Deprem gerçeği

Daha önce depreme farkındalık açıklamaları yapan ve konuyla ilgili sergiler açan İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şubesi, deprem gerçeğini tekrar gözler önüne sererek, Adana’daki yapı stoku durumunun acilen tespit edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Deprem gerçeği

Bayram BULUT

ADANA (İLKHABER)-Daha önce depreme farkındalık açıklamaları yapan ve konuyla ilgili sergiler açan İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şubesi, deprem gerçeğini tekrar gözler önüne sererek, Adana’daki yapı stoku durumunun acilen tespit edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Konuyla ilgili açıklama yapan İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Zekeriya Turanbayburt,  deprem gerçeğini ve yapı stoku konusunu tekrar gündeme getirdi. Binaların hangilerinin depreme dayanıklı, hangilerinin güçlendirmeye ihtiyacının olduğunun tespit edilmesi gerektiğini vurgulayan Turanbayburt, “Çarpık bir kentleşme süreci yaşayan Adana’da yapı stokunun durumunun acilen tespit edilmesi gerekmektedir. Şehrimizdeki yapıların olası bir depremde nasıl bir davranış sergileyeceğinin bilinmesi hayati önemdedir. Hangileri depreme dayanıklıdır, hangi yapılar güçlendirmeyle dayanıklı hale getirilebilir, hangileri yıkılıp yeniden yapılmalıdır, tüm bunlar Adanalıların can ve mal güvenliği açısından bilinmesi gereken konulardır. Bu bilgiyi bize yaşanan bir deprem değil, ülke ve kent yöneticilerinin, ilgili meslek odaları ve üniversitelerle birlikte yapacağı bilimsel esaslara dayanan programlı ve kapsamlı bir çalışma vermelidir. İnşaat Mühendisleri Adana Şubesi olarak deprem önlemlerinin alınması konusunda şehrimizde yapılacak çalışmanın içinde her zaman yer alacağımız bilinmelidir.” dedi.

YİRMİ MİLYON YAPI

 

Turanbayburt, Türkiye’de yaklaşık yirmi milyon yapı bulunduğunu, ancak bu yapı stokunun ayrıntılı bir envanterinin çıkarılmadığını kaydetti.  Bilinen, mevcut binaların yüzde 67`sinin ruhsatsız, yüzde 60’ının 20 yaşından büyük olduğunu dile getiren Turan Bayburt, “Bu yapı stokunun önemli bir kısmının olası depreme karşı güvenli olmadığı bilinen bir gerçektir. Kamu yapıları da ifade edilen bu tablo içerisinde yer almaktadır. Hafif hasarla atlatılması gereken depremlerde dahi yapıların kullanılamaz hale gelmesinin, can kayıplarına yol açmasının, mevcut yapılardaki tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor. Hatta ülkemizde yapıların deprem olmadan bile yıkıldığını görüyoruz. Ülke olarak yaşadığımız büyük depremlerin sonuncusu olan 17 Ağustos 1999 depreminden bu yana 20 yıl geçmesine rağmen, her an deprem tehlikesi ile karşı karşıya olan ülkemizde, kısa süreli ve acil olan bazı önlemlerin bile alınmadığı, oy ve rant uğruna var olan risklere yenilerinin eklendiği görülmektedir.” diye konuştu.

İMAR AFFI

Kaçak yapılara ruhsat verildiğini savunan Turanbayburt, “2018 yılında   “imar barışı” adı altında kaçak yapılara af çıktı; 2019 yılında da uzatılarak devam ettirildi. 10 milyar kişi başvurdu, 17,5 milyar para toplandı. Başvurusu yapılan yapıların depreme dayanıklı olup olmadığı araştırılmadan para karşılığı “sağlam” sayılarak yapı kayıt belgeleri verildi.  Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da gerçekleşen deprem, depremlerin her an karşımıza çıkacağını göstermesinin yanı sıra, ülke olarak depreme hazırlıklı olmadığımızı da açıkça gösterdi. Depremin ardından İstanbul halkı büyük panik yaşarken, toplanma alanlarının eksikliği dolayısıyla ana caddelere akın etti. Şurası açıktır ki, insanların depreme dayanıklı yapılarda oturmasını sağlamak devletin asli görevlerindendir. Bunun sağlanması için, bilimsel ve çağdaş bir yerel yönetim anlayışıyla ortaya konmuş bölge ve kent planlarının yapılmış olması gerekir.  Yapı stokunun mevcut durumunun tespit edilmesi sağlıklı bölge ve kent alanlarının yaratılması açısından yapılması gereken görevler arasındadır.” ifadelerini kullandı.

YAPI STOKU

Turanbayburt sözlerini şöyle tamamladı;

“Ülke yapı stokunun olumsuzluğunu, yapı denetim sistemindeki eksikliklerin ceremesini kentte yaşayanlar, özellikle de yoksullar çekmektedir. Ülkeyi ve kenti yönetenlerin görevlerini yerine getirmedikleri konularda hesap sorulması gerekmektedir. Bu noktada, halkın örgütlü olması, deprem konusunda dayanışma içinde olması önem teşkil etmektedir. Çarpık bir kentleşme süreci yaşayan Adana’da yapı stokunun durumunun acilen tespit edilmesi gerekmektedir. Şehrimizdeki yapıların olası bir depremde nasıl bir davranış sergileyeceğinin bilinmesi hayati önemdedir.  

İLKHABER GAZETESİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER