Prof. Var; “Beslenme bir dengedir”

Prof. Var;  “Beslenme bir dengedir”

Serhat ŞANLI

ADANA (İLKHABER) – Hangi yaşam biçiminde olursanız olun, yeterli beslenme ve spor ile denge yakalanacağını belirten Prof. Dr. Işıl Var, “Önce kendimizi sevmeliyiz. Kendimizi severek kedimize sağlıklı bir ortam ve sağlıklı bir yaşam kurmamız mümkün. Sağlıklı ortam oluşturmanın başında beslenme var ve beslenme bir dengedir. Yeterlilik ve denge unsuru” dedi.

Günümüzde birçok yaşam tarzı ile birlikte beslenme şekilleri de göze çarpıyor. Vejetaryen ve vegan beslenme şekli de günümüzde sıklıkla duyduğumuz bir beslenme tarzı olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca bu beslenme tarzının artmasıyla birlikte özellikle büyükşehirlerde Vejetaryen ve vegan restoranlar açılmaya başlandı ve sayıları artarak devam ediyor.

Beslenmede önemli dengeyi sağlamak olduğunu belirten Çukurova Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümünden Prof Dr. Işıl Var, “Aslında her türlü beslenme de ayırt etmeden dengeyi sağlayabilmek için her besinden tüketmeli ve ben bunu seviyorum, onu sevmiyorum diye ayrımlar yapmamak önemli. Denge ve yeterlilik beslenme de temel olmalı. Bilinçli ve farkında olarak bu beslenme biçimini sürdürmek önemli” dedi.

Vegan ve vejetaryen beslenme arasındaki farklılıklara dikkat çeken Prof. Var, “Vejeteryan dediğimizde kesinlikle et, balık, kümes hayvanı yemiyorlar. Veganlar da et, balık, kümes hayvanı yemiyorlar ama bunun yanı sıra yumurta ve süt ürünlerini de tüketmiyorlar. Veganlık bir derece daha ileri gidiyor ve hayvanların ürünlerini de tüketmiyor, yumurta, süt gibi. Onun yerine başka şeyler buluyorlar” diye konuştu.

Sağlıklı bir yaşam için beslenmede de dengenin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Işıl Var şöyle konuştu;

“Vegan beslenmede genel olarak sebze ve meyve var. Ya da kuru yemişlerle besleniyorsunuz. Sağlınız bozulduğu zaman, örneğin yüksek tansiyon, kolesterol, gut hastalığı gibi hastalıklar olduğu zaman, aslında size önerilen beslenme biçimi tam da vegan beslenme biçimidir. Yani belli bir yaşın üstünde, veganlığa doğru bir eğilim var.

Yaşınız ilerlediği zaman, kırmızı eti hayatınızdan çıkarılması önerilir. Vejetaryen diyete bakıyoruz; karbonhidrat, omega 6, lif, folik asit, A vitamini bitkisel kaynaklı, C vitamini, E vitamini ve Magnezyum var. Bunların oluşu zaten bize yeterli geliyor. Fakir olanlara baktığımızda protein biraz fakir gibi omega 3 balık yenmediği için hayvansal A vitamini dediğimiz, B12 vitamini çinko fakir. Bunların içerisinde fakir olan doymuş yağlar var.

Biz zaten etle beslenen sağlık problemi olana diyoruz ki doymuş yağı hayatından çıkar. O zaman bir vejetaryen beslenme sunuyoruz ona. Fakat eksikliklere baktığımız zaman B12 vitamini, kalsiyum ve D vitamini eksik kalıyor. Çünkü balığı biz öneririz. Omega 3, D vitamini zenginliği açısından. B12 hayvansal ürünlerde çok daha fazla var. Bunları da tabletler şeklinde öneriyorlar. Tabi tablet almayı özel bir durumunuz yoksa öneriyoruz. Böyle bir beslenme tercihiniz varsa o eksiği tabletlere dışardan kapatabiliyor. Yani böyle bir olumlu tarafı da var.

Bunun dengesini önemli. Biz diyoruz ki dengeli ve yeterli beslenme. Mesela kırmızı et, tavuk, kümes hayvanlarını tüketmeyen vejetaryenler var. Et olarak sadece balık tüketen var. Bu beslenme biçimi o eksik olan değerleri biraz daha dengeleyici hale getirir.

Veganlar, 1944’ten sonra ortaya çıkmış. Örneğin bal yemeyeceğim niye arı üretiyor onu? Jelatin gibi, jöle gibi şeyler de yemeyeceğim. Çünkü hayvanın kemiğinden elde ediliyor bu, sonuçta bir hayvanın kesilmesi söz konusu, süt içerdiği için sütlü çikolata bile yemeyenler var. Bu derece çok katı uygulayanlar var. Hayvanın etidir, sütüdür, yumurtasıdır bunları yememekle kalmıyorlar, aynı zamanda hayvanın yününü giymiyor, ipek giymiyor, deri giymiyorlar. Hayvansal yağ içeren bazı sabunları bile kullanmıyorlar. O derece dikkatliler. Bir sabun alırken bile hayvansal yağ içerip içermediğine bakacak kadar, radikal ve oldukça çok katı kuralları olan bir grup vegan grubu.

Bir de meyvenin, Frutistler var, meyvelerle besleniyorlar ama meyvelerin yanı sıra yine meyve grubundan sayılan, kabak, domates, salatalığı da tüketiyorlar. Çünkü botanik olarak diyorlar ki bu yediklerimiz tekrar toprağa dönüşüyorlar. Döngüyü oluşturuyoruz, doğaya bir katkımız oluyor diye böyle bir inançla da onlar da sadece meyve yiyor. Tahıl, kuru baklagil yok hiçbir şey yok.

Kimisi de kümes hayvanlarını bir kenara bırakıyor ve süt ürünleri ile besleniyor. Bu süt ürünü ile beslenen daha fazla peskovejetaryen dediğimiz vejetaryenlerdir. Bir de Semi Vejetaryen dediğimiz bir grup var. Bunlar sadece kırmızı eti tamamı ile diyetlerinden çıkarıyorlar. Sınırlı miktarlarda tavuk ve balık tüketebiliyorlar. Semi vejetaryenler tavuk ve balık, yumurta da tüketiyorlar, süt ve süt ürünlerini de tüketiyorlar.

Beslenme gerçeğine baktığımızda günümüzde şikayetler var. Biz beslenmede yüksek lif alın diyoruz. Yüksek lifi tam tahıllılardan alacak diyoruz. Baklagil yiyin diyoruz. Sebze meyve tüketin dedik. C vitamini, E vitamini mutlaka alın. E vitamini cevizde var, C vitamini turunçgillerde ve birçok meyvede var ve magnezyum yönünden de iyi beslenin dedik.

Vegan, vejetaryen beslenmede bakıyoruz dengesiz beslenmeyi şöyle görüyoruz. Ya çok zayıf oluyorlar, ya da şişman. Yani dengeyi tutturamamışlar. Belli ki makarnayı çok seviyorlar, pilavla besleniyorlar. Moda zaten ben kendimi vegan hissediyorum. Bir bakıma veganlığı moda haline getirenler var.

Vejetaryen beslenmemizde günlük neler olmalı diye bakacak olursak. Dengeli ve yeterli beslenme için mutlaka bol miktarda tahıl, yani buğday, arpa, çavdar, yulaf bütün bunların unlarıyla yapılmış pilav, ekmek, çorbalar daha sonra mısır, pirinç bu grup içerisinde çeşitlendirebileceğiniz. Protein içerirler ama şeker oranları yüksek, karbonhidrat açısından zengin besinler. Bunların her öğününüzde olması önemli..

Ara öğünlerde de fındık fıstık gibi ürünleri tüketmeniz gerekiyor. Böylelikle biraz daha dengeli beslenme kısmını tamamlamış olacağız. Ben sadece tahılla besleneyim derseniz, şeker oranı yüksek. Bu sefer karbonhidrat fazla olmuş oluyorsunuz. Ya da tek baklagil ile beslenin derseniz o da olmaz ya da her meyveyi sevmem gibi diye düşünürseniz, eksik olur.

Her meyveden ve sebzeden gelen mineral farklı olacağından bunları çeşitlendirmemiz gerekiyor. Özellikle demir eksikliğinin ve çinko eksikliğinin yoğun olduğunu gördüğümüz bu tarz beslenme biçimlerinde demirden zengin bitkileri tüketmek önemli. Kadınlarda da sıkça görülen demir eksikliği için bir de vegan ve vejeteryan besleniliyorsa çeşitli bitkiler önerilebilir. Örneğin roka, ısırgan otu tohumu yada çayı, yeşil mercimek, antep fıstığı, pekmez zaten biliniyor. Ancak pekmez, şeker oranı yüksek olduğu için diyabet gibi rahatsızlığınız varsa bitkilerden almanız daha iyi olabilir. Aynı şekilde brokoli demir açısından zengin bir besin.

Demir eksikliğinin yanında genelde çinko eksikliği de olabiliyor ve bunun belirtileri saç dökülmesi, tırnak kırılması olarak kendini belli ediyor. Ama en önemlisi sürekli bir yorgunluk, halsizlik ve uyuma istediği olur. Daha çok sinirli olurusunuz. Bunların emilimine yardımcı olan c vitamini önemli. Yani demiri alırken vücut yanında bir takviye meyve iyi olabilir. Mesela bir portakal gibi. Turunçgillerden yararlanabilir.

Çay düşkünüyseniz biraz onu azaltacaksınız. Erik, kayısı, kuru yemiş gibi yiyecekleri tüketmeyi artırarak demir eksikliğini azaltabilirsiniz. Ancak yiyeceklerle bile giderilemiyorsa zaten ek bir takviye olarak doktorunuz tavsiyede bulunacaktır. Bu nedenle bu beslenme biçimini tercih eden bireyler sık sık tahlillerini yaptırmalı ve eksikler varsa buna uygun beslenmeli.

Aslında her türlü beslenme de ayırt etmeden dengeyi sağlayabilmek için her besinden tüketmeli ve ben bunu seviyorum, onu sevmiyorum diye ayrımlar yapmamak önemli. Denge ve yeterlilik beslenme de temel olmalı. Bilinçli ve farkında olarak bu beslenme biçimini sürdürmek önemli.

Çok sorulan ve merak edilen konulardan biri de bu bilinç açısından çocuklar vegan ya da vejetaryen beslenmeli mi?  Batı da bu beslenme biçimi çocuklarda da var ama saydığımız o tüm grupları dengeli biçimde tüketirlerse çocuklarda da bir problem yok. Ama hayvansal beslenmeden elde edilen vitamin ve minerallerin vücutta biyo yararlılığı daha yüksek olduğu için çocuk yaştaki bu beslenmede çok dikkatli olmak gerekiyor. Çocuğun büyüme ve boy uzamasıyla ilgili sıkıntılar yaşanabiliyor. Orada farklı bir takviye doktor tavsiyesi ve beslenme uzmanıyla birlikte beslenme biçiminin çok iyi yönetilmesi gerekiyor. Mümkünse çocuk yaşta yapmayalım. Yetişkinliğe bırakalım bu tercihlerimizi.

Çocuk yaşta illa yaşamsal, kültürel olarak görüyorsanız o zaman çocuğun gelişimindeki eksiklikleri de kabul etmek lazım. Çünkü biyo yararlılık kısmında yani tahıl baklagiller gibi ürünlerde zengin vitaminler ve mineraller var ancak hayvansal besinlerden mineraller ve vitaminler alınan gelişim için önemli olan biyo yararlılık düzeyi yani vücutta kullanımı çok daha yüksek seviyede. Bu beslenme biçimi gelişim açısından 25’ten sonra aslında daha iyi olabilir.

Bir hastalık veya başka bir etken yoksa normal hayvansal gıdalarla beslenmek en iyisi olacaktır. Tek yönlü beslenmenin her beslenme biçiminde zararlı olduğundan da bahsedebiliriz. Sadece etle beslenilmez çocuk yaşta da aynı şekilde. Bu sefer obezite ile savaşmanız gerekir.

Burada dengenin altını çizmek gerekir. Beslenme bir dengedir. Yeterlilik ve denge unsurudur. Doğada var olan, kendimize uygun her şeyi yaşamımızı sürdürebilmek için elbette tüketeceğiz. İlk önce kendimizi sevmeliyiz. Kendimizi severek kedimize sağlıklı bir ortam ve sağlıklı bir yaşam kurmamız mümkün. Sağlıklı ortam oluşturmanın başında beslenme var. Beslenmenizi ve sporunuzu yeterli yaparsanız, hangi yaşam biçiminde olursanız olun orada bir denge yakalamış olursunuz”

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER