Ramazandan kaza orucu kalan kişi şevval ayında kaza orucu mu nafile orucu mu tutmalı?

Oruç, namaz gibi dinin farz kıldığı ibadetleri yerinde ve zamanında yerine getirmek gerekir. Bir özür olmadan bunları sonraya, kazaya bırakmak dinen büyük bir günahtır. Fakat bir özür varsa özre binaen geciktirilebilir.

     Ama özür ortadan kalkınca en yakın zamanda kaza etmek gerekir. Oruç borcu olan (hastalıktan, yolculuktan)  Ramazan ayının bitmesi ile bayramdan sonra bunları kaza etmesi gerekir.

     Şayet kaza etmeden ölürse ahiret gününde bunlardan sorulur. Allah affetmezse azapta görür.

     Buna göre kaza borcu olan kimse sorumlu olmadığı ve ahiret gününde azap görmesine vesile olmayacağı nafile orucu tutacağına, üzerinde borcu olan kaza orucunu tutmalıdır. Kaza oruçları bitince istediği kadar nafile orucu tutabilir.

 

Ramazandan kalan kaza oruçları aralıksız olarak mı tutulması gerekir?

      Ramazan ayında tutulmayan oruçların ve başlanıp da bozulan oruçların kaza edilmesi gerekir. Kur'an-ı Kerim'de, "İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar." buyrulmaktadır (Bakara 2/184).

      Kaza oruçlarının aralıksız tutulması hakkında herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu itibarla, kazaya kalan oruçlar ardı ardına veya ayrı ayrı günlerde de tutulabilir. Ancak ister peşi sıra tutulsun, ister ayrı ayrı günlerde tutulsun bu oruçların geciktirilmeden bir an önce tutulması gerekir.

 

Ramazan ayında tutamadığımız oruçları, istediğimiz zaman kaza edebilir miyiz?
      

      Evet, zamanında tutulmayan ya da tutulamayan oruçlar her zaman kaza edilebilir. Kişi fırsat bulduğu anda hemen kaza etmelidir. Bu oruçları imkan bulup da daha fazla geciktirmek uygun değildir.

     Hanefi mezhebinde bu oruçları sadece kaza etmek kafidir. Şafii mezhebinde ise gelecek Ramazana kadar kaza edilmezse, hem oruç tutmak, hem de fidye vermek gerekir.

 

Şevval orucunun dindeki yeri nedir?

      Ramazan ayı ve bayramından sonra şevval ayı içinde "altı gün orucu" adıyla bilinen orucu tutmak sünnettir. Şevvâl ayının ilk gününde -ki ramazan bayramının ilk günüdür- oruç tutulması haramdır. Bayramın diğer günlerinde ve şevvâl ayında kaza veya nafile oruç tutulabilir. Oruç ayı ramazanın tamamlayıcısı durumunda olan şevvâl ayında tutulacak altı günlük oruç, bir Müslüman'a bütün bir yıllık oruç sevabı kazandıracaktır. Bu altı günlük orucun bitişik olması, yani hiç ara vermeden tutulması mecburiyeti yoktur; aralıklarla da tutulabilir. Şevvâl ayında tutulacak altı günlük oruçla, bir yıl oruç sevabının nasıl elde edileceği Alimlerce şöyle ifade edilir:

      Dinimizde, bir iyilik yapana on sevap verileceği yolundaki hadis esas alındığında, bir Müslüman otuz günlük ramazan orucuna ilâveten şevvâl ayındaki altı günlük oruçla otuz altı gün tutmuş olmaktadır.

      Bu otuzaltı rakamı, hadiste ifade edilen on sevap ile çarpıldığı zaman 360 gün elde edilir. Böylece kamer ay hesabıyla bütün bir yıl oruçla geçirilmiş gibi olur.

 

Bayram gününde oruç tutmak caiz mi?

        Ramazan Bayramı'nın birinci gününde ve Kurban Bayramı'nın dört gününde oruç tutmak Hanefi Mezhebine göre tahrimen (harama yakın) mekruh Şafii mezhebine göre ise haramdır. Çünkü bu günler, ziyafet, ziyaret ve güzel günlerdir. O günlerde karşılıklı ikram esas olandır. İkramı geri çevirmemek lazım.

       Bu nedenle de bu günlerde oruç tutmamak gerekir.

 

Vefat eden Anne Babamız için bayramda sevap anlamında ne yapabiliriz?

      Hayırlı evlat anne ve babanın amel defterini açık tutacak önemli bir manevi kazanç kapısıdır. Okuduğu her sure, getirdiği her salavat ve ettiği her dua, anne ve babasının amel defterine anında kaydedilir.

      Ebeveynin evlatları üstlerinde bazı önemli vazifeler vardır. Şöyle sıralayabiliriz: Anne ve babalarının dine uygun vasiyetlerini yerine getirmek, Onlar için bol bol istiğfar etmek, Namazlardan sonra dua edip sevaplarını onların ruhlarına hediye etmek, tuttuğumuz oruçların, kıldığımız namazların, verdiğimiz sadakaların, sevaplarını onlara da bağışlamak.  Varsa kalan borçlarını ödemek, Kabirlerini ziyaret edip Kur’ân-ı Kerim okumak, Onlar için Hatimler okumak Dostları ile görüşmek, Ramazan’da ve sair vakitlerde, sevabı onlara olmak üzere sadaka vermek, Ana-babanın sevdiği yemeği ya da bir hayır yapıp, fakirlere dağıtıp ruhlarını şad etmek, sevabını onlara bağışlamak.

      Özetle; vefat etmiş olan anne ve babamız için her türlü ibadetin sevabı bağışlanabilir. Kuranı Kerim okuyup sevabını onlara bağışlayabilir ve onların adına sadaka verebiliriz.

 

Günün Ayeti

Sana ölüm gelinceye kadar rabbine ibadet

(Hicr, 15/99)

 

Günün Hadisi

Ramazan girip çıktığı halde günahları affedilmemiş olan insanın burnu sürtülsün.

Tirmizi, “Daavat”, 110.

 

Günün Sözü

Ramazan ve Kurban bayramının gecelerini ihya eden kimsenin kalbi, kalplerin öldüğü gün ölmez.

(İbni Mâce, "Sıyâm", 1782)

 

Günün Duası

Allah’ım bizi ramazan ayında yaptığı ibadetleri kabul edilen ve bayrama erişebilen kullardan eyle.

 

Ramazan Kavramlar

Arefe nedir?

Herhangi bir dinî bayramdan önceki gün demektir. Arife günü aslen hicrî kâmerî Zilhicce ayının 9. günüdür ve bu gün Kurban Bayramı'ndan önceki, terviye gününden sonraki gündür. Ancak zamanla Ramazan Bayramı için de kullanılmaya başlanmıştır.

 

Günün Nüktesi

Onların Ameli Yok...

Hz. Peygamber bir gün ashabıyla otururken bir an kıyametten bahsetmeye başladı.

Anlatır ... anlatır,  kıyamet günü kulun amellerine konu gelir.

Kıyamet günü kişi sevapla gelir. Allah amellerini boşa çıkarır.

Bu dehşetli tablo karşısında ürperen Salim Mevla Huzafe Hazretleri atılarak;

-Anam babam sana feda olsun ya Resulullah, Biz o kavmi nasıl tanıyacağız?

-Seni hak dinle gönderen Allah'a yemin ederim ki, ben onlardan olmaktan çok korkuyorum.

-Ey Salim!

"Onlar oruç tutarlar namaz kılarlar ama kendilerine haramdan bir şey teklif edildiği zaman Allah Teala'dan korkmadan haram işlerler. İşte Allah onların amellerini kabul etmez."

 

 

Kur’an’da İsmi Geçen Peygamberler

Hz. Yusuf

    Kur’an’da adı 27 defa geçer. Kur’an’da bir surenin adı da Yusuf’tur. Yakup’un on iki oğlu vardı. Oğulları Hz. Yusuf’u kıskanarak onu bir kuyuya attı. Yakup oğlunu uzun zaman boyunca görmedi. 

    Mısır’da yöneticilik yaptı. Kur’an’da bir surede anlatılan kıssa ona aittir. Bu kıssa Kur’an’da “kıssaların güzeli” olarak da bilinir.

 

Hz. Peygamberin Sahabeleri

Hz. Hamza

    570 yılında Mekke’de doğdu. Süveybe’den süt emdikleri için Hz. Peygamber ile sütkardeşi, aynı zamanda çocukluk ve gençlik yıllarında arkadaşıdır. Hz. Hamza bi‘setin ikinci veya altıncı  yılında  Müslüman

olduğu nakledilmektedir.

    Rivayete göre, Ebû Cehil ve adamları Hz. Peygambere hakaret ettiklerine  şahit olunca Hz. Hamza elindeki yay ile Ebû Cehil’i yaralamış ve, “İşte ben de Muhammed’in dinini benimsiyorum, cesareti olan varsa gelsin dövüşelim” diyerek İslâmiyet’i kabul ettiğini ilân etmiştir.

    Hamza’nın İslâm dinini benimsemesiyle Müslümanların güçleri artmış, bu da müşriklerin Müslümanlar aleyhine gerçekleştirmek istedikleri cüretkâr teşebbüslerini bir kere daha gözden geçirmelerine sebep olmuştur.

    Hz. Peygamber, hicretten sonra Medine’de ensar ile muhacirler arasında kardeşlik bağı (muâhât) kurduğu gibi daha önce Mekke’de de Müslümanları birbirleriyle kardeş yapmıştı. Nitekim Hamza Müslüman olunca Resûl-i Ekrem onu Zeyd b. Hârise ile kardeş ilân etmiştir. Hz. Hamza gazaya çıktığında neyi varsa hepsini Zeyd’e vasiyet ederdi.

    Hz. Hamza Bedir Savaşı’nın (2/624) önde gelen kahramanlarındandı. Büyük bir cesaretle savaşarak teke tek vuruşmak için ortaya çıkanlardan Şeybe b. Rebîa’yı öldürdü ve Ebû Süfyân b. Harb’in karısı Hind’in babası Utbe b. Rebîa’nın öldürülmesine yardımcı oldu.

Hz. Hamza Uhud savaşında bir köle olan Vahşî tarafından şehit edildi.

    Hz. Peygamber, Hz. Hamza’nın cenazesini görünce göz yaşlarını tutamadı. Hz. Peygamber, Hamza’nın Allah ve resulünün aslanı, şehidlerin efendisi olduğunu söyleyerek ve şehidlerin ölmeyip cennette yaşadıklarını belirttikten sonra bu esnada nâzil olan, “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü zannetmeyin. Bilakis onlar diridirler. Allah’ın kendi lutuf ve kereminden kendilerine verdikleriyle sevinçli bir halde rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehid kardeşleri için de hiçbir keder ve korkunun bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar” (Âl-i İmrân 3/169-170) meâlindeki âyet-i kerîmeyi okudu.

(Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, XV, 500-502.)

 

Kutsal Mekanlar

Müzdelife

INCLUDEPICTURE "http://www.umrebilgileri.com/wp-content/uploads/2017/03/M%C3%BCzdelife-Nedir.jpg" * MERGEFORMATINET

 

    Arafat ile Mina arasında yer alan bu kutsal mekanda, Müzdelife vakfesi yapılır. Hz. Adem ile Havva annemizin Arafat’tan sonra  buluştukları yerdir. Buraya “Meşari Haram” da denir.

    Resûl-i Ekrem, Vedâ haccında Arafat vakfesinin ardından Müzdelife’ye gelip Kuzah tepesine yakın bir yere indi. Yatsı vaktinde akşamla birlikte yatsı namazını kıldı. Bu arada hasta ve güçsüz olanların Mina’ya gitmesine izin verdi ve güneş doğmadan şeytan taşlamaya başlamamalarını tembih etti. Fecre kadar dinlendikten sonra erkence kalkıp sabah namazını kıldırdı ve devesine binerek Kuzah tepesine geldi.

    Allah’ın emri doğrultusunda kıbleye dönüp tekbir ve tehlîl getirdi, dua etti. Ortalık ağarıncaya kadar vakfeyi sürdürdü. Burada hacla ilgili sorulara cevap verdi, Müzdelife’nin her tarafının vakfe yeri olduğunu belirtti. Hz. Peygamber güneş doğmadan Mina’ya hareket etti.

    Hz. Peygamber, Arafat’ta ümmetinin affı için yaptığı duayı Müzdelife’de tekrar etmiş ve ardından gülümsemişti. Bunun sebebi sorulunca duasının Allah tarafından kabul edildiğini ve ümmetinin bağışlandığını öğrenen şeytanın nasıl perişan olduğunu gördüğü için gülümsediğini belirtmiştir (Ahmet b. Hanbel, el-Müsned, IV, 14-15)

(Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi’nin XXXII, 239.)

YORUM EKLE