Ulaşım…

Yerel seçimlerin üzerinden iki aydan fazla geçti. Ancak şimdiye kadar yapılan bir şey yok. Özellikle büyük kentlerdeki çarpık kentleşme ve ulaşım sorunları için ara vermeden çalışmak gerekiyor.

Ülkemizde köyden kente göç, yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlik, kaçak yapılaşmanın yanı sıra, çarpık kentleşme, imar afları derken kentler insan hayatını zorlaştıran bir hal almış.

Özellikle ulaşım belli başına bir sıkıntı olurken, bu sıkıntı her geçen gün artarak devam ediyor. Aslında her gün araç satışı için yapılan kampanyalara baktığımızda kimse bu kadar aracın hangi yollarda gideceğini, oto parkların yetersizliğini düşünmemektedir.

Unutmamak gerekir ki, ulaşımdaki her iyileştirme, her sorun çözümü kentsel gelişim üzerinde de olumlu etki yaratacaktır. Ancak ülkemizde seçilen her yönetim tüm yoğunluğunu yeni binalara vererek, hatta plansız bir şekilde bunu yaparak çekilmez, yaşanmaz kentler meydana getirmektedir.

Oysa bugün gelişmiş ülkelere baktığımızda tabiri caizse ‘Kitap’ gibi kentler yaratmaktadırlar. Bölgedeki hava akımı, yer altı ve yer üstü riskleri, çevre düzenlemesi, ferah ortamlar vb. daha birçok kaide göz önüne alınarak kentler yapıyorlar. Hal böyle olunca da akıcı trafikleri, insanı daraltan değil, ferah tutan kentler meydana çıkıyor.

Oysa bilimde, teknolojide yaşanan hızlı değişim ve gelişme daha iyi kentler doğurması gerekirken günü kurtarma adına yapılanlar işler daha zora sokmaktadır.

Kentlerde iyi bir ulaştırma sistemini yapmak için öncelikle; sürdürülebilirlik, kültürel miras, ekosistem, çevre duyarlılığı gibi kavramlarla birlikte düşünülmeli.. Yapılacak çalışmalar da süreklilik göstermeli, zaman geçtikçe de gelişen imkanlara ve toplumların değişen ihtiyaçlarına göre uygun olarak yenilenmelidir.

Ulaştırmada süregelen olumsuzlukların birbirini tetikleyerek çoğaltan yapısını değiştirecek yeni politikaların oluşturulması ve hayata geçirilmesi, günümüz toplumsal yaşamı için önemli bir gereksinimidir.

Kentin kaderini etkileyecek, bu tür projelerde geri dönülmez yanlışların yapılmaması için, soruna bütüncül yaklaşmak, çakılacak tek bir çiviyi bile kentsel planlamaya dahil etmek gerekir.

Gelecek nesillerin artacak nüfusun ve ihtiyaçlarının hesaba katıldığı ve buna bağlı büyüyecek trafik yoğunluğunu da gözetecek plan ve projeler geliştirmeli ve Kentsel kaynaklar yanlış ve işlevsiz yatırımlar yolunda heba edilmemeli.

Unutmayın! Her şey insan odaklı olursa, hayat da güzel olur.

 

YORUM EKLE