Sol tarafa yaslanarak yatmak günah mı?

 Uyku ve adabı ile ilgili olarak Peygamberimizden nakledilen birçok hadis bulunmaktadır. Bunlara bakıldığında Peygamberimizin sağ tarafına dönerek uyuduğu, yüz üstü uyumaktan ise ashabını alıkoyduğu görülmektedir.

 

     Bu konudaki hadisler şöyledir: Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Resûlullah yatağına uzandığında sağ tarafı üzerine yatar ve şöyle dua ederdi: “Allahümme eslemtü nefsî ileyke ve veccehtü vechî ileyke ve fevvadtü emrî ileyke ve elce’tü zahrî ileyke, rağbeten ve rehbeten ileyke, lâ melcee ve lâ mencâ minke illâ ileyke. Âmentü bi kitâbikellezî enzelte ve nebiyyikellezî erselte.

 

     Anlamı: “Allahım! Kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana çevirdim. İşimi sana ısmarladım. Rızanı isteyerek, azabından korkarak sırtımı sana dayadım, sana sığındım. Sana karşı yine senden başka sığınak yoktur. İndirdiğin kitaba ve gönderdiğin peygambere inandım.” (Buhârî, Daavât 5.)

 

      Yaîş İbni Tıhfe el-Gıfârî radıyallahu anhümâ, babam bana şöyle dedi, diyerek nakletmiştir: “Bir ara ben mescitte yüzükoyun yatmıştım. Baktım ki bir adam beni ayağıyla kımıldatıyor ve: “Bu, Allah’ın sevmediği bir yatış tarzıdır” diyor. Bir de ne göreyim, o Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem değil mi! (Ebû Dâvûd, Edeb 95.)

 

      Bu ve benzeri hadislerden yola çıkılarak sağ tarafa dönerek yatmanın sünnet, sol tarafa dönerek veya arka üstü yatmak caiz fakat yüz üstü yatmak mekruh kabul edilmiştir. “Birtakım rivayetlerin anlatım üslûbu, sanki “Niçin böyle yatılmasın?” sorusuna cevap teşkil edici niteliktedir.

 

     Bu tür hadisleri dikkate alan İslâm âlimleri, yüzünü,  karnını ve göğsünü yere koyarak yatmanın yasaklanmış olduğunu ve Resûl-i Ekrem’in sünnetine uymadığını belirtirler. Yüz ve göğüs insanın en kıymetli iki uzvu olup, Allah’a secde hali dışında onları yere koymak ve üzerine kapanmak iyi bir davranış olarak kabul edilmez.

 

     Yine bu tarz yatış, insanın mide ve kalp gibi organlarına da zararlıdır. Bir rivayette de “cehennemliklerin yatış tarzı” olarak nitelendirilmiştir. Netice itibariyle, Peygamberimizin sakındırdığı bu yatış biçiminden uzak durmak gerekir.

 

 

 

Bayanların ojeli tırnakla kıldıkları namaz geçerli olur mu?

 

 Abdest ve gusülde suyun ulaşması gereken uzuvların tamamını yıkamak farzdır. Eğer yıkanacak bölgede kuru bir yer kalır ya da tırnak köküne kuru veya yaş toprak yapışır ve suyun deriye ulaşmasına mani olursa abdest sahih olmaz.

 

     Buna göre tırnağın yıkanması farz olan bölgesine suyun ulaşmasına engel olan oje abdest ve gusle manidir. Zira kimyacılar ojenin tırnak üzerinde tabaka oluşturduğunu ve suyun tırnağa ulaşmasına engel olduğunu belirtmektedirler. Ojenin kınaya kıyas edilmesi ise doğru değildir.  

 

     Zira kına tabaka değil, renktir. Bu yüzden suyun deriye ulaşmasına engel olmaz.   Sonuç olarak oje, tırnak üzerinde tabaka oluşturduğundan abdest ve guslün sıhhatine manidir. Abdest alıp namaz kılacak bir kadın mutlaka ojesini temizlemelidir. Aksi takdirde abdesti sahih olmadığından namazı da batıl olur.

 

 

 

Araba yağı olmuş elbise ile namaz kılmada bir sakınca var mı?

      Namazın şartlarından birisi de necasetten temizlenmektir. Namaz kılacak kişinin elbisesinde, bedeninde ve namaz kılacağı yerde, kan, idrar, şarap, dışkı... gibi namaza engel necasetler bulunmamalıdır. Tesettüre uymak ve temiz olmak şartı ile iş elbisesi ve pijama ile namaz kılınabilir. Bu itibarla, işin cinsine göre iş elbisesinde bulunan madeni yağlar, pas, toz toprak ve benzeri kirler namazın sıhhatine engel değildir. Ancak kişi, camiye veya mescide gidecekse temiz elbise giymesi dinimizin bir tavsiyesidir.

       Örf, adet ve medeniyet gereği olarak camiye veya cemaate giden kimsenin en güzel elbiselerini giymesi cemaate saygının bir gereğidir. Gerek evde, gerek diğer yerlerde tek başına da olsa namazların temiz ve güzel bir kıyafetle kılınması, şüphesiz daha iyidir.

 

 

 

 Evvabin namazı ne zaman kılınır?

 

  Evvâb " tövbe eden”, anlamına gelir. Evvabin namazı da tövbe eden ve Allah'a sığınanların namazı demektir. Hz. Peygamber hadis-i şeriflerinde: " Her kim aksam namazından sonra altı rekat namaz kılarsa denizin köpükleri kadar da olsa Allah Teâlâ onun günahlarını affeder." buyurmuştur.

 

    Ayrıca Sevgili Peygamberimizin de aksam namazından sonra altı rekat namaz kıldığı rivayet edilmektedir. Evvabin namazı, altı rekat olup aksam namazından sonra bir, iki veya üç selamla kılınabilir. Allah rızası için namaz kılmaya niyet edilerek başlanıp, iki rekatta bir selam verilecekse normal iki rekatlı bir namaz gibi, şayet iki rekattan fazlasında selam vermek üzere kılınırsa oturuşlarda tehiyyatla birlikte salli barik, kalkışta subhaneke okunur.

 

Günün Ayeti

Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler

 

 

 

Günün Hadisi

 

Her kul öldüğü hal üzere diriltilir

 

 

 

Günün Sözü

 

Çalışanlar, kötülük düşünmeye vakit bulamazlar. Çalışmayanlar ise, kendilerini kötülükten kurtaramazlar.

 

 Hz. Ali

 

 

 

Günün duası

 

Allah’ım bana hayırlı bir yaşam ve hayırlı bir ölüm nasip eyle.

 

 

 

Bunları biliyor muyuz?

 

Hafaza melekleri kimdir?

 

İnsanın sağ ve sol yanında bulunup bütün söz, fiil ve davranışlarını kaydeden meleklere denir.

 

 

 

Günün Nüktesi

 

Bir Fil Hikâyesi…

 

Aksak Timur'un Anadolu'yu işgalinde, ordusunda filler de varmış. Bunlardan birini, tarlada hizmet amacıyla köylülere armağan etmiş. Fil, tüm ekinleri talan etmeye başlayınca, köylüler soluğu, Timur ile arası iyi olan Nasrettin Hoca'nın yanında almışlar.

 

—Bu fil bizi mahvedecek. Timur'a gidip, fili geri almasını bizim adımıza rica edebilir misin, ya Hoca?

 

Nasrettin Hoca düşünmüş, taşınmış. Bu adamlara da bir türlü güvenmezmiş...

 

—Tek bir şartla! demiş. Benimle birlikte Timur'un otağına varacaksınız; ben de sizin adınıza konuşacağım.

 

Köylüler kabul etmişler. Birlikte Timur'un otağına varmış, huzura kabul edilmişler... Daha doğrusu Nasrettin Hoca öyle sanmış. Astığı astık, kestiği kestik Aksak Timur seslenmiş:

 

—Söyle Hoca, dileğin nedir?

 

—Ben köylünün adına geldim, efendimiz! Demiş. Nasrettin Hoca. Onların derdine tercüman olmaktır dileğim, diyorlar ki... Nasrettin Hoca, kolunun çemberi ile köylüleri işaret etmek üzere şöyle bir yarım dönmüş ki; o da nesi? Ardında hiç kimse yok!

 

Yarı bele kadar eğilmiş ve:

 

—Diyorlar ki, diye devam etmiş... Armağan ettiğiniz fil, öyle hayırlı, uğurlu ve yararlı bir hayvanmış ki... Ondan bir tane daha köye armağan etmenizi talepten utanç duyuyorlar. Kerem edin, köyümüze bir tane daha gönderin.

YORUM EKLE