Sigara içmeme yeminini bozan kimsenin dini bir cezası var mı?

Sigara içmeme yeminini bozan kimsenin dini bir cezası var mı?

Yerine getirilmesi mümkün ve mubah olan bir şeyi, ileride yapacağına veya yapmayacağına yemin eden kişi, bu yeminini yerine getirmelidir. Yeminin yerine getirilmemesi halinde, kefaret ödemesi gerekir.

Yeminin kefareti ise, on fakiri doyurmak veya giydirmek ya da köle azat etmektir. Buna gücü yetmeyen kimse üç gün oruç tutar. Nitekim Allah’u Teala yemin kefareti ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurmaktadır: “Allah sizi kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı değil, fakat kalplerinizin kastettiği yeminlerden dolay sorumlu tutar. Yeminin kefareti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on fakiri yedirmek yahut giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Bulamayan üç gün oruç tutmalıdır; yemininizin kefareti budur. Yemin ettiğinizde yeminlerinizi tutun.”

Farz olan bir şeyi yapmamaya; ya da haram veya günah olan bir şeyi yapmaya yemin eden kişinin, bu yeminini yerine getirmesi gerekir. Çünkü bu yemin şekli yerine getirilmesi halinde Allah’a karşı işlenmiş bir günah olur bu da dinen caiz değildir.

Buna göre kişi sigara içmemek için yemin etmiş ise bu yeminini yerine getirmeli ve içmemelidir. Ancak yemini tutamamış ise ve yemin ettiği halde yeminini bozmuş ise o zaman da kefaretini vermeli bir de Allah’a tövbe etmelidir.

 

Ruhların beden değiştirmesi inancı İslam itikadına uygun mu?

Ruhların beden değiştirme inancına tenasuh denilmektedir.Tenasüh, ruhların beden değiştirerek dünyaya tekrar tekrar gelmelerine inanmak demektir. Ruh göçü inancı dediğimiz  tenasuh ya da bir başka ifade ile reenkarnasyon, günümüzde Hindistan ve Çin’in büyük bir bölümü başta olmak üzere dünyanın bazı bölgelerinde hala varlığını sürdürmektedir.

Bu inanca sahip olanlara göre, ruhun bir defa dünyaya gelmesiyle dünyayı tanıması mümkün değildir. Bunun için bir beden ölünce ruhu, başka bir bedene geçer. Bu yeni bedende ruh öncekine oranla daha da olgunlaşır. Söz konusu intikal her ömrün sonunda başka bedende ve varlıkta gerçekleşebilir. Nitekim su, bulut ve gök gürültüsüne dönüşüyor. Yumurta kuş biçimine geliyor. Palamut, meşe ağacı oluyor. Odun ateş ve kül halini alıyor.

İslam inancına göre ruh, ezelî olmayıp sonradan yaratılmıştır. O, bedenin tamamlayıcısıdır. Ölümle bedenden ayrılan ruh, tekrar başka bedenlerle dünyaya gelmeyecek, ahirette beden yeniden yaratılınca ruh tekrar ona iade edilecektir. Dolayısıyla dünyadaki ameline göre mükafat veya cezaya muhatap olacaktır. Kur’ân’da ruh göçünün olmadığı kesin olarak ifade edilmektedir: “Nihayet onlardan birine ölüm gelince: ‘Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım' der. Hayır! bu sadece onun söylediği boş bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.”

Bu ayeti kerimede de ifade edildiği gibi, tenasüh inancı İslâm'la bağdaşmaz. İslam ile bağdaşmadığına göre tenasüh inancının İslam’da yeri yoktur. 

Bu ayeti kerimede de ifade edildiği gibi, tenasüh inancı İslâm'la bağdaşmaz. İslam ile bağdaşmadığına göre tenasüh inancının İslam’da yeri yoktur. 

 

Bu ayeti kerimede de ifade edildiği gibi, tenasüh inancı İslâm'la bağdaşmaz. İslam ile bağdaşmadığına göre tenasüh inancının İslam’da yeri yoktur. 

 

Günün Ayeti

Kim Allah’tan korkarsa Allah onun işine kolaylık verir.

Talak 4.

 

Günün Hadisi

"Kişi evine girince şu duayı okusun: Allah’ım! Senden hayırlı girişler, hayırlı çıkışlar istiyorum. Allah'ın adıyla girdik, Allah'ın adıyla çıktık, Allah'a tevekkül ettik". Bu duayı okuduktan sonra ailesine selam versin.”

Ebû Dâvud, “Edeb”, 112.

 

Günün Sözü

Birini yenmek çok kolaydır; asıl zor olan birini kazanmaktır.

 

Günün Duası

Allah’ım bizi helalından yiyen ve helalından yedirenlerden eyle.

 

Bunları biliyor muyuz?

Ebedî Mahrem Nedir?
Dinde kendileriyle evlenilmesi ölünceye kadar haram, yasak olan kimseler demektir.

 

Günün Nüktesi

Şu altınları çamura atın…

Günlerden bir gün Selçuklu sultanlarından biri kabul etmesini arzu ederek Hz. Mevlana’ya bir kaç kese altın göndermişti. Hz. Mevlana’nın talebelerinden biri altınları alıp Hz. Mevlana’ya verince, Mevlana talebesine döndü ve beni gerçekten seviyorsanız bu altınları dışarıdaki çamura atınız buyurdu.

Talebesi Mevlana’nın bu isteğini hiç bir sual dahi sormadan yerine getirdi. Bu olaya şahit olan bazı kimseler, çamurun içine atılan altınları toplamak için hiç vakit kaybetmeden çamurun içine dalmışlardı. Fakat kısa süre sonra üstleri başları, yüzleri çamurdan görünmez hale geldi.

Mevlana talebelerine onların bu vaziyetlerini göstererek: Bu altınlar şu gördüğünüz dünya ehlinin, üstünü başını batırdığı gibi ahiret ehli olanların da kalbini kirletir. Çeşitli günahlara sevk edip ibadetten alıkoyar. Bunun için dikkat edilmesi gereken nokta; hırs yapmadan kanaat üzere bulunmaktır.

Dünyada ahiret saadeti için çalışılmalı kazanılmalıdır. Çünkü İslam insanlara faydalı olmayı emreder. Dünyadaki saadetlerden biri de helal kazanmaktır. Bu kazancını hayır yaparak ahirete göndermektir. Asıl sermaye ise amel, ihlas ve güzel ahlak sahibi olmaktır buyurdu.

 

YORUM EKLE