Vefat eden kimse memleketinde defnedilmesi husussunda vasiyeti varsa yerine getirilir mi?


    Dinimize göre cenazeyi öldüğü yere defnetmek menduptur. Cenazeyi defnetmeden önce başka yere nakletmek mekruh olmakla beraber caizdir. Definden sonra kabrinden çıkararak nakil ise kesin zaruret olmadıkça mutlak suretle caiz değildir.

      Buna göre memleketleri dışında başka şehirlerde veya yurtdışında ölenlerin vasiyetleri varsa doğdukları memleketlerine nakledilmeleri mekruh olmakla beraber caizdir. Ancak vefat ettikleri yere defnetmek daha doğrudur.

 

Kabirdeki kimse kabirde cennete ya da cehenneme gideceğini bilir mi?

     Ölen kişi kabre konduktan sonra, oraya iyi amellerle ve sevaplarla gelebildiyse sevinçli ve mutlu olur. Kötü amellerle gelmişse şüphesiz bunun sıkıntısını yaşar.

     Kabirde kişiyi sorgulamak için Münker ve Nekir isminde iki sorgu meleği gelir. Şayet sorgulanan kişi mümün ise onların sorularına rahatlıkla cevap verir. Bu sorgu neticesinde takvalı mü’minin kabri genişler. Cennet bahçelerinden bir bahçe olur. Kabirden cennete bir pencere açılır, oradan kıyamete kadar cennet nimetlerini tadarda tadar.

     Ancak ölen kişi mümin değilse yani inanmayan bir kimse ise Münker ve Nekirden korkar ve sorulara doğru cevap veremez. Meleklere doğru cevap veremediği gibi aynı zaman da kabir onun üzerine daraltılır. Azap üzerine azap görür. Bunun da ötesinde cehennemdeki yeri günde iki defa ona gösterilir. Nitekim sevgili Peygamberimiz bir hadisi Şerifinde bu hususla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

      “Kul kabrine konulup, yakınları da ondan ayrılınca ki, o geri dönenlerin ayak seslerini işitir. Kendisine iki melek (Münker ve Nekir) gelir. Onu oturtup: “Muhammed denen kimse hakkında ne diyordun?” diye sorarlar.

       Kişi, Mümin ise bu soruya : “ Şahadet ederim ki, o Allah’ın kulu ve elçisidir!” diye cevap verir. Ona: “Cehennemdeki yerine bak! Allah orayı cennette bir mekana tebdil etti.” denir. (adam bakar) her ikisini de görür. Allah da ona, kabrinden cennette bakan bir pencere açar.     

       Eğer ölen kafir ve münafık ise sorduğunuz zatı bilmiyorum. Ben de herkesin söylediğini söylüyorum! diye cevap verir. Kendisine “Anlamadın ve uymadın denir. Sonra kulaklarının arasına demirden bir sopayla vurulur. (sopanın acısıyla) öyle bir çığlık atar ki onu insan ve cin dışındaki herkes duyar.”

       Buna göre kişi öldükten sonra kabirde kendisine gideceği yer olan cennet ya da cehennem gösterilir.

 

Türbeler insana bir fayda sağlar mı?

    Türbe neticede bir mezarlıktır. Mezarlıkları da ziyaret etmek dinen caiz olan ve Peygamberimizin tavsiye ettiği bir husustur. Türbeleri ziyaret etmek, orada dua etmek ya da Kur’an-ı Kerim okumak dinen caiz olan bir davranıştır. Ancak türbelerden şifa beklemek dinen uygun değildir. Çünkü şifayı Allah verir. 

     Fakat efendimizin tavsiyesi bidatten hurafeden uzak bir ziyarettir. Buna göre mezarlıkları ya da türbeleri ziyaret etmek caizdir. Burada dua etmek, Kur’an okumak caizdir. Ancak bu mezarda ya ad türbede yatandan şifa beklemek uygun değildir. Ancak dua ederken ya da şifa dilerken orada yatan zatın hürmetine, yüzü suyu hürmetine diyerek Allah’tan şifa dilenebilir.

 

Falcıya inanmak imana zarar verir mi?

    İnsanın güzel bir olayla veya sözle karşılaştığında iyimserliğe; kötü bir hal ile karşılaştığında ise kötümserliğe kapılması, yaratılıştan gelen fıtrî bir hadisedir. Ancak, iyimserlik ve kötümserliğe kapılarak bu gibi hallerin tesiri altında kalmak kişiyi evhama sevk edeceğinden kötü sonuçlar doğurabilir.

     Günümüzde halk arasında fal diye ifade edilen ve kahve fincanı veya bir takım şeylere bakarak kişinin geleceği ile ilgili hususlarda hükümler çıkarmak yanlıştır, dinimizde yeri yoktur ve büyük günahlardandır.

    Günümüzdeki manası ile fal, cahiliyet döneminde müşriklerin uyguladıkları oklarla nasibini tespit etmek ve gelecekle ilgili bilgiler aktarmaktır ki, bunu yapmak ve ona inanmak dinen caiz değildir.

     Kişi falcının gayptan haber verdiğini söyleyip inansa imanına zarar gelir. Çünkü hâşâ falcıyı Allah’ın yerine koyuyor. Onun bilinmeyenden haber verdiğine inanıyor. Ama fal baktırırken eğlence olsun diye baktırıyorsa ve buna inanmıyorsa büyük günah işlemiş olur. Ama imanına zarar gelmez. Dolayısıyla her halükarda faldan ve falcılıktan uzak kalmamız gerekir.

 

 

Günün Ayeti

 Birbirinizle çekişmeyin. Aksi halde başarısızlığa uğrarsınız ve kuvvetiniz yok olup gider.

 

Günün Hadisi

Kişinin haksız yere bir Müslüman’ın onur ve namusuna dil uzatması büyük günahların en büyüklerindendir.

Ebu Davud Edep

 

Günün Sözü

Dostu Olmayanın Düşmanı Da Olmaz.

Tennyson

 

Günün Duası

Ya rab, bugün bana insanların yüzünü güldürmeyi, gönüllerini almayı, senin rızanı kazanmayı nasip et

 

Bunları Biliyor muyuz?

Abdal Nedir?

Dünya ilgilerinden kurtularak kendisini bütünüyle Allah yoluna adayan ve ricâlü'l-gayb diye adlandırılan veliler topluluğu içinde yer alan "sûfî veya erenler" anlamına kullanılmaktadır

 

Günün Nüktesi

Melekleri biz neden göremiyoruz?

     Hacı Bayram veli hazretlerinin Gelibolu’da yaşayan iki kardeş öğrencisi varmış. Bu iki kardeş çok mubarek zatlarmış. Camilerde insanlara vaaz veriyorlarmış. Bir gün küçük kardeş geliboluda büyük bir camide vaaz verirken caminin kapısında abisinin onu tebessüm ederek dinlediğini görmüş. Fakat abisi vaaz bitene kadar kapıda kardeşini tebessüm ederek dinlemiş. İçeri girmemiş. Sohbet bitince de gitmiş. Vaaz veren küçük kardeş koşarak annesinin yanına gitmiş.

            ---Anne abim camide ben vaaz verirken kapıda beni tebessüm ederek dinledi içeri girmedi. İçeri neden girmediğini ağabeyimden öğrenirmisin acaba bir kusur mu işledim.---

            Annesi bunun üzerine büyük oğlunun evine gider. Büyük oğluna olanları anlatır ve neden camiden içeri girmediğini sorar. Oğlu olanları şöyle izah eder.

            ---Ben kardeşimin mubarek sözlerini dinlemek için camiye gittim. Fakat içeri tam gireceğimde baktım ki caminin içerisinde melekler kanatlarını yaymışlar kardeşimi dinliyorlar. Ben bu manzara karşısında ne yapacağımı şaşırdım. İçerisi meleklerle doluydu tıklım tıklımdı. Meleklerin kanatlarına basmamak için içeri girmedim kardeşimi kapıdan dinledim.---

            Bunun üzerine Anne olanları küçük oğluna aktarır. Fakat küçük oğlu çok üzülmüştür. Annesi sevinmen gerekirken sen üzülüyorsun oğlum neden diye sorar. Küçük oğlu

            ---Anne abim melekleri gördüğü halde ben neden göremiyorum. Bunun cevabı sende anne iyi düşün der---

            Anne bir hayli düşündükten sonra cevabını bulmuştur. Hemen oğluna anlatır.

            ----Oğlum sen küçüktün süt emiyordun. Bir gün namaza durdum tam o sırada sen ağlamaya başladın. Komşumuz bizde misafirdi seni emzirmeye başladı. Hemen namazdan çıktım Komşuya abdestli olup olmadığını sordum. Abdesti yokmuş. Sen bu sütten birkaç yudum içtin. Bense sizi hiç abdestsiz emzirmedim.---

      Şimdi anlamıştı küçük kardeş melekleri neden göremediğini. Abdestsiz süt…

YORUM EKLE