banner6

Yer seçimi yanlıştır

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gök, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'ne karşı olmadıklarını belirtti ve ekledi:

Yer seçimi yanlıştır
Yer seçimi yanlıştır

 

 

ADANA(İLKHABER) - Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Gök, üniversiteye karşı olmadıklarını, ancak, yer seçiminin yanlış olduğunu söyledi.

Gök, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’nde Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Şahin Yeter ile birlikte düzenlediği  basın toplantısında, yeni kurulan Bilim ve Teknoloji Üniversitesi kampusunun kurulacağı alanla ilgili bilgi verdi, eleştirileri yanıtlardı. Gök, “Bilimle uğraşan insanlar olarak bizim görevimiz bilimsel çizgide bilimsel düşünceyle ülkenin bugünü, yarını için doğru bildiğimizi söylemektir. Gücümüz, kalemimiz, eserimiz çalışmalarımızdır. Bunu görmek isteyen görür, nasiplenmek isteyen nasiplenir. Bilime, bilim insanına saygısı olmayanlara, bunca yıldır yapılmış çalışmaları, yapılmış hizmetleri hiçe sayanlara, yeni üniversite yeri için inandığı doğruları söyleyenleri bu kadar hırpalamaya çalışanlara söyleyecek fazlaca sözümüz yoktur. Henüz geç olmadan, kırk yılda oluşturulmuş akademik değerler ve on binlerce yılda oluşmuş 1. sınıf tarım topraklarını yok etmeden hep beraber yeni üniversitelere evet, ülke değerlerinin yok edilmesine hayır diyelim. Bunu sadece Üniversitemiz dahili için değil, ülkemiz geneli için söylüyoruz. Dün söyledik, bugün söylüyoruz, yarın yine söyleyeceğiz. Mevcut değerler yok edilmeden de yeni değerler yaratılabilir. Biz görmesek de bizim çocuklarımız 1 kg buğdayın 1 kg petrolden daha değerli olacağı günleri görecektir. Geleceğin iktidarları, tarım alanlarına ve tarımsal değerlerine sahip çıkan ülkeler olacaktır. Vicdanlarımızın sesini dinleyerek, sağduyuda buluşalım.” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Gök, açıklamasında özetle şunları söyledi:

“Adana’ya ikinci bir Üniversitenin kurulmuş olması Adana ve çevresinde yaşayan herkesi sevindirmiştir. Özellikle de, Adana’da yeni bilim alanlarının açılması adına, şehrimize daha fazla yüksek öğretim öğrencisinin gelmesi adına, Adana şehrimizin, yeni üniversitelerin lokomotif gücü sayesinde göstereceği gelişme, kavuşacağı modern kent görünümü adına yeni Üniversitelerin kurulması için yıllardır çaba sarfeden, yeni üniversite “Bilim ve Teknoloji Üniversitesi”nin kurulma öncülüğü yapan biz Çukurova Üniversitesi Akademisyenlerini mutlu etmiştir.

Ancak, Adana’da bir Bilim Yuvası’nın, yeni bir Üniversitenin kurulma ve gelişmesi mevcut bir üniversitenin uzun yıllar oluşturduğu Akademik değerlerin, bilimsel ürünlerin yok edilmesi esasına oturtulmaya çalışılmaktadır. Üniversitenin kurulma ve gelişme aşamaları için esas alınması gereken temel bilimsel kriterler göz ardı edilmektedir. Bu konuda spekülasyonlar yapılmaktadır, kamuoyuna yanlış bilgiler verilmektedir.

YER SEÇİMİ YANLIŞTIR

1970’li yıllarda Çukurova Üniversitesi’ne Maliye Bakanlığı’nca tahsis edilmiş olan ve tahsis güvencesine dayanılarak Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nce yaklaşık 40 yıldır farklı zamanlarda oluşturulmuş Narenciye Araştırma ve Tarım Bakanlığı’nca da ortaklaşa oluşturulmuş, dünyanın çok sayıda ülkesinden getirtilmiş 900’e yakın farklı Genotipi içeren, Türkiye’nin 1 Numaralı Ana GEN parseli niteliği taşıyan, FAO veri Tabanı Sistemi’nde de yer alan GEN parsellerinin bulunduğu, kurulduğu yıllardan beri üzerinde Bilimsel araştırmaların yapıldığı ve bu kaynaklar yaşadığı sürece de Araştırmaların devam edeceği, sadece Çukurova Üniversitesi’nin değil, ülkemizin de Milli serveti haline gelmiş, hem de 1. sınıf tarım toprakları üzerinde bulunan alan, bu değeri 40 yıldır oluşturmaya çalışan Çukurova Üniversitesi’ne sorulmadan, üzerindeki 40 yıllık Akademik değerlere bakılmadan yeni kurulan Bilim ve Teknoloji Üniversitesi için yer olarak belirlenmiştir.

Evet. Söz konusu alan Narenciye Araştırma ve GEN bahçesidir. “Çukurova Üniversitesi’nden de nereyi istesek Gen bahçesi olan yere de olmayan yere de GEN bahçesi diyorlar” diyenler gibi biz de GEN bahçesi olan alana, Araştırma bahçesi olan alana “GEN bahçesi değil, Araştırma bahçesi değil” mi diyelim? Üniversite’nin işlevi, Bilim insanının görevi, hele de ziraatla uğraşan bilim insanlarının görevi uzun soluklu akademik değerler yaratmak, araştırma bahçeleri, GEN bahçeleri, 50 yıllık, 100 yıllık çakılı araştırma parselleri  oluşturmak değil mi? Bundan daha doğalı var mı? Bu konuda ehil olmayan bazı kişi ve kesimler maalesef kamuoyunu yanlış bilgilendirme, kasıtlı yanıltma yönünde ahkam kesmektedirler.

ÇÜ’YE HAKSIZLIK YAPILDI

Çukurova Üniversitesi bugün 14 Fakülteye sahip, 43.000 öğrenci barındıran, Türkiye’nin bir çok alanlarda sayılı üniversiteleri arasında yer alan, Dünya’da ilk 500 üniversite arasına girerek Bölgemiz ve ülkemiz için gurur kaynağı olmayı hak etmiş, uluslararası bir çok üniversite ile işbirliği olan ve yaptığı araştırma ve yayın çalışmaları ile üst sıralarda yer alan bir üniversitedir. Bu gerçeği bilenler ve bu konuda bilgi sahibi olmaya biraz özen ve duyarlılık gösterenler Çukurova Üniversitesi’ni onlarca yıldır saygın üniversite yapma çabasında olan Bilim insanlarının bu konuda hakkını teslim etmeyi vicdani bir görev olarak bilirler ve bu üniversitenin bir prostat ameliyatı ile anılmayacağı gerçeğini de görürler. Hele tarımsal konularda Ziraat Fakültesinin Adana tarımına, bölge tarımına ne katkısı olduğunu sorgulamak ve katkısı olmadığı yönünde beyanlar vermek bu konuda ya bilgi eksikliğinden ya da bildiğini kamuoyundan saklama gereği duymaktan kaynaklanabilir. Bu konuda şüphesi olanların, Adana tarımındaki gelişmelerin son 40 yılını kronolojik olarak incelemeleri ve bu gelişmelerde Bilim insanlarının ne denli payları olduğunu, bu Bilim insanlarının yetiştirdiği Ziraat Mühendislerinin ne ölçüde katkılarının olduğunu anlamaya çalışmaları ve bu konuda vicdan muhasebesi yapmaları kanımızca yeterli olur. Ben tarımla uğraşan bir Bilim insanı olarak, Ziraat Fakültesi’nin bir Dekanı olarak Ziraat Fakültesinin Adana tarımına ne kattıkları konusunda kuşku duyanlara bu konuda yüzlerce Bilim İnsanının, binlerce Ziraat Mühendisinin emeğini sorgulayanlara kendilerinin bu Kente, bu ülkeye ne kattıklarını sorgulama haddini kendimde göremem. Bir mevki sahibi olan, bir title sahibi olan, bir yerlere gelebilmiş olan her insan mutlak bir değerdir ve bulundukları konumda Kent, bölge, ülke için bir şeyler yapmışlardır. Amaçları sadece Adana Kentinin, ülkenin bir değeri haline gelmiş, 40 yıllık Akademik emek ürünü Araştırma ve GEN bahçelerinin, on binlerce yılda oluşmuş 1. sınıf tarım topraklarının yapılaşmaya açılmasının, Adana’da onlarca alternatif, tarım dışı 6., 7. sınıf araziler varken ısrarla bu alan üzerinde diretmenin Adana Kentimiz, ülkemiz, gelecek kuşaklarımız adına yanlış olduğunu söyleyen bilim insanlarının bu güne kadar yaptıklarını görmezlikten gelmenin ve bu konuda o insanları sorgulamanın vicdan muhasebesini bu hizmetlerin farkında olan kamu oyunun takdirlerine sunuyorum. En basit ifadeyle de bu kadarına PES ediyorum. Ayıptır, günahtır diyorum. Bu yaklaşımı gösterme cüretini gösterenleri Allah’a havale ediyorum.

“KAMPÜS ALANI

ARAŞTIRMA ALANI”

Çukurova Üniversitesi’nin, kamuoyunun yanıltılmaya çalışıldığı gibi 30 – 32 bin dekar değil, 18 bin dekar kampus alanı vardır ve bunun büyük çoğunluğu ormanlık, su alanları, yerleşke, mera alanlarıdır. Ziraat Fakültesinin Bilimsel araştırmalar amacıyla kullandığı ve 1970’lerden beri oluşturmaya çalıştığı Araştırma – GEN kaynakları ve tek yıllık araştırma alanları toplamı 7.500 dekardır. Bunun da en verimli, en üretken, Çukurova topraklarını da kampus içerisinde temsil eden bölümü, 1. sınıf tarım topraklarının bulunduğu, maalesef yeni Üniversite için istenen alanı da içine alan, otoyolun alt tarafında kalmış olan alandır. Üniversite kampus alanları dünyanın her yerinde araştırma alanıdır ve hiç bir zaman da boş alan gözüyle, bakılmaz ve hemen bina dikilmesi düşünülmez.

“SPEKÜLASYON YAPANLAR VAR”

Bir şehre, hele Adana gibi Türkiye’nin 5.nüfus varlığına sahip bir yere 3. , 5. bile değil; henüz 2. bir üniversitenin kurulmasına karşı çıkmak olsa olsa akıl tutulması ya da akıl eksikliği olur. Ancak bölgede bilimin öncülüğünü yapmaya çalışan Çukurova Üniversitesi’nin, Çukurova Üniversitesi mensuplarının kuruluşuna da öncülük ettiği yeni üniversitenin açılışına karşı olduğunu ileri sürmek ve kamuoyunu bu şekilde yanıltmaya çalışmak ne olur, bunun adını doğrusu bilimsel olarak koymak mümkün değil. Çukurova Üniversiteli olarak hiç, ama hiç kimsenin yeni üniversitelere karşı olması düşünülemez ve gerçekle ilgisi olmayan bu iddialar da vicdanla bağdaşamaz. Yanlış olan yeni üniversite değil, yeni üniversitenin yeridir. Mevcut bir üniversitenin bahçesine, hem de 40 yıllık Akademik – Ulusal değerlerin olduğu, daha kaç kırk yıl önemi devam edecek yere yeni üniversite adına bina dikmek, bu değerleri yok etmek yeni üniversite kurma adına yeni bir değer yaratmak anlamına gelmez, üniversite kaybeder, ülke kaybeder, gelecek nesillerin emanetleri kaybolur. Adana’da, kent gelişimi açısından da çok daha doğru olan, yeni üniversitemizin gelişmesi açısından da çok daha isabetli olan, yeni üniversitede okuyacak öğrenciler açısından da çok daha uygun olan fazla sayıda alternatif alanlar vardır. Doğru yerde doğru üniversiteye hepimiz her zaman desteğe hazırız. Hem de olanca gücümüzle.

“BEYANLARI ALDATICIDIR”

Yeni üniversite için talep edilen yerdeki araştırma ve GEN kaynaklarının yeni üniversite kurulduktan sonra korunacağı beyanları aldatıcıdır. Eğer bu beyanlarda samimi olunsa, üzerinde Araştırma-GEN bahçelerinin de bulunduğu toplam 1.700 dekar alan talep edilip de bunun sadece %3’ünün, %5’inin kullanılacağı söylenmez. Bu beyanlarda samimi olunsa, bir köşeden üzerinde Araştırma ve GEN bahçelerinin yer almadığı bir alandan bu %3’ün, %5’in karşılığı olan sadece 50 dekar – 100 dekar (diyelim 200 dekar) yer talep edilir. Bu beyanlarda samimi olunsa, Organize Sanayiye yakın alanda otoyol kenarında yeni üniversite yeri olarak önerilen alana evet denir. Bu beyanlarda samimi olunsa, Karaisalı yönünde, Adana’nın batı çıkışı istikametinde, Çatalan Barajı yönünde, Sarıçam çevrelerinde alternatif olabilecek alanlara evet denir. Israrla da hazine yeri diye tutturulmaz. Kamu yatırımları için hazine yeri olma özelliği bir öncelikli kriter ise, ülkemizdeki hazine yeri 1., 2. sınıf tüm tarım alanlarının kaderi bundan sonra hep aynı mı olacak?

Diğer taraftan, bilimle ilgisi olan, gerçek bilimin içinde olan herkes bilir ki, çevresinde trafiğin aktığı, binlerce insanların gezindiği, binalar yollar arasında kalmış parsellerde araştırma materyali olmaz. GEN parseli olmaz. Bir yerden aşılama yoluyla başka bir yere nakledilen genetik kaynaklar üzerinde de, bu parsellerin oluşturulduğu yıllardan itibaren zamana ve ağaç yaşına bağlı süregelen araştırmaların devam özelliği kalmaz. Her şey sıfırlanır. Üstelik, korunacak beyanı verilen GEN kaynaklarının içinden geçecek şekilde yeni üniversitenin şimdiden otoyol bağlantılarına yönelik imar çalışmaları da yapılmaktadır.

Son olarak; Üniversite mensupları olarak, bilimle uğraşan insanlar olarak bizim görevimiz bilimsel çizgide bilimsel düşünceyle ülkenin bu günü, yarını için doğru bildiğimizi söylemektir. Gücümüz, kalemimiz, eserimiz çalışmalarımızdır. Bunu görmek isteyen görür, nasiplenmek isteyen nasiplenir. Bilime, bilim insanına saygısı olmayanlara, bunca yıldır yapılmış çalışmaları, yapılmış hizmetleri hiçe sayanlara, yeni üniversite yeri için inandığı doğruları söyleyenleri bu kadar hırpalamaya çalışanlara söyleyecek fazlaca sözümüz yoktur. Henüz geç olmadan, kırk yılda oluşturulmuş akademik değerler ve on binlerce yılda oluşmuş 1. sınıf tarım topraklarını yok etmeden hep beraber yeni üniversitelere EVET, ülke değerlerinin yok edilmesine HAYIR diyelim. Bunu sadece Üniversitemiz dahili için değil, ülkemiz geneli için söylüyoruz. Dün söyledik, bugün söylüyoruz, yarın yine söyleyeceğiz.

Mevcut değerler yok edilmeden de yeni değerler yaratılabilir. Biz görmesek de bizim çocuklarımız 1 kg buğdayın 1 kg petrolden daha değerli olacağı günleri görecektir. Geleceğin iktidarları, tarım alanlarına ve tarımsal değerlerine sahip çıkan ülkeler olacaktır. Vicdanlarımızın sesini dinleyerek, sağduyuda buluşalım.”

YETER: ÖĞRENCİ

STAJINI YAPAMAZ

Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Şahin Yeter de, yasaların meslek örgütlerine verdiği görev ve sorumluluklar çerçevesinde hareket ettiklerini belirterek, şu görüşlere yer verdi:

“Son günlerde Bilim ve Teknoloji Üniversitesi yeri ve Yumurtalık Bölgesindeki bir alanla ilgili olarak yapılmış olan Çevre Planı değişikliğine karşı Odamızın açmış olduğu dava  hakkında  basında yer alan demeç ve yanlış bilgilendirmelere karşı bu açıklamanın yapılması zorunluluğu doğmuştur.

 Ziraat Fakültesi öğrencileri teorik olarak öğrenim görmezler. Onların bir ziraat mühendisi olabilmeleri için uygulamalı eğitim almaları, bitkiyi toprağı, elmayı, portakalı tanımaları gerekir. Öğrenci budamayı, aşılamayı ilacı ve ilaçlamayı burada öğrenir. Narenciye bahçesini yok ederseniz veya başka bir amaca tahsis ederseniz Adana’da Ziraat Fakültesi öğrencisi nerede uygulama yapacak nerede staj yapacak,

 Ziraat Fakültesinden,  kurulduğu 1969 yılından bu yana 10.000 den fazla Ziraat Mühendisi mezun olmuştur. Bu meslektaşlarımızın hepsi kendi bölümlerine göre Ç.Ü. Uygulama bahçelerinde, tarlalarında, ahırlarında dersleri uygulamalı olarak almışlardır. Mühendislik misyonunu bu alanlardan edinmişlerdir.

Kaldı ki BTÜ'nin istemiş olduğu bu alanlar Adana’nın en verimli 1. Sınıf tarım topraklarının olduğu alanlardır. Bu topraklara ihtiyacımız var. Ülkenin Adananın geleceği için bu toprakları koruması gerekenler aksine yok etmeye çalışmaktadırlar. Yöneticilerin görevi bu şehri önceden hazırlanmış plan ve projeleri ile ve ilgili bilim ve sivil toplumun görüşleri alınarak geleceğe hazırlamaktır.  Ne gariptir ki günü kurtarmaya yönelik ve sadece b u günlük politikalarla şehri yönetenler, yanlışlıklarını söyleyenleri ve karşı çıkanları suçlamakta, yatırımları engellemekle itham etmektedirler.

 Kamuoyunca bilindiği üzere Doğu Akdeniz Petrokimya ve Rafineri Sanayi Entegre Tesisleri yeri için Adana İl Özel İdaresi tarafından hazırlatılan 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğine karşı Odamız Genel Merkezi dava açmıştır. Odamız tarım topraklarına karşı Ülkenin her yerinde davalar açmaktadır. Adana’daki  Çevre Düzeni Planı Değişikliğine karşı dava açılmasının nedeni de bu alanda yani Doğu Akdeniz Petrokimya ve Rafineri Sanayi Entegre Tesisleri yeri olarak belirlenen alanda yaklaşık 1500 dekar DSİ tarafından yatırım yapılmış 5403 Sayılı Kanun’da “Sulu Mutlak Tarım Arazisi “ olarak tarif edilen arazi bulunmaktadır. Odamızın mücadelesi tarım topraklarının korunmasıdır ve Yasaların meslek örgütlerine vermiş olduğu görev ve sorumluluklar çerçevesinde hareket edilmektedir. Bu yatırımlar daha marjinal, daha değersiz alanlara kaydırılabilinir. Kesinlikle Adana’ya gelecek yatırımları engelleme gibi bir durum söz konusu olamaz.

 Diğer taraftan Odamız karşı çıkışı;  hukuki zeminde yapmakta, yanlışlığın düzeltilmesini talep etmektedir. Yanlış hukuktan dönüyor ise “iş kaygısı olmayan bir meslek örgütü yatırımı engellemek için dava açıyor” savı hukuk devletiyle nasıl bağdaşır. Kaldı ki toprağın korunması Anayasa ve yasalarda Devletin görevidir. Ancak yetkililer teşekkür yerine sitem etmekte,  yanlışı savunmakta,  daha da ileri gidilerek  yasaların odamıza verdiği sorumluluk gereği tarım arazilerinin korunması görevini yapmamızı suç saymaktalar.

 Ziraat Mühendisleri Odası insanımızın geleceği için,  sürdürülebilir gıda üretimi ve güvenliği için tarım topraklarının korunması için yasal zeminlerde yasaların verdiği yetkileri sonuna kadar kullanmaya devam edecektir.”

Güncelleme Tarihi: 01 Ocak 1970, 00:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner42