banner6

“Beton tabutlarda yaşıyorlar”

İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Uncu, İnsanların depreme dayanıklılığı bilinmeyen binalarda oturduklarını söyledi

“Beton tabutlarda yaşıyorlar”

Bayram BULUT/Özel Haber

ADANA (İLKHABER)- İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Uncu,  binaların depreme dayanıklılık durumlarının bilinmediğini, bu nedenle insanların beton tabutların içerisinde yaşadıklarını söyledi.

Son yaşanan İzmir depreminin ardından gözler binaların sağlamlığına çevrildi. Peki binalarımız ne kadar sağlam. Bunu biliyor muyuz? Binaların sağlam olup olmadığı nasıl anlaşılabilir? Binaların sağlamlık testi yapılması durumunda ne kadar ücret ödenir? Kentteki binalarının temellerinin çürümesinin nedeni nedir?  

İlk olarak muhabirimizin sorularına yanıt veren TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Uncu,  Adana’da 4 bloklu, 82 dairelik Site Apartmanı sakinlerinin binalarının bodrum katındaki duvarların yıkılmasıyla binalarının sağlamlığı konusundaki tereddütleri konusunda ne yapılması gerektiğini söyledi.  Vatandaşların binalarının sağlamlığını kontrol ettirmek istediklerini, ancak bu kontrollerin maliyetinin olduğunu anlatan Uncu, bu işlemler yapılırken binanın röntgeninin çekildiğini ve gerekli tahlillerin yapıldığını belirtti.

İnsanların maliyetleri karşılamamak için tabutların içerisinde yaşadıklarını vurgulayan Uncu, “İMO’ya yada kendi adına çalışan mühendislere benim binam nasıl diye bir soru geliyor. Tabi ki bu binaların incelenmesi belli bir maliyet konusunda oluyor. Binalardan numuneler alarak, binanın röntgenini çekerek bir işlem yapılması gerekiyor. Bunlarında bir maliyeti var. Bu maliyeti vermeyen vatandaşlar Ne acıdır ki, çoğu binalarındaki tabutların içerisinde kalmayı yeğliyor. Buda bizi üzüyor.” dedi.

Devletin yaşanan bu duruma el atması gerektiğini vurgulayan Uncu, “Aslında bu devletin el atması gereken bir konu. Çünkü vatandaşın bu maliyetin altından kalkması çok zor. Binalarımız son çıkan deprem yönetmeliği gereğince gerçekten depreme karşı  daha dayanıklı binalar yapıyoruz. 30 yıllık eski binalar 1975 yönetmeliğine göre yapılmış. Yapılan eski binalar günümüz şartlarına uygun değil. Hepsi demiyorum ama genelde uygun olmuyorlar.” ifadelerini kullandı.  

Binaların sağlamlığını kontrol ettirmek için ne kadar ücretin gittiği konusunda da bilgiler veren Uncu, “Binanın sağlam olup olmadığını anlamak için maliyetler binanın büyüklüğüne bağlı olarak değişiyor. Örneğin tek katlı yada 2 katlı bir binanın incelenmesi 3-5 Bin Lira gibi bir rakam ederken, 15-20 katlı bir binanın incelenmesinin maliyeti 30 -40 Bin Lirayı bulabiliyor. Çünkü oradan numunenin alınması gerekiyor. Vatandaş şunu istiyor? Gel gözünle bak? Bu bina sağlam mı yanıtını ver diyorlar.  Biz mühendisler olarak bir binaya bakıp da bu bina sağlamdır ya da oturulmaz deme lüksüne sahip değiliz. Hesabını kitabını yapmadan böyle bir cevap veremeyiz.” şeklinde konuştu.  

Uncu, kentteki bina envanterlerinin çıkartılması gerektiğini söyledi. Deprem bölgesinde olduğumuzu hatırlatan Uncu, “Biz deprem bölgesinde yaşıyoruz. Türkiye’nin yüzde 80’i deprem riski altında. Binaların envanterlerinin çıkartılması gerekli. Ne zaman yapıldı, hangi şartlarda yapıldı, hangi yönetmeliğe göre yapıldı ve içerisinde kaç kişi yaşıyor. Bu acıları yaşamadan bunların yapılması gerekli. Yeni gelişen Kuzey Adana’da bile bir çarpık kentleşme varken, Bir Seyhan’a bir Yüreğir’e girdiğimizde, o dar sokaklara nasıl yardım edilecek, toplanma alanları neresi bu tür konular hala bizim gündemimizde. Odalarımız dışlanıyor. Meslek odalarıyla birlikte düşünmek, birlikte karar vermek gerekli. En az acıyı yaşamak için iş birliği gerekli.” diye konuştu.  

Yer altı su seviyesinin yükselmesiyle çürüyen bina temelleri konusunda da görüşlerini paylaşan Uncu sözlerini şöyle tamamladı;

“Adana’da yapılan binalarda maalesef önceden bir yalıtım yapılmıyor. Sonradan su binaya işlendikten sonra yalıtım yapılıyor. Adana’da rutubet oranı yüksek. Yapılırken gerçekleşen hatalardan dolayı buralara rutubet sirayet edebiliyor ve temeller çürüyebiliyor. Özellikle bodrum katlarda bu yaşanıyor. Tabi ki bu yer altı su seviyesinin yükselmesinden kaynaklı olan bir şey değil. Yer altı su seviyesinin düşük olduğu yerlerde de bu karşımıza çıkıyor.  Bu tamamen imalat esnasında gerekli hassasiyeti göstermemekten kaynaklanıyor. Bunlar aslında tam bir denetimle önüne geçilebilecek bir konu.”

Mimarlar Odası Adana Şube Başkanı Ozan Veli Tüzün ise, geçmişte yapılan binaların geçmişine inmek gerektiğinin altını çizdi. Yönetmelik konularına değinen Tüzün, “Binanın korumanın maliyeti gerçek bir durum. Geçmişte yapılan binaların geçmişi nedir nasıl yapılmıştır, nasıl bir süreçten geçmiştir, oralara da inerek detaylı bir araştırma yapmak lazım. Birde yönetmelik kaosu denetimsizlik alışkanlığı yıllardan beri sürüp gidiyor. Son 10 senede 10 -15 kez yönetmelik değişti. Bu yönetmelik bu binaların hangi yönetmeliğe göre yapıldığını, bırakın ihtisası son yıllarda yapılan binaların bile nasıl bir koşulda yapıldığına dair bir bilgi yok. Biliyorsunuz denetim özel firmaların elinde. Belediyelerin bu denetimleri mühendisler ile yapması gerekiyor. Asıl önemli sorun şu aslında. Ülkenin deprem senaryosunun olmaması. Bırakın ücra köşeleri hemen yanı başımızda da bir çok bina var.  İzmir’de yıkılan binalar o kadar eski değil ki. “ ifadelerini kullandı.

Peyzaj Mimarları Odası Adana Şube Başkanı Hasibe Akkan’da, yer altı su seviyesinin yükselmesinin nedeninin kapatılan kuyular olduğunu söyledi. Akkan, “Yer altı su seviyesinin yükselmesinin sebebi kuyuların kapatılmasından kaynaklı. Şu anda Kabasakal bölgesi ile Karslı Köyü arası su olmayan bir havza olmasına rağmen şuanda orada bile yeni binaların temellerinden su çıkmakta. Çünkü kuyuların kapatılması büyük bir etken. Kent merkezinde de mesela Kocavezir İş Merkezi’nde bildiğim kadarıyla su çıkıyor. Çok ciddi elektrik parası vererek suyu pompa ile tahliye ediyorlar.” dedi.

Binalarda bodrum katında bohçalama sisteminin yapılmadığını kaydeden Akkan, “Yalıtım yapılıyor ama şöyle bir konu var. Bodrum katı yapılırken nedense betonarme yapılmıyor, bohçalama asla yapılmıyor. En son iş bittikten sonra su alırsa ne yapabiliriz diye düşünüyorlar. Halbuki bunlar mimarı ve statik projelerin ekinde de olması gerekir ve belediyelerin bunların denetlemesi gerekir. Bunlar yapılmadığı için binaların temellerinde demirlerde paslanma oluşuyor, artık çözümsüz noktalara geliniyor. Bodrumlar kapatılıyor. Bir parselin yüzde 40’ına bina oturtuluyor.  Ama ciddi bir kısmı bodrum üzeri oluyor. Otopark olarak yapılıyor. Bularda da halen asmolen kullanılıyor. Bunların yalıtım ile de tedavi edilmesi, kurtarılması mümkün olmuyor. Çünkü burası bir deprem bölgesi. Taban suyu  yüksek bir bölge  normal beton yapılamıyor. Belediyeler bu konularda denetimler yapmalı. Artık geçmiş olsun diyeceğimiz çok bina var Adana’da.” şeklinde konuştu.  

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner42