Uğursuz olan bir gün var mı?

 

     Allah’ın indinde bütün günler hayırlıdır. Hiç biri uğursuz bereketsiz değildir. Halk arasında Çarşamba günü ile ilgili olarak bir batıl inanç vardır. Halkımız çarşamba günleri kazan kurulmaz, banyo yapılmaz gibi batıl inanca sahiptir. Bu inanışların kaynağı ya bâtıl, ya da bölgesel halk âdet ve geleneklerdir. Bizim dinimiz her zaman çalışmayı ve her gerektiğinde temizliği emreder. Çarşamba günleri kazan kurulmaz veya Çarşamba günü uğursuzdur demek dini aşıdan doğru değildir. Böyle bir sakınca olsaydı bu durum ayet ve hadislerde ifade edilirdi.

       Mesala temizlikle ilgili olarak Çarşamba günü yıkanmak iyi değildir deniyor. Oysa dinen gerekli olduktan sonra en kısa zamanda banyo yapmak gerekir. Diyelim ki, Çarşamba sabahı kendisine gusül gereken bir adam banyo yapmayıp o günkü namazlarını kazaya mı bırakacaktır? Onun için böyle bir inanç doğru değildir. Her gün hayırlı bir gün olduğu gibi Çarşamba günüde Allah’ın yarattığı hayırlı bir gündür.

 

Unutularak kılınmayan namazların bir günahı var mı?

    Unutularak kılınmayan namazların kılınmadığından dolayı bir günahı yoktur. Ancak bu nazmın en yakın zamanda kaza edilmesi gerekir. Zira herhangi bir sebeple vaktinde kılınmayan ve böylece yükümlünün zimmetine borç olarak geçmiş bulunan namazların bir tek ödeme yolu vardır, o da kılamadığımız namazları kılmaktır. Yani kaza etmektir. Bundan başka namazın zimmetten düşürülmesi için bir yol yoktur.

      Dolayısıyla hangi sebeple kazaya kalmış olursa olsun vaktinde kılınmamış bir namazın borcundan kurtulmak için illaki onu kaza etmek gerekir. Fidye veya para vermek ya da başkasına kıldırmak şekli ile bu namaz borcu ödenmez. 

 

Abdest alan kimseye selam vermede bir sakınca var mı?

     Selam dinimizin çok önem verdiği simgelerden birisidir. Hz. Peygamber bir hadisi Şerifinde “Aranızda selamı yayın buyurmaktadır.”Bir başka hadisinde ise selam vermek, selamlaşmak Müslümanlar arasında sevginin yayılmasına sebep olacağını bildirmiştir.

     Ancak selam verildiği takdirde selama karşılık veremeyecek durumda olan kimselere selam vermek uygun değildir. Mesela, ezan, Kur’an-ı Kerim ve hutbe okuyana, hutbe dinleyenlere selam vermek mekruh kabul edilmiştir.

     Buna göre abdest almak ibadete hazırlık ve bir yönü ile ibadet sayıldığından abdestle meşgul olan kimseye selam vermemek daha uygundur.

 

Erkeklerle kadınlar yan yana namaz kılabilirler mi?

     İster cuma, ister bayram, ister cenaze namazı, isterse başka bir namaz olsun, kadınlar erkeklerle birlikte namaz kıldıkları takdirde, erkeklerin arkasında ayrı ve uygun bir yerde namaza durmaları gerekir. Nitekim Hazreti Peygamber, namaz saflarını önce erkekler, sonra erkek çocuklar en arkada da kadınlar olmak üzere düzenlemiş; "Namazda erkek saflarının en faziletlisi en önde olanı, fazileti en az olanı ise en arkada bulunanıdır. Kadın saflarının en faziletlisi ise en arkada kalanı, en az faziletlisi ise en önde olanıdır." buyurmuştur.

      Tabii bu şekildeki uygulama, kadınların ikinci sınıf konuma indirgenmesi anlamında olmayıp, herkesin anlayabileceği tabii, fıtri bir takım sebepler yüzünden, hem kadınların hem de erkek cemaatin daha fazla huşu ve sükûn içerisinde namaz kılabilmeleri içindir. Buna göre kadınların erkeklerle aynı safta namaz kılmaları uygun değildir.

 

Şükür secdesi niçin yapılmaktadır?

      Şükür secdesi, bir nimete kavuşulması veya bir musibet geçirilmesi sebebiyle yapılan secdeye denir. Şükür secdesi şu şekilde yapılır: Abdest alınır, kıbleye dönülür, tekbir alınır ve secdeye gidilir, secdede üç defa "sübhâne Rabbiye'l'a'lâ" denir, sonra Allahü ekber denir ve ayağa kalkılır.

 

 

Günün Ayeti

Allah sizi bir damla sudan yarattı.

 

Günün Hadisi

Ümmetimin en hayırlıları kendisi görülünce Allah hatıra gelendir

 

Günün Sözü

Çocuklarımızı kuzu gibi büyütmeyelim ki ileride koyun gibi güdülmesinler.

Sadi Şirazi

 

Günün Duası

Ya rabbi dünyamı ve ahiretimi zora sokacak taleplerimden ve görevlerimden beni muhafaza et.

Bunları biliyor muyuz?

Vacip nedir?

     Yapılması kesin ve bağlayıcı bir şekilde istenen fiildir. Talebin kesin ve bağlayıcı oluşu, talep sigasının kendisinden anlaşılabileceği gibi, bir fiilin terk edilmesi halinde ağır ceza terettüp edeceğinin bildirilmesinden de anlaşılabilir.

 

Günün Nüktesi

Bizden ne işittiyse hemen inandı

Anadolu'da yetişen en büyük velilerden biri olan Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin talebelerinden birisi de, Fatih'in hocalarından Akşemseddin idi. Hacı Bayram hazretlerine bağlanışından kısa bir zaman sonra zekası, en önemlisi de şeyhine tam teslimiyeti sayesinde icazet [diploma] aldı ve irşadla görevlendirildi. Akşemseddin'in bu başarısı diğer müridler arasında kıskançlığa sebep oldu. Bunlardan biri Hacı Bayram hazretlerine sordu:

- Efendim, kırk yıldır talebeniz olanlar henüz halifeliğe layık görülmezken Akşemseddin'in kısa zamanda bu rütbeye ulaşmasının hikmeti nedir?

Hacı Bayram hazretleri şu cevabı verdi:

- Bu köse [Akşemseddin] bizde ne gördü ve işittiyse sebep ve hikmetini araştırmadan hemen inandı ve teslim oldu. Kırk yıldır hizmetimizde bulunanlar ise bizde gördüklerinin ve duyduklarının önce sebep ve hikmetini öğrenip sonra inandı ve teslim oldu. İşte aradaki fark budur

YORUM EKLE