Tıbben beyin ölümü gerçekleşmiş kimsenin hayatına son vermek caiz mi?

İyileşme ümidi büsbütün kaybolduğu doktorlar heyetinin kararı ile belirlenmiş olan hastanın daha fazla acı çekmesin diye akrabalarının isteği ile hayatına son verilmesi dinen uygun değildir. İster yeni doğmuş bir çocuk, ister ileri yaşta bir yaşlı olsun, isterse ölüm döşeğinde olan hasta olsun, canları çıkıncaya kadar bunların tam bir yaşama hakları vardır. Böyle bir insanı öldürenle sağlıklı bir kişiyi öldüren arasında fark yoktur.

Hayat sıkıntılarla doludur. Hayatından büsbütün ümit kesilmiş nice hastaların iyileşip aramızda yaşamaya devam ettiğini çoğu zaman görmekteyiz. Hastalık, darlık ve acı olaylar insanlar içindir. Bunlara karşı sabretmek ve ümidi yitirmemek gerekir. Ayette şöyle buyrulmuştur: "Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara 2/153)

Dul bir bayanın hacca gitmesi caiz mi?

Hac, uzun bir yolculuğu gerektiren meşakkatli bir ibadettir. Kadının tek başına bu yolculuğa çıkması bazı olumsuz sonuçlar doğurabilir. Hanefi mezhebine göre Kadın yanında mahremi yani kocası, abisi, babası, dayısı… gibi bir mahremi olmadan hacca gitmesi caiz değildir.

Şafiiye göre ise kadın yanında mahremi olmasa da bir gurup kadınla da hacca gidebilir. Bunda da hiçbir sakınca yoktur.  Buna göre yanında mahremi olmayan dul kadın Şafii mezhebini taklit ederek birkaç kadınla beraber hacca gidebilir. Nitekim Diyanet İşleri Başkanlığı Şafii mezhebinin fetvasını esas alarak yanında mahremi olmayan bayanları hacca götürmektedir.

 

Kurban ya da adak için kestiğimiz hayvanın cinsiyetinin bir önemi var mı?

Eti yenilmesi helal olan bütün büyük baş ve koyun keçi gibi küçük baş erkek ve dişi hayvanlardan hem adak hem de kurban olur. Kurban ya da adak hususunda caizlik anlamında erkek ile dişi hayvan arasında bir fark yoktur. Her iki hayvan cinsinden de kurban ve adak olur.

Fakat Peygamberimizin mümkün mertebe koç kesmesini dikkate alan fakihler, koç kesmenin koyun kesmeye göre daha faziletli olduğunu söylemişlerdir. Bunun da sebebi hayvan neslinin devamı içindir. Dişi hayvanlar doğurduğu için kesilmesi ikinci planda bırakılmıştır.

 

İmanı olup da ibadeti olmayan kimseye kâfir denilir mi?

Ehl-i sünnet anlayışına göre, amel (ibadet) imandan bir parça değildir. Yani iman ayrıdır. İbadet ayrıdır.

Dolayısıyla herhangi bir sebeple ibadetini yerine getirmeyen kişiye kâfir denilmez. Ancak bu tür insanlar Allah’ın emrine uymadıklarından günahkâr olurlar.

Tabi kişi kâfir olmamakla beraber bu ibadetleri yerine getirmemekle büyük günahları işlemektedir. Bir Müslüman yakışan ve kendisinden beklenen her daim farzları ve ibadetleri yerine getirmesidir.

 

 

 

 

Günün Ayeti

Arkadan çekiştirmeyi ve kaş-gözle alay etmeyi alışkanlık haline getirenlerin hepsinin vay haline!

Humeze, 104/1.

 

Günün Hadisi

Kim başkasında gördüğü bir ayıbı kınarsa, o ayıp onun da başına gelmeden ölmez.

Tirmizî, “Kıyame”, 53.

 

Günün Duası

Allah’ım bugün hastalıkla mücadele edenlere şifa, borçla mücadele edenlere kolaylık, huzur arayanlara da huzur ver.

 

Günün Sözü

Öfkenin aşırısı, kişiyi özür dileme küçüklüğüne iter.

Amr bin As

 

Bunları biliyor muyuz?

Ribâ'l-Fadl Ne Demektir?

Ölçü veya tartıyla alınıp satılan şeyleri, kendi cinsleriyle peşin olarak, karşılığı olmayan bir fazlalıkla değişmek emektir. Bir dirhem gümüşü, bir buçuk dirhem gümüş ile, peşin olarak değişmek, ribâ'l-fadl olur.

 

 

Günün Nüktesi

Haram…

İmam Şafii haramı sorana şöyle anlatırmış:

"Haramın en zoru başıdır,

Sonra kolaylaşır,

Sonra sıradanlaşır,

Sonra alışılır,

Sonra tatlanır,

Sonra kalbe yerleşir.

 

Sonra da kalp başka bir haramı arar."

YORUM EKLE