Secdede başı secdeden hemen kaldırmak namaza zarar verir mi?

 

    Fıkıh dilinde, rüku ve secdede beklemeye tadili erkan denir. Tadili erkan,  rükünleri düzgün, yerli yerinde ve düzenli olarak yapmak demektir. Namaz, müminin miracı ve İslam'ın ana direklerinden bir direk olduğundan kılındığında belli bir hassasiyet, önem ve düzgünlük içerisinde kılınması lazım.

          Tadili erkana uyularak kılınan namaz, şekil olarak düzgün ve kıvamında yerine getirilmiş olur. Böyle bir ehemmiyet içinde kılınan namaz "üstün körü" kılınmadığından bilakis tabiri caizse "dört başı mamur" kılınmadığından Allah indinde makbul olur. Böylece namazdan beklenen ibadet amacı da hasıl olmuş olur.

          Tadili erkan, Şafii, Hanbeli, Maliki ve Hanefi fıkıısı Ebu Yusuf'a göre farzdır. Bu fıkıılara göre namazda tadili erkan mutlaka yerine getirilmesi gerekir. İmam-ı Azam Ebu Hanife'ye göre ise tadili erkan vaciptir.

          İslam fıkıılarından anlaşılan şudur ki namazda tadili erkan farzdır. Namazda dinin temel direklerinden bir direk olduğundan, namaz kılarken özellikle rükuda, rükudan doğrulmada secdede ve iki secde arasındaki oturuşta dikkat edilmesi gerekir. Yoksa namaz eksik kaldığından fasit olur.

 

Kâr alıp zararına karışmadan ticaret için emanet para vermek caiz mi?

   Borç verip bu borçtan dolayı bir gelir elde etmek faizdir. Çünkü verilen para borç verilmiştir. Borç da bir menfaat celbetmemelidir. Şayet borçtan bir menfaat sağlansa dinen bu uygun değildir. Nitekim sevgili Peygamberimiz bu hususta bir hadisinde mealen şöyle buyurmaktadır: “Menfaat celbeden her borç faizdir.” 

    Ancak verilen para borç değil de kar zarar karşılığında çalıştırılmak üzere verilmişse ve bu paradan bir kar elde edilmişse bu paradan gelen geliri almada bir sakınca yoktur. Tabi aynı şekilde bu para çalıştırılırken zarar olmuşsa onu da paylaşmak gerekir.

 

Karanlık bir ortamda namaz kılınır mı

    Namaz kılınan mekanın ve secde yerinin gözle görülmesi ve temiz olduğundan emin olunması asıldır.

    Ancak secde yapılan yer, gözle görülemeyecek derecede karanlık da olsa, temiz olmak kaydıyla böyle bir ortamda namaz kılmakta bir sakınca yoktur.  Fakat mekruh görülmüştür.

 

Kocanın hanımına boşanma halinde nafaka verme zorunluluğu var mı?

      İslam, evlilik hayatında kocaya vermiş olduğu hak ve yetkilerin yanında, bir takım görev ve sorumluluklar da yüklemiştir. Bunlardan birisi de, kocanın eşinin temel ihtiyaçlarını makul ve normal ölçülerde karşılama ve giderme görevidir. Bu, evlilik akdinden doğan bir sorumluluktur. Kadının zengin veya fakir, müslim veya gayrimüslim olması bu görev ve sorumluluğu değiştirmez.

     Kur’an-ı Kerim’de boşanmış ama iddet bekleyen kadına kocasının evinde ikamet etme hak veya yükümlülüğü getiren ve iddet süresince kadına zarar verilmemesini emreden ayetler vardır. Bu ayetler aynı zaman da kocaya eski eşine nafaka vermesini emretmektedir.

     Söz konusu bu ayette yüce Mevla mealen şöyle buyurmaktadır: ”Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın.” (Talak, 65/6).

      Bu ayetten anlamından hareketle,  İslam hukukçularına göre kadının kocası üzerindeki nafaka hakkı evlilik süresi ile evlilik sona erdiğinde ise iddet süresi ile kayıtlıdır. İddet dediğimiz üç ay hali bittiğinde ise nafaka sorumluluğu da bitmiş olur.

 

Günün Ayeti

 Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, "Ona ne oluyor?" dediği zaman, işte o gün yer, kendi haberlerini anlatır.  Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir.

 

Günün Hadisi

Dikkat! Kuşkusuz ki insanda bir organ vardır. Eğer o iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozuk olursa, bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir!

 

Günün Sözü

Tartışmasını bilmeyenler kavga ederler.

 Chesterton

 

Günün Duası

Ya rabbi bugün dualarımızı ve hayırlarımızı kabul vaktine denk getir.

 

Bunları Biliyor muyuz?

Ülfet Nedir?

    Tasavvufta, samimi olmak, insanlarla ünsiyet etmek, iyi geçinmek, herkesle anlaşmak demektir.

 

Günün Nüktesi

Terzi Kusto

       Terzi Kusto bir gün, yeni diktiği elbiseyi Efendi üzerinde prova ederken, Yahya Efendi:

-Kusto Usta! Elbisenin yenisi mi iyidir, eskisi mi? Ne dersin demiş.

Terzi Kusto:

       Bu ne sözdür Hazretim? Her şeyin yenisi iyi olur elbet tabii. Niye sordunuz anlayamamışım, diye cevap verince,

Yahya Efendi, gülümseyerek:

 

       Anlamışsın anlamışsın da, anlamamış gibi yapıyorsun. Bazılar aynı şeyin hep eskisinde ısrar ederler nedense. Sözgelimi sen. Senin de eskimiş giysilerin ama hala yenilemiyorsun.     Terzi kendi söküğünü dikemezmiş, senin söküğünü de biz dikelim, ne dersin, demiş.

       Bu çok zarif, çok manidar soru karşısında Terzi Kusto şöyle bir kaykılarak, heykel gibi donup düşündükten sonra:

-Anlamışım Hazretim, anlamışım, umarım geç kalmamışım, demiş.

Yahya Efendi.

-Niye geç kalacaksın? diye sorunca,

Terzi Kusto:

-Çürüyen giysi yama tutmaz Hazretim, demiş.

Yahya Efendi de:

-Sana yamadan söz eden kim, yeniden söz ediyorum ben sana yeniden.

O sırda provasını tamalayan Terzi Kusto:

-Tamam Hazretim, elbiseniz bana göre tamam. Sizin bir şikayetiniz var mı?

Yahya Efendi:

-Cebi yok mu bu elbisenin Kusto Usta? diye sormuş.

Terzi Kusto:

-Aaaa! Olmaz mı Hazretim. Var elbet fakat dikişlerini sçkmeyi unutmuşum, diyerek, cep ağızlarının dikişlerini sökünce, cebin içinden bir kese altın çıkmış.

Bu duruma çok şaşıran Kusto, ne diyeceğini, ne edeceğini bilmez bir halde kıvranırken, Yahya Efendi:

-Ne kıvranıp duruyorsun Kusto Usta? O altınlar senin. Sana ait, demiş.

Terzi Kusto:

-Hayır Hazretim, ben koymadım anları oraya, deyince,

Yahya Efendi.

-Elbette sen koymadın Kusto Usta. Bize ait hiçbir şey yok ki zaten. Her şey onun. Senin hazineni bizim cebimize koymuş, onu sen bizim elimizden alacaksın demekki, diyerek, Kusto'nun elindeki keseyi Kusto'nun eline sıkıştırırken şunu ilave etmiş: Gönül ceplerinin dikişlerini söktüğün zaman, asıl hazineyi orada bulacaksın, deyince,

Kusto:

-Tamam Hazretim tamam. Ben de oldum Müslüman. Ama, para için değildir. Gönlümün cepleri açıldı şu an, diyerek Yahya Efendi'nin ellerine kapanmış.

YORUM EKLE