Tabiattaki değişim ve yaşam…

İnsanoğlu yüzyıllar içinde pek çok değişim ve dönüşüm geçirerek ilkel hayattan kopup şehir hayatına geçiş yaptı.

İnsanoğlu, bugün hızla artan nüfusu ile kutuplardan çöllere kadar dünyanın her tarafına yayılmış, neredeyse tüm yaşamı kontrol altına almıştır.  Bugün doğa insanoğlunun her türlü kötü etkisi ve bitmek-tükenmek bilmeyen istekleri karşısında asıl özelliğini yitirmiş, hatta birçok canlı türü yok olmuş ve bir o kadar da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.

Bu yok oluşun farkına varan ve doğanın dengesinin hızla bozulduğunun farkına varan insanoğlu her ne kadar mevcut canlı türlerini korumaya çalışsa da, bu yok oluşlar devam etmektedir.

Artık ‘Koca bir dünya’ diye bir söylem kalmadı desek yeridir. Çünkü hızla gelişen teknoloji ile birlikte o koca dünya bir avuca sığar duruma gelmiş ve dünya dışında hayat aranmaya başlanmıştır.

Klasik daha ilkokul yıllarında öğrendiğimiz; canlı yaşamını sağlayan 4 temel element olan toprak, su, ateş (güneş) ve hava büyük değişim geçirerek yaşamın devamlılığını sağlayıp-sağlayamadığı tartışılır hale gelmiş. Çünkü insanoğlunun bitmek bilmeyen istekleri, fütursuzca kullanım, bize hayat veren o 4 elementin negatif yönde değişimine neden olmuştur.

Toprak ya kirlenmekte ya da zamansız yağan yağmurlar, tarımda bilinçsiz sulamalar ile nehirlere, oradan da denize doğru sürüklenmekte ve yok olmaktadır.

Yaşanan kirlilik sadece toprakta değil, aynı zamanda denizlerimizde de o kadar yükseldi ki artık deniz yaşamı yok olma ile karşı karşıya kalmasının yanında içerisindeki birçok canlı yok olmuştur. Ormanlar yok olmakta, bitki yapısı azalmakta, soluduğumuz hava salınan zehirli gazlar nedeniyle artık nefes alınamaz hale gelmiştir.

İnsan dünyadaki en güçlü, en zeki canlı türdür. Bunula birlikte yaşamımız için tüm canlıların yaşamından sorumluluğumuz vardır.

Ne yazık ki, insanın doğal yaşam alanı artık beton ve teknoloji ile çevrelenmiş kentler haline gelmiştir. Aslında gerçek yaşam alanımız bu kentler değil, doğanın kucağıdır. Zaten bugün birçok ihtiyacımızı karşılayabildiğimiz halde bir türlü gerçek mutluluk elde edilememektedir.

Artık günümüzde bir organik, tarım, organik yaşam almış başını gitmiş. Kentlerden bir kaçış başlamıştır. Çünkü insanoğlu doğadan uzak yaşayamayacağını anlamış ve bu yönde çalışmalara başlamış.

Bu nedenle bir karar vermemiz gerekir. Ya kendi doğal ortamımıza geri döneceğiz ya da yok olacağız. Çünkü bu yaşam tarzı devam ettikçe, doğadaki canlıları yavaş yavaş yok edecek, iklim değişiklikleriyle zaruri ihtiyaçlarımız kirlenecek ve bu bizi de yok edecektir. Bu nedenle doğal yaşama geri dönmek bence son çaremizdir.

Yok olmamak için, doğamızı koruyalım.

YORUM EKLE