Ramazan sıcak bir aya denk geldiğinden onu kazaya bırakmak caiz mi?

Ramazan sıcak bir aya denk geldiğinden onu kazaya bırakmak caiz mi?

        Ramazan ayının sıcak günlere rastlaması ile bir kimsenin de çalışmak mecburiyetinde olması, orucu bırakıp ve sonra kaza etmesine cevaz vermez. Müslüman, her işini Allah'ın emrine göre ayarlamak mecburiyetindedir. Yoksa, dinin hükümlerini kendi durumuna ve keyfine göre zorlaması, kendini aldatmak ve ahiret hayatını harap etmek olur.

 

Oruca niyet etmeyi unutan kişi gündüz oruca niyet edebilir mi?

     Oruca niyet etmek farzdır. Bu niyet akşam iftarından sabah imsak vaktine kadar yapılabilir. İmsaktan önce yapılmayı unutulmuş veya sahura uyanılmışsa ve sabah vakti de girmişse Şafiiye göre niyet artık yapılmaz, yapılsa da geçersizdir. Ama yine de günü oruçlu geçirecek Ramazandan sonra da kaza etmesi gerekir.

     Hanefi fıkıılarına göre ise böyle bir kimse güneş çıkmış da olsa Ramazan orucu için niyet edebilir. Güneş çıktıktan sonra niyet etse orucu yine geçerlidir.

 

Namaz kılmayanın tuttuğu oruç kabul edilir mi?

      İslam inancında her ibadet kendi başına değerlendirilir. Yani her ibadetin sevabı ya da ihmali halinde günahı ayrı değerlendirilir. Dolayısıyla oruç tutanın sevabı namaz kılmayanın günahı olur. Yani namaz kılmayanın tuttuğu oruç kabul olmaz diye bir şey söylenemez Namaz kılmayan bir kişi orucun kurallarına uyduğu müddetçe oruçları geçerli olup oruç mükellefiyetini yerine getirmiş olur ve oruç sevabını da hak eder.

      Bununla birlikte oruçlu olarak kılınan namazların sevabı da çok büyüktür. Ancak mümine yakışan ve kendisine yüklenen görev ve sorumluluğun bir gereği olarak her iki ibadeti de eda etmesidir.

 

Hamile ve süt emziren kadınlar oruçlarını yiyebilirler mi?

   Hamile veya emzikli kadınlar oruç tuttukları halde kendilerine veya çocuklarına bir zararın geleceğinden endişe ederlerse hasta hükmünde olurlar ve oruçlarını tutmayıp daha sonra kaza edebilirler. Bunda da dinen hiçbir sakınca yoktur. Ayrıca ilerde kaza etmeleri de söz konusu olduğundan fidye de vermeleri gerekmez.

 

Teravih namazını kılmamak insana günaha düşürür mü?

      Bir müslümana yakışan kendisine farz kılınan ibadetleri yerine getirmesidir. Ayrıca sünnet olarak tavsiye edilmiş nafile ibadetleri de yerine getirerek manevi dünyasını zenginleştirmelidir.    

      bTeravih namazı sünnet bir namaz olduğundan bu namazı kılmamak müslümanı günaha düşürmez ama bundan alacağı sevap ve fazilet düşünüldüğünde teravihi kılmamak iyi bir davranış olmaz. 

 

Teravih namazı Hz. Peygamber döneminde cemaatle mi kılıyordu?       

     Hz. Peygamber döneminde teravih namazı sadece bir kaç defa kılınmış. Kılınan teravih namazı bazen cemaatle bazen de münferit olarak kılınmıştır. Hz. Peygamberin vefatından sonra teravih münferit olarak kılınmış.

     Bir ramazan gecesi Ömer mescide çıktığında halkın dağınık bir şekilde teravih namazı kıldığını görmüş. Ve dağınık bir şekilde kılmak yerine insanları bir imamın arkasında toplayıp teravih namazının cemaatle daha derli, toplu ve düzenli bir şekilde kılınmasının uygun olacağınışünmüş ve ertesi gün teravih namazının cemaatle kılınmasını emretmiş.

      Dolayısıyla teravih namazının cemaatle kılınması Hz. Ömer döneminden günümüze kadar böyle gelmiştir.

 

     Günün Ayeti

Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini bilemez.”

 

Günün Hadisi

Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır

 

Günün Duası

Ey rahmet kapılarını açan rabbim bana, aileme ve ümmeti İslam’a hayır kapılarını aç.

 

Günün Sözü

Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inanmışlarsanız en üstün olan sizlersiniz.

Kur’an-ı Kerim

 

Bunları Biliyor muyuz?

Ru’yet-i Hilal nedir?

   Hilalin görülmesi anlamına gelen ru'yet-i hilal, dinî bir kavram olarak, kameri ayların tespitinde ayın gözetlenmesi ve görülmesi anlamına gelmektedir.

 

Günün Nüktesi

Mürşidi Olmayan

    Cüneyd-i Bağdadi Hazretlerinin müridlerinden birisi kendi kendine:

    — Ben artık kemale erdim, bir mürşidin himayesine ihtiyacım yoktur, diye düşünüyor ve sohbeti terkederek kendi halvetinde kalıyordu. Bu derviş birgün seher vakti uyurken bir rüya gördü. Rüyasında kendisini gayet güzel bağlar ve bahçeler içinde buldu. Etraftan akan ırmaklar ve kendisine her hizmeti gören hizmetçiler vardı. İstediği leziz yemeklerden yedi ve gönlünce eğlendi.

    Uyandığı zaman gayet sürür duyuyordu. Bu rüyasını diğer müridlere anlattı. Müritler de gelip Şeyh Cüneyd-i Bağdadî Hazretlerine anlattılar. Hazreti Şeyh onun halvetine gelip halini şöyle bir seyredince, baktı ki, gurur ve kibir dimağına işlemiş, şeytanın tamamen esiri olmuş, nefs-i emmare tam hakim halde.

    — Bu gece seni Cennete götürecekler. Cennete girince üç defa «La havle velâ kuvvete illa billahil aliyyil aziym» de, dedi.

    Gece müridi rüyasında Cennete götürdüler. Şeyhin sözü aklına gelip üç kere okudu. O anda gördüklerini hep unutup kendisini bir çöplükte buldu. Etrafına baktı ki, çöplük ve pislik içinde kalmış. Hata ettiğini anladı. Çok göz yaşı döktü. Şeyhin huzuruna varıp ayaklarına sarıldı, kusurunun bağışlanmasını diledi. Hazreti Şeyh de onun kusurunu afvedip müridleri arasındaki yerini almasını sağladı. Hazreti Cüneyd bu hadise üzerine şöyle söyledi:

   — Her müride bir mürşid gerek, aksi takdirde şeytan-ı aleyhilâ'ne gelir ona mürşid olur.

 

YORUM EKLE