Sayar’ın beklenen kitabı nihayet çıktı

Soma maden ve Aladağ Yurt faciasını yaşayanların, unutamadıkları anıları “İnsan Hayatı” adlı kitapta toplandı

Sayar’ın beklenen kitabı nihayet çıktı

RÖPORTAJ: Murat YILDIRIM 

Maden Mühendisi ve İş Güvenliği Uzmanı İrfan Sayar’ın sektöre ışık tutacak olan “İNSAN HAYATI” adlı kitabı okuyucuları ile buluştu. İş kazası geçirerek hayatları alt üst olan gerçek hikâyeleri kitabında toplayan İrfan Sayar, yaptığı açıklamada; amacının iş kazalarına yönelik bir algı oluşturmak olduğunu söyledi.

Sizleri işyerinizde bekleyen tehlikelerin farkında mısınız? Bu tehlikelerin hiç biri aslında köşe bucak saklanmıyor, sadece fırsat kolluyor, görebiliyor musunuz?

Soma Faciası ve Aladağ Yangını gibi olayların nasıl başladığını, bu iki facianın gerçek nedenini hatta sonucunu biliyor musunuz? Peki, bu faciaların öncesinde ve sonrasında insanların yaşadıklarını?

Soruların cevabını; bu iki faciayla birlikte, başka kazalardan da kurtulmuş olanlardan öğrenmek ister misiniz?

İnsan hayatının saniyeler içerisinde nasıl değiştiğine tanık olurken kitabın her satırında; kazaların, kazazedelerde bıraktığı fiziksel ve ruhsal izleri yüreğinizin derinliklerinde hissedecek, yerine koyamadığınız tek şeyin hayatınız olduğunu tüm açıklığıyla göreceksiniz.

Benim başıma gelmez diye düşünmeyin, çünkü pazarlık edilemeyecek tek şey İNSAN HAYATI’dır

Ülkemizde iş kazası potansiyeline yönelik neler söylersiniz?

 “Ülkemizde 28 milyona yakın çalışan var ve bunların hepsi iş kazası geçirme potansiyeline sahip kişiler var. Ülkemizde iş kazalarından hayatları kararan, hayalleri ve umutları sönen insan profilleri hiç te az değil. Dul kalan kadınlarımızın, yetim kalan yavrularımızın ve evlat acısı yaşayan anne ve babaların hayatlarını okudukça bizler, iş hayatımızdaki olumsuzlukları ortadan kaldırmak için kendimizde güç bulacağız.

Kitabınızın konusunu özetler misiniz?

 İş kazalarının öncesinde ve sonrasında insan mizacında görünüp görünmediğini gözler önüne sermeye çalan kitabımızda; Soma ile Aladağ Yangını gibi ve diğer iş kazası olaylarından canlı kurtulmuş kazazedelerin ağzından gerçekte neler olduğunu roman tadında okuyacaksınız. İş kazaları ve meslek hastalığının azaltılmasına yönelik çabaların artması adına kitabın mümkün olduğu kadar her çalışanın eline geçmesi için gayret sarf edeceklerini söyledi. Unutulmamalıdır ki; Pazarlık Edilemeyecek Tek Şey, İnsan Hayatıdır. İlgi ve destekleri için şimdiden halkımıza teşekkür ederim

Kitabınızda Soma ve Aladağ facialarını yaşayan kişiler bizzat yaşadıklarını anlatıyor. Bir iki alıntı yapabilir miyiz?

“...Dışarıya sürekli cenaze taşıdık. Sanki bir savaş çıkmıştı da katliam olmuştu. Ölü bedenler, bize bir şey ifade etmemeye başlamıştı. Yerde yatan madencileri kaldırıp yüzlerine tek tek bakarken dehşete kapılıyordum, çünkü hepsini tanıyordum. Hepsi; düne kadar beraber çalışıp, beraber ekmek yediğim adamlardı. Kimisi köylüm, kimisi okul arkadaşım, kimisi kardeş bilip beraber büyüdüğüm yoldaşlarımdı…”

Ülkemizde iş kazaları yeterli önlem alınmadığından mı yoksa caydırıcı cezaların az olmasından mı bu kadar büyük boyutlarda yaşanıyor?

Türkiye gelişmekte olan bir ülke konumunda. Bunlar büyümenin sancıları.Türkiye gerçekten büyük bir ülke ve iş kazalarında Avrupa'da birinci sırada yer alıyor. Büyüme ile iş kazaları vakalarımızın doğru orantılı olması elbette istemediğimiz bir durum. 6331 sayılı İş Güvenliği yasası henüz 5 yıldır yürürlülükte ve elbette ki çok eksiklerimiz var. Tedbirleri sahaya yansıtma konusundaki sıkıntıları; mevzuat açıkları,denetimlerdeki yetersizlikler,yetişmiş personelin azlığı v.s. gibi nedenler olarak sıralayabiliriz. Ama en temel sorunun psikolojik olduğunu düşünüyorum. Kaderci bir toplumun güvenlik anlayışlı bir topluma dönüşmesi çok zor.Bunun zorluğunu hepimiz her gün yaşıyoruz.

Kaza sonrası mağdur olan aileye ya da sakat kalan kişiye verilen tazminatlar yeterli mi?

İş kazası sonrası mağdur olan çalışan grubu ne yazık ki haklarını bilmiyorlar. Sürekli iş görmezlik raporu alabileceğinden yada mesleki hastalıklar hastanesine gidebileceğinden bihaber. Açılan maddi ve manevi tazminat davaları ile bu mağduriyetler bir nebze olsun gideriliyor elbette ama bir elin, bir gözün maliyeti nedir?

 

İş kazalarının en aza indirgenmesi için neler yapılabilir?

Evvela inanmak gerek. böyle gelmiş böyle gider anlayışı bize yakışmaz. İş güvenliği kültürünün toplumun her ferdine yerleşmesi gerekiyor. Çocuğumuzdan gencimize kadınımızdan yaşlımıza kadar...Evlerimizde, trafikte, içtimai hayatta iş güvenliği tedbirlerine uymak gerek.Aslında yanlışın ne olduğunu biliyoruz ama icraata dökmek işimize gelmiyor. Çabuk bitsin, ucuza malolsun, bana bir şey olmaz ya da kimse görmez mantığını terk etmek gerek artık. İnsan hayatına verilen değerin artması ile iş kazalarının azaldığını göreceksiniz. İnsan Hayatı kitabını bunun için yazdım. Kitap iş kazalarının profilini çiziyor adeta.

Toplum olarak bu tür kazaları çabuk kanıksıyoruz tepki göstermiyoruz. Sizce neden?

Başkasının başına gelen benim başıma gelmez diye düşünüyoruz. Aladağ Yangınında bizim çocuğumuzda yanarak ölebilir diye düşünmek gerek. Ermenek faciasında kaybettiğimiz 18 kişinin arasında bizimde kardeşimiz olabilirdi diye düşünmek gerek. Çocuğa taciz yada kadına şiddet olaylarına gösterdiğimiz milletçe tepki ve duyarlılık olağanüstü. Ama iş kazaları olayları için sadece belli bir kesim unutturmamaya çalışıyor. Bir maden mühendisi ve iş güvenliği uzmanı olarak empati kurmanın çok etkili olacağını düşünüyorum. 

Soma ve Aladağ davaları hangi aşamada sizce bu davalardan kamuoyunu tatmin edici bir yaptırım çıkar mı?

İkisinde de davalar devam ediyor. Ülkemizi derinden etkileyen bu faciaların enine boyuna araştırılması, gerçekte ne olduğunun belirlenmesi uzun bir zaman alacaktır. Hiç kimsenin kısa sürede neticeleneceğini beklediğini düşünmüyorum. Her sene yıl dönümlerinde bir kez daha hatırlanan Soma ve Aladağ Yangınını bizler hiç unutmuyoruz ve unutmayacağız. Elbetteki sorumlular cezasını çekecektir ama gidenler ise geri gelmeyecek. Bu yüzden verilen cezaların tatmin edici olup olmamasından önce enine boyuna ne olduğunu anlamak ve bir daha yaşanmaması için gerekli adımların atılmasına çalışmak lazımdır.Bu iyileştirmelerin tatmin edici olması gerekir.İnsanların kafasında "Bu gidişle yeni facialarımız olur" gibi düşüncelerin silinmesi ve bu kazaların kader olmadığını, önlenebilir olduğunu zihinlere kazımak gereklidir.

Güncelleme Tarihi: 02 Haziran 2017, 15:42

ilkhaber


İletişim Hesapları
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER