir?

 

    Göz değmesi diye bir şey vardır. Nitekim sevgili Peygamberimiz bir hadis-i şerifte: "Kendisinin veya Müslüman kardeşinin bir şeyi, bir kimsenin hoşuna gidince ona bereketle dua etsin. Çünkü göz değmesi haktır.” Buyurmaktadır. Bir başka hadis-i şerifte de: "Her kim hoşuna giden bir şey görürse: Maşaallah, la kuvvete illa billah, derse ona göz zarar vermez.” Şeklinde buyurmaktadır.

 

     Buna göre göz değmesi vardır. Bu göz değmesinden nazardan korunmak için Allah'a sığınılmalıdır, ondan yardım dileyip ona ibadet edilmelidir.

 

     Bunun yanında Ayet-el Kürsi, Nas, Felak, İhlâs surelerini okumak da bu göz değmesine karşı iyi bir kalkan olur.

 

 

 

Kafirin malı Müslüman helal mi?

 

        İster Müslüman, ister gayr-ı Müslim olsun, başkasının hakkını yemek, gasp etmek vebal ve sorumluluğu çok ağır bir günahtır. Kul hakkı anlamında Müslüman ile Müslüman olmayan insan arasında bir fark yoktur. İster Müslüman’ın, ister gayr-ı Müslim’in olsun, dünyada ödenmeyen veya helallik elde edilmeyen hakkın karşılığı ahirette sorulur.

 

       Bu itibarla; gerek Müslüman, gerek gayr-ı Müslim olsun, bir başkasının üzerimize geçmiş haklarını kendilerine iade etmek, ölmüşlerse, varislerine vermek veya onlarla helalaşmak gerekir. 0 da mümkün değilse Müslüman hakkı için, bir hayır kurumuna tasaddukta bulunmak ve gayr-ı Müslim hakkı için de amme menfaatine olan bir işe sarf etmek suretiyle bu dünyada ödeşme yoluna gidilmelidir.

 

      Buna göre kafirin malı Müslüman’a helal değildir. Hatta Müslüman, inancı gereği kafirin hak ve hukukuna daha fazla riayet etmelidir.

 

 

 

Sandalyede namaz kılan kişi önüne seccade koyması gerekir mi? 

 

      Sandalyede namaz kılan kişinin önüne seccade koyması gerekmez. Namaz kılarken kişinin önüne seccade koyması daha temiz bir şeyin üzerinde namaz kılma ihtiyacından kaynaklanır. Namaz kılınan yerde necaset olmaması gerekir. Bununla birlikte seccade namazın farz ya da sünneti de değildir. Dolayısıyla konulmamasında her hangi bir sakınca yoktur.

 

 

 

Günün Ayeti

 

İnsanlar adaleti ayakta tutsunlar diye kitabı ve mizanı indirdik.

 

 

 

Günün Hadisi

 

Müslüman'ın Müslüman üzerinde beş hakkı vardır. Selâmına cevap vermek, hastasını yoklamak, cenazesinde bulunmak, davetine gitmek ve aksırıp; "Elhamdülillah" deyince; "Yerhamükellâh" diyerek cevap vermek.

 

 

 

Günün Sözü

 

Bu dünyaya gelen gider. Yürü fani dünya, sana gelende gülmüş var mıdır?

 

Yunus Emre

 

 

 

Günün Duası

 

Allah’ım beni ahiret gününde peygamberlerin şehitlerin ve evliyaların şefaatine nail eyle.

 

 

 

Bunları biliyor muyuz?

 

“Hu” ne demektir?

 

Arapça’da üçüncü tekil şahıs zamiri olan hû (hüve), Kur’an’da sıkça Allah’a işaret etmesi sebebiyle tasavvufta, Allah anlamında kullanılmıştır. Sûfilere göre zikrin en faziletlisi, bir şey isteme anlamı taşımayan ve Allah’ın zâtî ismi olan hû ile anmaktır.

 

 

 

Günün Nüktesi

 

 Allah'ım! Beni Ali'siz yaşatma

 

    Bir gün Medine'de Hz. Ali ile bir vatandaş arasında problem olur. Halife Hz. Ömer'in yanına gelip davacı olurlar. Hz. Ömer, Hz. Ali'ye "Hasan'ın babası otur" der. Karşı taraftaki adama da ismiyle hitap eder ve ona da oturmasını söyler. Bu hitap Hz. Ali'yi öfkelendirir. Yüzü kızarır. Çünkü Araplarda bir insana 'künyesi ile' hitap etmek onu yüceltmek, ona ayrımcılık tanımak anlamına gelir. Hz. Ömer, Hz. Ali'ye tolerans gösterir gibi bir durum olmuştur. Hz. Ömer bu tavrını Yüce Peygamber'in hatırına, kızının hatırına büyük imama göstermiştir.

 

Dava görülür. Sonuca bağlanır.

 

     Davadan sonra Hz. Ali, halife Hz. Ömer'e şöyle der: Sen adil davranmadın! Hz. Ömer "neden" diye sorar. Hz. Ali şu cevabı verir: Karşımdaki davalıma ismiyle seslendin. Bana ise künyemle seslendin.

 

     İkimizi aynı konumda tutmadın. Beni yücelttin, o adama ise normal davrandın. Bu asil sözleri duyan Hz. Ömer yerinden kalkar ve Hz. Ali'nin başını öper ve sonra şöyle der: Allah'ım! Beni Ali'siz yaşatma.

 

 

YORUM EKLE