Sigara içmeme yeminini bozan kimsenin dini bir cezası var mı?

Sigara içmeme yeminini bozan kimsenin dini bir cezası var mı?

Yerine getirilmesi mümkün ve mubah olan bir şeyi, ileride yapacağına veya yapmayacağına yemin eden kişi, bu yeminini yerine getirmelidir. Yeminin yerine getirilmemesi halinde, kefaret ödemesi gerekir.

Yeminin kefareti ise, on fakiri doyurmak veya giydirmek ya da köle azat etmektir. Buna gücü yetmeyen kimse üç gün oruç tutar. Nitekim Allah’u Teala yemin kefareti ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurmaktadır: “Allah sizi kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı değil, fakat kalplerinizin kastettiği yeminlerden dolay sorumlu tutar. Yeminin kefareti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on fakiri yedirmek yahut giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Bulamayan üç gün oruç tutmalıdır; yemininizin kefareti budur. Yemin ettiğinizde yeminlerinizi tutun.”

Farz olan bir şeyi yapmamaya; ya da haram veya günah olan bir şeyi yapmaya yemin eden kişinin, bu yeminini yerine getirmesi gerekir. Çünkü bu yemin şekli yerine getirilmesi halinde Allah’a karşı işlenmiş bir günah olur bu da dinen caiz değildir.

Buna göre kişi sigara içmemek için yemin etmiş ise bu yeminini yerine getirmeli ve içmemelidir. Ancak yemini tutamamış ise ve yemin ettiği halde yeminini bozmuş ise o zaman da kefaretini vermeli bir de Allah’a tövbe etmelidir.

"Ey kavmim! Ölçerken ve tartarken adaleti yerine getirin. Halkın malına densizlik etmeyin ve yeryüzünde fesatçılık yaparak fenalık etmeyin.

 Hûd, 85.

 

Kocasından boşanan bir bayanın bir başkası ile evlenebilmesi için beklemesi gereken bir süre var mı?

Boşanma, evliliğin feshi ve ölüm gibi bir sebeple evliliğin sona ermesi durumunda kadının yeni bir evlilik yapmadan önce beklemesi gereken süreye dini anlamda iddet denir. Karı koca nikah kıyıldıktan sonra ister zifafa girsin ister girmesin bu süreyi beklemesi lazım.

Çünkü bu iddet, kadının önceki kocasından hamile olup olmadığının anlaşılması içindir. Aynı zamanda ölüm iddetinde kadının ölen kocasına hürmet ve saygı babından belli bir zaman diliminde evlenmeden beklemesi gerekir.

İddet bekleme esas olarak kadının hamile olup olmadığının ortaya çıkması amacına yönelik olmakla birlikte onun sadece bu amaçla sınırlandırılması doğru değildir.

Ölüm iddetinde bunun yaratılış açısından erkeklere göre daha duyarlı ve yuvaya daha bağlı olan kadının ölmüş kocasının hatırasına saygı ve yuvaya bağlılık simgesi olarak, boşanma iddetinde ise toplumun kötü zanda bulunmasını engellemeye, dolayısıyla kadının saygınlığının devamını sağlamaya yönelik bir önlem olarak değerlendirmek gerekir.

Ölüm iddeti, kocası ölen kadın hamile ise çocuğunu doğurana kadardır. Şayet hamile değilse beklemesi gereken süre dört ay on gündür.

 

Cemaatle namaz kılınırken imamla cemaatin aynı mezhepten olma zorunluluğu var mı?

Mezheplerin arasındaki fark, esasta değil, fer'i hükümlerdedir. Namaz, her mezhepte farzdır. Fakat namazın farz ve vaciplerinin sayısında mezhepler arasında fark bulunabilir. Hanefi, Maliki, Hanbelî ve Şafii gibi mezheplerin müntesipleri diğer bir mezhepteki imama uyabilirler. Yeter ki imam olan şahıs imam ehliyet ve kabiliyetine haiz olsun.

Kılınan namaz ister günlük farz bir namaz olsun, isterse Cuma, teravih veya bayram namazı olsun fark etmeksizin farklı bir mezhepteki imamın arkasında kılınabilir.

 

Günün Ayeti

Nefsinin kötü arzusuna uymuş ve işi hep aşırılık olan kimseye uyma.

Kehf, 28.

Günün Hadisi

 “Aza şükretmeyen çoğa da şükretmez.” 

(Tirmizî, Birr 35)

 

Günün Sözü

Aşk; Her şeyi senin için var ettim diyen Rabbe; her şeyi senin için terk ettim diyebilmektir.

Şems-i Tebrizi

 

Günün Duası

 Allah’ım bugün beni şerden ve kötülüklerden uzak hayra ve iyiliğe yakın eyle

 

Bunları biliyor muyuz?

Berzah-ı Kübra Nedir?

Kabirden kalkıp, mahşer yerinde hesabın görülüp cennet veya cehenneme gidilinceye kadar geçen zaman.

 

Günün Nüktesi

Şu altınları çamura atın…

Günlerden bir gün Selçuklu sultanlarından biri kabul etmesini arzu ederek Hz. Mevlana’ya bir kaç kese altın göndermişti. Hz. Mevlana’nın talebelerinden biri altınları alıp Hz. Mevlana’ya verince, Mevlana talebesine döndü ve beni gerçekten seviyorsanız bu altınları dışarıdaki çamura atınız buyurdu.

Talebesi Mevlana’nın bu isteğini hiç bir sual dahi sormadan yerine getirdi. Bu olaya şahit olan bazı kimseler, çamurun içine atılan altınları toplamak için hiç vakit kaybetmeden çamurun içine dalmışlardı. Fakat kısa süre sonra üstleri başları, yüzleri çamurdan görünmez hale geldi.

Mevlana talebelerine onların bu vaziyetlerini göstererek: Bu altınlar şu gördüğünüz dünya ehlinin, üstünü başını batırdığı gibi ahiret ehli olanların da kalbini kirletir. Çeşitli günahlara sevk edip ibadetten alıkoyar. Bunun için dikkat edilmesi gereken nokta; hırs yapmadan kanaat üzere bulunmaktır.

 

Dünyada ahiret saadeti için çalışılmalı kazanılmalıdır. Çünkü İslam insanlara faydalı olmayı emreder. Dünyadaki saadetlerden biri de helal kazanmaktır. Bu kazancını hayır yaparak ahirete göndermektir. Asıl sermaye ise amel, ihlas ve güzel ahlak sahibi olmaktır buyurdu.

YORUM EKLE