Küçük esnafa sahip çıkalım

Küçük esnafa sahip çıkalım

Bayram BULUT

Adana’da kayıt dışı açılan yerler, AVM’ler, marketler ve kent merkezinde ki tek yön uygulamasına geçilmesinin ardından küçük esnaf iş yapamaz hale geldi. Son 10 yılda Adana’da yaklaşık 25 bin esnaf kepenk kapattı.

Adana’nın kent içi trafiğinin durumu, tek yön uygulamasıyla toplu taşıma trafiğine kapanan yollar, esnafların ekonomik durumu, kent içerisinde kayıt dışı açılan yerler konusunda Adana Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Nihat Sözütek ile görüştük. Sorularımıza içtenlikle yanıt veren Başkan Nihat Sözütek, esnafın ayakta kalması için yetkililere önemli mesajlar verdi. Kent içi toplu taşıma trafiğinde uygulanan tek yön uygulaması nedeniyle esnafların iş yapamaz hale geldiklerinden bahseden Başkan Sözütek, bu uygulamanın tekrar ele alınarak gerekli düzenlemenin yapılması gerektiğini vurguladı.

Küçük esnafın AVM’ler ve son yıllarda her mahalleye çok sayıda açılan marketlerle mücadele etmek zorunda bırakıldığını dile getiren Başkan Sözütek, küçük esnafa sahip çıkılması gerektiğini işaret etti. Başkan Sözütek, toplu taşıma esnafına zam yapılmasını talep ettikleri dile getirerek, artan mazot zamlarıyla toplu taşıma esnafının büyük sıkıntılar yaşadığını savundu.

Kent içerisinde bulunan kayıt dışı çalışan alanlarında tespit edilerek belediyelerce müdahale edilmesinin kayıtlı esnafı rahatlatacağını anlatan Başkan Sözütek, son 10 yılda Adana’da kapanan esnaflara ait işyeri sayasının yaklaşık 25’e ulaştığını dile getirdi. Bu kapanan işyerlerinin büyük bir kısmının bakkal dükkanları olduğunu tahmin ettiğini söyleyen Başkan Sözütek, bu rakamların 2009 ile 2019 yılları arasını kapsadığını dile getirdi. Başkan Sözütek, yaz aylarında kentin boşaldığını ve esnafın tamamen iş yapamaz duruma geldiğini belirterek, 3-4 aylık yaz sürecinde Adanalı esnaflara vergi muafiyeti getirilmesini talep ettiklerini kaydetti.

Adana için daha birçok önemli konular hakkında sorularımızı yanıtlayan Başkan Nihat Sözütek ile yaptığımız röportajımızı şimdi sizlerle paylaşıyoruz…

Bayram Bulut: Son dönemde gerçekleşen zamlar esnafa nasıl yansıdı?

Nihat Sözütek: Bu zamlar esnaflarımıza olumsuz yansıdı. Kar marjımızı da düşürdü. Esnaflarımızı zorda bıraktı. Ürünlerin alış fiyatı yükselince, ister istemez 5 yerine 4 ürün almaya başladılar. 4 yerine 3 ürün almaya başladılar. Bu kez esnaflar buradan zarar etmeye başladı. Eskiden çok çeşit satıyordu.. Ancak artık çok çeşit bulunduramıyor. Esnaf çok çeşit ürün alamıyor çünkü.

Esnafların satışlarında da o zaman bir düşüş yaşandı diye bilir miyiz?

Tabi ki düşüş oldu. Tüketicilerde kendilerini korumak adına, bütçelerini gözetmek adına, daha az alış veriş yapar oldular. 5 ürün alacaklarsa artık 3 tane, 4 tane alıyorlar. 5 kilo ürün alıyorlarsa artık 3 kilo ürün alıyorlar. Artık gıda ürünleri gramlarla alınmaya başladı. Örneğin artık şekeri 250 gram olarak alanlar var. Yıllar sonra ilk defa bunu gördüm. Eskiden bu vardı ama son dönemlerde ilk kez buna şahit oldum. Tekrar grama döndük. Tekrar taneye döndük. Tekrar yarıma döndük. Seyyar Pazarlar Odası Başkanımız artık insanların gramla alış veriş yaptıklarını söyledi. Doğru söylüyor gerçekten insanlar artık gram ile alış veriş yapıyorlar.

Bu zamlar neden kaynaklı?

Yani hiçbir esnaf, esnaf odası başkanı, birlik başkanı, sanayi odası başkanı, ticaret odası başkanı zam yapalım demez. Onların yetkisinde bu değil zaten. Ekonomide ki durum gereği zamlar yapıldı. Ekonomik göstergeler pekiyi gitmiyor. Söyledik mi yanlış anlaşılıyor ama maalesef canımız yanıyor bizimde.

Peki ne yapılması lazım esnafın rahat etmesi için, eski günlerine geri dönmesi için?

Ülkemizin başta tasarruf yapması lazım. Ecevit döneminde benzine bir günde iki defa zam gelirdi. Ben 6 ay arabaya binmedim, hususi arabama. Yaya olarak gidip geliyordum gideceğim yere veya evime. Ne oldu şimdi bize. Yine yürümeyelim ama idareli kullanalım. Eskiden dedelerimiz köye yayan gidip gelirlerdi.

Tamda bu nokta da şunu sormak istiyorum Başkanım. Vatandaşlar o halde arabalarını bırakıp toplu taşıma araçlarını mı kullanmalı?

Tabi ki insanlar toplu taşıma araçlarından faydalansınlar. Sabah biniyor adam arabasına. Tabi ki binecek, sonuçta özgür bir ülkeyiz ve serbest piyasa ekonomisi var.  İstediği gibi aracını kullanabilir. Fakat kazın ayağı öyle değil. Petrolde dışa bağımlıyız. Dünya kadar para ödüyoruz. İki yıl önce mazot 4 liraydı. Şimdi ise 6 lira 60 kuruş. 2 yılda gelen zamma bakın. Yüzde 70’e yakın bir zam gelmiş. Nasıl esnaf çıkacak bu işin içerisinden. Ben sadece, dolmuşçuyu, otobüsçüyü, servisçiyi, taksiciyi de söylemiyorum. Adamın bir iş yeri var ve kapısında bir arabası var. Bunlarla ürün taşıyor. Onu da etkiliyor. Etkilenince haliyle sattığı malının üzerine fiyat koymak zorunda kalıyor. Örneğin tatlıcı. İmal ettiği ürünleri bir yere verecek. Haliyle malın ana fiyatı yükseliyor mazottan dolayı. Bir mazot değil, benzin, lastik, akü, yedek parça, aracın kendisinin masrafı var.

Bir bakkalı ele alalım. Zavallı bakkallar bitmiş durumdalar. Şimdi ülkemizde yasa çıktı. AVM’lerin şehir merkezlerine 25 - 30 metre ilerisine kurulacak denildi. Tamam bu çok güzel bir şey. Ama bu yasa uygulanmadı. Şehir merkezlerine kuruldu. Keşke gidip şehir dışında köylere yakın noktalara kurulsaydı, oraların cazibesini arttırırlardı. Sanki o kanuna inat, şimdi yeni Adana’da 2 tane AVM kuruldu yan yana.  

AVM’lerin küçük esnaflar üzerinde etkisi nasıl oldu?

AVM’lerin küçük esnaf üzerinde çok büyük olumsuz etkisi oldu. Biz AVM’lere tamam olur derken, bu kez de başımıza her ara sokakta, her mahallede en az 3-4 tane olan devasa marketler zinciri olan mini marketler açıldı. Bu marketler gidip, bizim esnafımızla rekabet ediyor. Satmadığı ürün yok ki. Maydanoz satıyor, domates satıyor, patlıcan satıyor, pirinç satıyor, un satıyor, kaşkol, çorap, tişört, elektronik eşya ve daha birçok sayamadığım ürünleri satıyor. Böyle bir düzen olmaz. Biz bunları söyledikçe farklı algılanıyoruz. Farklı değerlendiriliyoruz. Bizim gayemiz ülke ekonomisine katkı yapmak, katma değer yaratmak ve esnafımızın da iş yapar hale gelmesini sağlamak. Bizim tek amacımız bu, bizim siyasetle vesayire bir konuyla işimiz yok. Biz esnafız. Ama aç bir esnafız. Çünkü artık iş olmuyor.

Başkanım son 10 yılda kapanan işyeri sayısı belli mi?

Yaklaşık 25 Bin esnafımız son 10 yılda kepenklerini maalesef kapattı. Bu rakamlar 2009 ile 2019 yılları arasını kapsıyor. Maalesef kapanan işyeri sayımız bir hayli fazla.  Şekere zam geldi. Yüzde 10 fiyatı arttı. Çaya, elektriğe zam geldi. Bu esnaf nasıl kalkınacak. Adana Haziran’dan itibaren boşalıyor. Herkes yaylalara, denizlere ve köylerine gidiyor. Bu her yıl 3-4 ay devam ediyor. Biz yıllardır diyoruz ki, esnaflarımıza bu yaz dönemindeki boş zamanlarda 3-4 ay vergi muhafiyeti olsun. 3-4 ay vergi almayın bu insanlardan. Veya devlet şekeri, çayı, pirinci, bulguru, unu belli bir yerden alsın. Tanzim satışları gibi esnafa satsın. Esnafta halka ucuza ürün satsın.

Belediyelere bir tavsiyeniz var mı?

Burada belediyelere de tavsiyelerim ve önerilerim var. 5-10 köyü bir araya getirsinler. Üreticiler kooperatifi kursunlar. Kentte de o köylerin bağlığı olduğu ilçe belediyesi Tüketiciler Kooperatifi kursun. Buranın düzenini, intizamını, disiplinini sağlayacak olan Kabzımallar Odası, Pazarcılar Odası ve Manav ve Sebzeciler Odası da ortak edilsin. Baksınlar o zaman ucuzluk oluyor mu, olmuyor mu?

Daha düne kadar karpuzun fiyatı çok yüksekti. Yanına yaklaşılmıyordu. Bu gün ise karpuzun fiyatı ayaklar altında. Çiftçi sürüyor karpuzunu. Maalesef tarlarla da karpuzlar çürümeye sevk edilmiş. Biliyorsunuz yıllardır üreticiler, domateslerini, patateslerini çöpe döküyor, karpuzlarını parçalıyor. Bunlara gerek yok. Bunlara intizam getirilebilir. Çiftçilikte de en büyük olgu bir planlama yapılmasıdır. Bu planlama yapılmalı. Her kentte, her ilde, ranttabıl olan üretilecek mal ne ise, üretici ona yönlendirilsin. Üretim sınırlandırılsın. Çiftçi bırakılmış, çiftçi kendi sağduyusuna güvenerek karar veriyor. “Patates ekeceğim” diyor. O yıl bir sürü insan patates ekiyor ve o yıl patates heba oluyor. Çiftçide zarar ediyor, vatandaşta zarar ediyor, ülkemizde zarar ediyor. Vatandaş nasıl zarar ediyor derseniz. Üretici patatesini kaldırmıyor, tarladan çıkartmıyor. Ondan sonra ithal mal geliyor oda yüksek fiyattan satılıyor. Ekonomi zarar görüyor bundan. Çiftçi perişan oluyor. İkinci ürün ekeceği zaman ise ne tohum alabiliyor, ne mazot alabiliyor.

Çarşı merkezinde toplu taşıma trafiğine kapanan yolları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Adana şehir içi esnafımız yolların kapanmasından dolayı Özellikle Ali Münif Yiğenağa Caddesi’nin kapanmasından dolayı çok büyük zarar gördü. Bu aslında bir vebaldir. Burayı kapatan yetkililer büyük bir vebal aldılar. Ne gereği vardı. Ali Münif Yiğenağa Caddesi’ni avucumun içi gibi bilen biriyim. Büyükşehir Belediyesi’nde KUDEB diye bir birim var. Niye kapattınız diye sorduğumda yol çöker diyorlar. Adanalıyız hepimiz. Onun altı Osmanlı döneminden kalma dehliz, kanalet, su yolları var. Bizde biliyoruz var. 1998 depreminde hiçbir şey olmadı buralara. Sağlı sollu dükkanların hepsinde Malta Taşı kullanılmıştır. Tarihi eserdir oralar. Yağ Camiye bakın tarihi bir camidir bir şey olmuyor, çünkü temeli sağlam. Taş Köprü Dünya’nın en eski köprüsüdür. Tedbir için kapatıldı tamam ama ufak hususi araçlar kullansınlar burayı. Gelen turistler geçerken görsünler farkına varsınlar bu köprünün. Kimse görmüyor ki orayı. Bir biz görüyoruz. İnanıyorum şimdi Adana’da Adana’nın yarısı Taş Köprü’yü bilmeyecektir. Çöker diyorlar. Peki yine tarihi köprülerimizden olan Misis Köprümüz var. Onun üzerinden tonajlı tırlar geçiyor. Karpuz, patates, pirinç taşıyorlar. Bir şey olmuyor. Tabi ki koruyalım, güzelleştirelim. Gerekli tedbirleri alalım.

Kenti içi trafiğinde sorun yaşanıyor mu?

Kent içi bitik durumda. Vatandaşından esnafına kadar  Adana’da trafik konusunda müzdarip. Trafik keşme keş durumda. Bırakın otomobili, bisikletle bile gidemezsiniz. Bazı yerlerde yaya bile yürüyemiyorsunuz. Bu düzensizlikler giderilmeli. Bunlarda alış verişe olumsuz yönde etki yapıyor. Kayıt dışılardan örnek verecek olursak. Adamın bir yerde kaydı yok. Bir vergi levhası alıyor, gidiyor dükkanını açıyor ve oturuyor. Ne belediye müdahil oluyor, nede diğer yetkililer. Peki bu kişilerle kim muhatap olacak.

Son dönemde eski SGK binasının altında çay ocağı gibi bir yer açıldı. Bu yasal mı?

Hayır bu yasal değil. Kim çalıştırıyor bilmiyorum, belki tanırım, belki tanımam bilemem ama böyle bir şey olmaz. Düzenli kent, yaşanabilir bir kent böyle olmaz. Düzenli ve yaşanabilir bir kentte kimseye kıyak geçilmez. Utanç abidesi orası. Atalarımızın güzel bir sözü var. Üzüm üzüme baka baka kararır. Bizde üzüm üzüme baka baka olumlu yönde kararmıyoruz. Olumsuz yönde kararıyoruz. Oraya bir sandalye atıyor sonra sandalye sayısını çoğaltıyorlar. Her yer sandalye dolu. Adana büfe kenti oldu. Kuruköprü’de bulunan yeşil alanın üzerine bir tane büfe oturttular. O da yer genişletmiş. Sandalyeler, masalar koydular. Yarın orada dönerde yapar, kebapta yapar. Hemen yanında kayıtlı esnafımız var. Vergisini veriyor, işçi çalıştırıyor, katma değer yaratıyor. Bu tip konular esnafı bitirdi. Kimse kimseye bir şey demiyor. İsteyen istediği yere oturup kalıyor.

Her tarafta Suriyeli vatandaşlar dükkanlar açmaya başladı. Benim merak ettiğim bu dükkanlar odalara kayıtlı mı?

Kayıtları yok. Toplasan 15 kişinin ya kaydı var, ya yok. 500 – 600 bini geçkin Suriyeli var. Rahat yarısı esnaflık yapıyor ama hiçbirinin kaydı yok. Hiçbir denetleme yok bu dükkanlara. Hijyenik açıdan bile denetlenmiyor. Yaşanabilir kentlerde fiyat tarifeleri vardır. Vatandaşın korunması için. Mesela kentin yukarı taraflarında bir kahveyi 25 Liraya satıyorlar. Bir Allah’ın kulu da gelip şikayetçi olmuyor. “Niye bu kadar yüksek fiyata satıyor” demiyorlar. Biraz sıkıştırdın mı, “serbest piyasa ekonomisi” diyor. Serbest piyasa ekonomisi gidin vatandaşı ezin, vatandaştan fazla para kazanın “2 liralık malı 25 liraya satın” demiyor ki. Bunun belli bir bedeli var. Fiyat tarifesi kimse istemiyor. Bir dolmuşçular, taksiciler, otobüsçüler, servisçiler var fiyat tarifesi isteyen. Denetleyin bunları. Kahveciler, kebapçılar, kasaplar iyi kötü asıyorlar. Bir dolmuşçu fazla para alsın hemen şikayet edeler, taksici, servisçi aynı keza. Yıllardır fiyat tarifesi asılsın diye mücadele veriyoruz. Artık yıldık. Esnaflar perişan.

Dolmuşçu, otobüsçü, taksici perişan. Akşam üstü gelin bakın. Trafikte işin içinden çıkılmıyor. Rezaleti görüyorsunuz. Adam malını kaldırımın üzerine katıyor. Özellikle İstiklal Caddesi’nde araba park edecek, ettirmiyor. Burada benim malım var diyor. Önce insanlar kendi kendini denetlemeli. Ama belediyelerde çıkıp denetimlerini yapmalı. Kayıt dışı olup olmadığını denetleyin. Suriyeli kasapların sattığı etlerde sorun çıkıyor ama bu bizim kasaplarımıza yansıyor. Samimi söylüyorum bizim kasaplarımızın hepsi pırıl pırıl et satıyorlar. Ben esnafıma faydalı olan ne varsa onu yapmaya çalışıyorum.

Ali Münif Yiğen Ağa Caddesi park alanına döndü. Ağır tonajlı çöp kamyonları kullanıyor orayı. Büyük turist kafilelerini taşıyan otobüsler kullanıyor orayı. Otoparklar bomboş duruyor. Adamlar ceza yemeyi göze alıyor ama otoparklara araçlarını park edemiyorlar. Arabalarının çizilmesini göze alıyor. Bazı otoparkçılarda işi abartıyor. Otoparkçıların fiyatını kim belirliyor belli değil. Bunun gibi daha niceleri var. Suriyeliler Arapça yazılar yazıyorlar. Doğru bu yazılar kaldırılsın. Ama bence sadece bunlar değil diğer yabancı dillerden de yazılı olan tabelalar kaldırılsın. Bizim ülkemizin adı Türkiye Cumhuriyeti Türkçe isimler kullanmalılar.

Esnaflar BAĞKUR primlerinden şikayetçiler. Prim borcumuzu ödeyemiyoruz diyorlar. Bu konuda ne yapılması gerekli sizce?

Esnafın rahat edebilmesi için acilen SGK primleri, BAĞKUR primlerinin fiyatları düşürülmeli. Vergiler tekrar gözden geçirilmeli. Kiralar almış başını gidiyor. Kirasını ödeyemeyen esnaf işyerinden çıkmak zorunda kalıyor. Ancak hem esnaf, hem de ev sahibi sorun yaşıyor. Mülk sahibi istediği fiyata kiraya veremiyor, işyeri arayan ise bütçesine göre kiralık dükkan bulamıyor. Her taraf kiralık ev, işyeri ofis dolu. Birde işçi 7000 günde, BAĞKUR’lu ise 9000  günde emekli olabiliyor. Buna da bir çözüm geliştirilmesi lazım.

Çarşı merkezinde uygulanan tek yön uygulamasının değişmesi için bir girişimde bulundunuz mu?

Evet bulundum. Bunun değişmesi gerektiğini söyledik. Geçmiş yönetime başvuru yaptık. Ama şimdiki yönetime şifahen söyledik. Ali Münif Yiğen Ağa Caddesi ve Cemal Gürsel Caddesi tekrar toplu taşıma trafiğe açılmalı. Şimdi Abidin Paşa Caddesi’nde ki esnaf tedirgin. “Kimse gelmiyor” diyor. Çünkü buradan gidince insanlar nasıl inecekler, inseler tekrar İnönü Caddesi’ne kadar yürümek zorunda kalıyorlar. Elinde alış veriş yaptığı yükü varsa zorlanıyorlar. Açılırsa trafikte rahatlar. Hatırlıyorsunuz bundan 2 yıl önceydi. Bir yarım günlüğüne açtılar. Ortalık rahatladı. Yol kenarları şuan park halindeler. Adana’da otopark var ama park yerlerine vatandaş girmiyor. 

Yeni gelen belediye başkanlarımızın özellikle seyyarla ciddi bir mücadele vermesi gerekiyor. Seyyardan kastım arabalarla gezenler değil. Bir yerde durup, oraya tezgah açanlardan bahsediyorum. Bütün kaçak çalışan kim varsa, kayıt dışı çalışan kim varsa onlarla mücadele edilmeli. 7 Liraya otopark parası var. Bu fiyatı kim belirliyor.

Toplu taşıma araçlarında zam konusu gündem de mi?

Biliyorsunuz 2 yıldır zam yapılmıyor. Mazotun fiyatı 4 küsür liradan 6.6 kuruşa çıktı. Esnaf artık bu durumun altından kalkamıyor. Bizler toplu taşıma araçlarına zam yapılmasını istiyoruz. Bunu meclis üyesi arkadaşlarımızda Büyükşehir Beledisi’nde günde getirdiler. Toplu taşı araçlarının bu zamma gerçekten ihtiyaçları var.

Başkanım son olarak vatandaşlara bir çağrınız olacak mı?

Adanalı vatandaşlarımız tüm alış verişlerini küçük esnaftan yapsınlar. Bu esnaflardan borca alış veriş yapabilirsin. Gidip AVM’den veya büyük marketlerden borca alış veriş yapamazsın.

Sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ederiz.

Hande Muştu


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER