Veresiye alış veriş yapmanın dinen bir sakıncası var mı?

Veresiye alış veriş yapmanın dinen bir sakıncası  var mı?

 

       Bir malı peşin fiyatına satmak nasıl caiz ve makul ise veresiye fiyatına zamlı satmak da öyle câiz ve makuldür.  Zira veresiye satışta malın karşılığı olan bedel bir kaç ay geciktirilmektedir.  Diğer bir ifade ile uzatılmaktadır. Dolayısıyla vade uzayınca malı satanın bir zararı söz konusu olmaktadır. Bu zararını telafi etmek için malın fiyatını bir miktar yükseltmesinde dinen bir sakınca yoktur.

 

    Ama bunu yaparken iki tarafta peşin fiyata mı yoksa vadeli fiyata mı anlaştıklarını alış veriş esnasında söylemeleri ve bunun üzerinde anlaşmaları gerekir. Şayet böyle olmazsa o zaman bu alış- veriş geçersiz olur.

 

 

 

Dua ederken ellerimizi havaya kaldırmak zorunda mıyız?

 

     Dua ederken Allah’ın rahmeti bizlerin üzerimize yağıyor. Bizlerde bu rahmetten nasiplenmek için dua ederken ellerimizi rahmetin geldiği göklere doğru kaldırıyor daha sonra da bu rahmeti yüzümüze ve bedenimize sürüyoruz.

 

      Nitekim Hz. Peygamber efendimiz Fatihayı okuduktan sonra ellerini mübarek yüzüne sürerdi. Hatta yatıp uzanırken okuduğunda vücuduna sürerdi. Dolayısıyla duada ellerimizi yüzümüze sürmek hem rahmetten nasiplenmeye vesiledir hem de sünnettir.

 

      Ama illaki dua da ellerimizi havaya kaldırmak ya da yüzümüze sürmek zorunda mıyız? Hayır kaldırmak ve sürmek zorunda değiliz. Ama o zamanda güzel olan bir sünnetin sevabından ve uygulamasından uzak kalmış oluyoruz.

 

 

 

Haram bir işi işlemeye niyet edilse ama işlenmese günah yazılır mı?

 

      Kişi bir günaha niyet edip son anda günahı işlemese ona günah yazılmaz. Mesela: İçki içmeye niyet edilip son anda bu günah işlenmese günaha niyet etmekle günah yazılmaz. Bilakis sevap yazılır. Çünkü inanan insanların sevap olarak bilinen güzellikleri yapması halinde ondan yedi yüze kadar sevap yazılır. Günahlar ise yapıldığı zaman bir günah yazılır, düşünüp de günahın kötü olduğu için, haram olduğu için yapılmayınca bir sevap yazılır.    

 

     Nitekim sevgili peygamberimiz bu hususta bir hadisi şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Kul bir hayra niyet ettiğinde bir sevabı var. Onu işlediğinde de bir sevabı var. Aynı şekilde kul bir günaha niyet ettiğinde ve işlediğinde kendisine bir günah yazılır. Ama işlemeye niyet edip sonra bundan vazgeçerse ona günah değil sevap yazılır.” 

 

 

 

Cuma günü camide namaz kılacak yer bulamayan kimse yerde seccadesiz namazı kılması caiz mi?                  

 

       Temiz olan her yerde namaz kılınır. Hz. Peygamber bu hususta şöyle buyurmaktadır. “Yeryüzü bana mescit kılındı.” Dolayısıyla namaz kılarken illaki seccadenin üzerinde namaz kılmak zorunda değiliz. Dağda, bayırda, çimende, temiz toprakta ya da evde temiz bir halının üzerinde… Namaz kılmada hiçbir sakınca yoktur. Yeter ki namaz kılınan mekan temiz olsun, üzerinde bir pislik, necaset olmasın. 

 

      Durum bu olmakla beraber seccadenin üzerinde namaz kılmak daha iyi ve güzeldir. Hele evdeysek seccadenin üzerinde kılmamız daha doğru olur.

 

      Dolayısıyla Cuma günü kalabalıktan cami içinde seccadenin üzerinde namaz kılacak yer bulamayan kimse temiz olmak kaydıyla yerde namaz kılmasında bir sakınca yoktur.

 

 

 

 

 

Günün Ayeti

 

Allah'ın zikri hususunda kalpleri katılaşmış olanların vay haline! İşte bunlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.

 

 

 

Günün Hadisi

 

Kim haksız olduğu bir münakaşayı terk ederse kendisine cennetin kenarında bir ev kurulur. Haklı olduğu bir münâkaşayı terk edene de cennetin ortasında bir ev kurulur."

 

(Tirmizi, Birr 58)

 

 

 

Günün Sözü                          

 

Bilgi kadar zenginlik yoktur. Cehalet kadar yoksulluk yoktur.

 

 

 

Günün Duası

 

Ya rabbi bugün bana cenneti kazandıracak bir hayır nasip eyle.

 

 

 

Bunları biliyor muyuz?

 

Vahiy kâtibi nedir?

 

 Vahiy katipleri, Hz. peygambere inen âyetleri yazanlara denir. İlk vahiy katipliğini Mekke'de Abdullah İbn Sa'd, Medine'de Zeyd ibn Sabit yapmıştır. 40 kadar vahiy katibi vardı.

 

 

 

Günün Nüktesi

 

Her gün insandan istenenler?

 

  İmam Şafii Hazretleri Mısır’da bir sabah namazından sonra evine doğru tefekkür içinde yürürken yaklaşan biri:

 

-Efendi Hazretleri der, derin bir düşünce içinde görüyorum sizi. Zihninizi meşgul eden önemli bir meseleniz mi var yoksa? Hazret-i İmam:

 

- Evet der, her sabah benden istenenleri düşünüyorum da onun için dalgın şekilde yürüyorum.

 

Adam merak eder: Her sabah sizden istenenler mi var?

 

Hazret-i İmam, 'Her sabah benden şu 8 şeyin istendiğini düşünüyorum' diyerek saymaya başlar istenen 8 şeyi. 

 

1-Rabb'im, benden farzlarını istiyor.

 

2- Resulüllah Efendimiz, benden sünnetlerini istiyor.

 

3-Aile ve çocuklarım benden helal nafakalarını istiyor.

 

4-İmanım ve aklım benden Rabb'imin emirlerine uymamı istiyor.

 

5-Nefsim ve şeytan da benden kendilerine tabi olmamı istiyor.

 

6- Yaptığım işleri yazan melekler ise hep sevap yazdırmamı istiyor.

 

7- Her doğan güneş bir gün daha yaşlandığımı hatırlamamı istiyor.

 

8-Her sabah Azrail de kendisine bir gün daha yaklaştığımı düşünmemi istiyor.

 

Hazret-i İmam:

 

- İşte der, her sabah bu istekleri düşünerek yürüyorum bu yollardan. Dalgın görünüşümün sebebi bunları düşünmemdir.

 

Soru sahibi adam bu defa şaşırır da der ki:

 

-Ya imam bunlar sadece sana mı soruluyor, yoksa bana da, tüm insanlara da soruluyor mu her sabah? Hazret-i İmam, tebessüm ederek cevap verir:

 

- Ben kendime her sabah bu soruların sorulduğunu düşünüyorum, belki başkalarına da soruluyordur bu sorular. İstersen kafanı lüzumsuz konulardan temizle de sen de düşün bu soruları! Bakalım sana da soruluyor mu her sabah bunlar?

 

       Düşünceye dalan adam çok geçmeden başını sallayarak cevap verir:

 

-Evet ya İmam der, bu sorular sadece sana değil bana da, hatta her sabah günlük hayatına başlayan herkese sorulan sorulardır. Bu önemli soruların her sabah bana da sorulduğunu düşündürdüğünüz için teşekkür ederim. Meğer biz ne kadar derin gaflet içinde yaşıyormuşuz günlerimizi de haberimiz bile yokmuş?

YORUM EKLE