Vefat eden kişi ile ilgili olarak söylenen 'nasıl bilirsiniz' sözünün dini bir dayanağı var mıdır?

Vefat eden kişi ile ilgili olarak söylenen “nasıl bilirsiniz” sözünün dini bir dayanağı var mıdır?

 

     Sevgili Peygamberimiz bir hadisi şeriflerinde, Müslümanlar arasında iyi intibah bırakmış ve hayırla anılan kimselerin arkasından iyi sözler söylenmesi sebebiyle Allah’ın rahmetine kavuşacakları; kötü intibah bırakan ve kötülüğü ile anılan kişilerin de Allah’ın cezasına çarptırılacakları ifade edilmiştir (Buhari, Cenaiz, 86; Müslim, Cenaiz, 60) Şüphesiz bu, o kişiyi bilip-tanıyan kimselerin şahadetidir.

 

      Buna göre, cenaze namazından önce veya sonra, “Bu kişiyi nasıl bilirsiniz?” şeklindeki soruya, iyi olarak bilinen kişiler için “iyidir” diye şahitlik etmek, kötü olarak bilinen kişiler için de susmak uygun olur. Tanınmayan kimseler için de, “Allah rahmet eylesin” denilmelidir.

 

 

 

Kadın kocasının adak kurbanının etinden yiyebilir mi?

 

      Adak'ın kelime manası, herhangi bir şeyi yapmaya söz vermektir. Dinî kavram olarak adak; Allah’ın rızasını kazanmak ve O'na tazimde bulunmak için, yapılması mecbur olmayan namaz, oruç ve kurban gibi farz ve vacip ibadet cinsinden bir şeyi yapmayı nezretmek suretiyle o ibadeti kişinin kendisine vacip kılmasıdır.

 

      Farz veya vacip ibadet cinsinden adanmış olan bir şeyi yerine getirmek vaciptir. Çünkü adak yapan kimse bu hususta Allah'a söz vermiş demektir. Bu gibi hükümlerin uygulanmasında ise, kadın ve erkek arasında fark yoktur.

 

     Ancak adanan adak kesildiği vakit bu adaktan bazı kimseler yiyemezler. Bunlardan birisi de karı kocadır. Şayet koca adak kurbanı kesecek olursa hanımı bu adağın etinden yiyemez. Aynı şekilde kadı adak kestiğinde bu adağın etinden kocası yiyemez.

 

 

 

Hacca giden kişi insanlardan helallik almak zorunda mı?

 

     Dinimiz, kul haklarına çok önem vermiş ve inananların bu haklara karşı duyarlı ve saygılı olmalarını emretmiştir. Ayrıca kul hakkı ihlalinde, hakkı ihlal edilen affetmedikçe, kimse tarafından affedilemeyeceği de belirtilmiştir. Veda hutbesinde Hz. Peygamber; “Ey insanlar, sizin kanlarınız, mallarınız, (ırzlarınız) kişilikleriniz rabbinize kavuşuncaya kadar birbirinize haramdır (dokunulmazdır).” (Buhârî, Hac, 132) buyurmuştur.

 

     Bir hadisi şerifinde de Rasûlüllah şöyle buyurmuştur: “Kimin yanında kardeşine ait haksız alınmış bir hak varsa, o haksızlıktan dolayı hak sahibiyle helâlleşsin. Gerçek şu ki, kıyamette hiçbir altın ve hiçbir gümüş yoktur. Kardeşinin hakkı için kendi sevaplarından alınmadan evvel, dünyada onunla helâlılaşsın. Ahirette zalimin o hakkı karşılayacak sevapları bulunmazsa, kardeşinin günahlarından alınır da o zalimin üzerine atılır.” (Buhari, Rikâk, 48)

 

     Buna göre hacca giden kişinin yolculuğa başlamazdan önce çevresindekilerle helalleşmesi, haccın adabındandır. Helalleşmeden hacca gitse; helalleşme haccın sıhhatinin şartlarından olmadığı için haccın geçerliliğine zararı olmaz. Ancak hac Allah’ın haklarını affettirir, lakin varsa ve helalleşilmemiş ise o kulun hakkı kalır. Onun için kişi hacca gideceği vakit dost, akraba ve arkadaşlarla helalleşmelidir.

 

 

 

Kaza namazlarına başlamada hangi yaş ölçü alınmalı?

 

     Bir insana namazın farz olması rüşde ermesiyle başlar. Bunun ölçüsü ise erkeklerin ihtilam, kadınların ise aybaşı dediğimiz hayz hallerinin başlamasıdır.

 

      Buna göre hayatının belli bir döneminde namaz kılmayan insanların kaza namazlarında rüşde erme tarihini baz almaları gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

Günün Ayeti

 

Bu dünya hayatına düşkünlük, aldatıcı bir zevkten başka birşey değildir.

 

Al-i İmran 185

 

 

 

Günün Hadisi

 

Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.

 

Tirmizî, İlim, 14.

 

 

 

Günün Sözü

 

“Dün ile bugün arasında bir kavga çıkarsa yarını kaybederiz “

 

Winston Churchill

 

 

 

Günün Duası

 

Allah’ım evimizde ve iş yerimizde huzur ve bereketi daim eyle.

 

 

 

 

 

Bunları biliyor muyuz?

 

Sahabi kime denir?

 

Peygamber Efendimiz zamanında yaşamış, Müslüman olarak Peygamber Efendimizi görmüş ve yine Müslüman olarak vefat etmiş kişiye denir.

 

 

 

GününNüktesi

 

İki dirhem borç…

 

       Hz. Ömer zamanında Îrân fethedilince, çok mal ve ganîmet gelir. Hazret-i Ömer, bütün ganimetleri, askerlere ve fakirlere dağıtır ama kendisi hiçbir şey almaz. Evine gece vakti gelince hanımı;

 

-Niçin bizim için de iki dirhem getirmedin, yemek için, bu gece evde hiç yiyecek yoktur deyince hazret-i Ömer buyurur ki:

 

-Ey hâtun! Allahü teâlânın Ahkâf sûresinin 20. âyet-i kerimesinde meâlen; (Dünyâ hayâtında güzel ni'metleri yiyerek, iyi işlerinizin sevâbını giderdiniz. Onlar ile faydalandınız, yeryüzünde kibirlenip, günâh işlediniz. Bugün şiddetli azâb ile cezâlanacaksınız) buyurduğu kimselerden olmaktan korktum. Ve yine; Allahü teâlânın; (Dünyâya mağrûr olup, aldandılar.), (Sizi dünyâ hayâtı aldatmasın) buyurduğu kimselerden olmaktan korktum.

 

Ayrıca kıyâmet günü, Resûlullah efendimizden uzak kalmaktan korktum. Çünkü Resûlullah efendimiz zaman zaman; (Ey Allahım! Beni fakir olarak yaşat, fakir olarak öldür. Kıyâmet günü fakir olduğum hâlde, fakirler zümresi ile haşreyle) buyururdu.

 

         Hanımına bunları söyledikten sonra, evde hiçbir yiyecek olmadığını anlayan hazret-i Ömer, mescide gider ve orada bulunanlara hitaben;

 

-Ey insanlar, kıyâmet korkusu olmasa idi, bu korktuğunuz işlerden başka işler olurdu. Lâkin, kıyâmet korkusu bizi geri çekti. Nefsimize tâbi olmadık buyurur. Daha sonra da;

 

-Bana iki dirhem kim borç verir. Çünkü evimde bu gece yiyecek bir nesne yoktur der. Eshâb-ı kirâm bunu işitince çok ağlarlar ve içlerinden Abdurrahmân bin Avf hazretleri kalkıp, iki dirhem borç verir.

YORUM EKLE