Yemin kefaretinde zengin fakir ayırımı var mı?

Yemin eden kişinin fakir ya da zengin olması neticeyi değiştirmez. Bir yemin edilmiş ise ve bu yemin bozulmuşsa onun kefaretini yerine getirmek gerekir. Bu kefareti yerine getirecek kişinin de fakir ya da zengin olması bir şey değiştirmez. Ancak bu kefaretin bir sıralaması vardır. Kişi gücüne göre o sıralamayı yerine getirecektir.

Yemin kefaretindeki sıralama da şöyledir“köle azad etme, güç yoksa 10 fakiri yedirme yoksa giydirme bu güç de yoksa 3 gün oruç tutmak.”

Eğer yemin eden kişi köle azat etme, on fakiri sabah akşam yedirme ya da giydirme gücüne haiz değilse o zaman yeminine kefaret olarak üç gün oruç tutar.

Kişi gücüne göre bu sıralamaya uyması gerekir.

Kul hakkı müslüman ile gayr-i Müslim arasında bir fark var mı?

İster Müslüman, ister gayr-ı Müslim olsun, başkasının hakkını yemek, gasp etmek vebal ve sorumluluğu çok ağır bir günahtır. Kul hakkı anlamında Müslüman ile Müslüman olmayan insan arasında bir fark yoktur. İster Müslüman’ın, ister gayr-ı Müslim’in olsun, dünyada ödenmeyen veya helallik elde edilmeyen hakkın karşılığı ahirette sorulur.

Bu itibarla; gerek Müslüman, gerek gayr-ı Müslim olsun, bir başkasının üzerimize geçmiş haklarını kendilerine iade etmek, ölmüşlerse, varislerine vermek veya onlarla helalaşmak gerekir. 0 da mümkün değilse Müslüman hakkı için, bir hayır kurumuna tasaddukta bulunmak ve gayr-ı Müslim hakkı için de amme menfaatine olan bir işe sarf etmek suretiyle bu dünyada ödeşme yoluna gidilmelidir.

Tabi kul hakkı sahibine veya mirasçılarına verilmedikçe düşmez. Hayrına vermek ya da amme menfaatine harcamak umulur ki anlayışı ile verilmektedir. Yoksa kul hakkı kesin affedilecek diye değil.

İbadetlerin yapılması veya ihmal edilmesi açısından eşlerin birbirine karşı sorumluluğu var mı?

İslam’a göre herkes yaptıklarından sorumludur. Kimse kimsenin yaptığından sorumlu değildir. Nitekim bu hususta Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurulmaktadır: “Hiç bir günahkar, başkasının günahını çekmez. Eğer yükü ağır gelen kimse onu taşımak için (başkalarını çağırsa) onun yükünden hiç bir şey (alınıp) taşınmaz. Akrabası dahi olsa (kimse onun yükünü taşımaz)” buyrulur (Fatır, 35/18).

Aynı şekilde İslam, her insanın bir iradesi ve seçme hürriyeti bulunduğunu ve bunun sonucu olarak yaptıklarından sorumlu olacağını bildirmiştir. “Her kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür, kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür” (Zilzal, 99/7-8) mealindeki ayet buna delildir.

Buna göre kişi ibadetlerini yerine getirmezse bunun hesabını Allah’a verecektir. Diğer Müslümanlara düşen ise ona nasihat etmek ve telkinlerde (emr-i bi’l- ma’ruf) bulunmaktır. İnsanın emr-i bi’l-ma’rufa en yakınlarından, ailesinden başlaması esastır. Nitekim Hz. Peygamber’e de böyle emredilmiştir. Rabbimiz ona tebliği emrederken, “ (Önce) en yakın akrabanı uyar” buyurmuştur (Şuara, 26/214).

Hadis-i Şerifte de efendimiz: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz sorumlu olduğunuz kişilerden mesulsünüz buyurmaktadır.”

Buna göre karı koca birbirinin ibadetinden sorumlu değildir. Taraflardan birisi bu ibadeti ihmal ederse diğeri ona nasihat eder. Ancak bundan dolayı bir günahı olmaz.

Günün Ayeti

İnsan sabır ve tahammül bakımından zayıf yaratılmıştır.

Nisa, 4/28.

Günün Hadisi

“Temizlik imanın yarısıdır.”  

Müslim, “Tahâret”, 1.

Günün Sözü

Acele şeytan hilesidir sabır ve tedbir Allah lütfüdür.

Hz. Mevlana

Günün Duası

Allah’ım ölülerimizi kabrin azabından, mahşerin sıkıntısından, cehennemin azabından muhafaza eyle ve cennetine al.

Bunları biliyor muyuz?

İbadet-i Maliyye Nedir?

Zekat, sadaka-i fıtr gibi mal ile yapılan ibadetler demektir.

Günün Nüktesi

İnsanı helak eden yedi şey...

Ebû Hüreyre ‘den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

"İnsanı helâke sürükleyen yedi şeyden sakınınız.”

Sahâbîler:

– Yâ Resûlallah! Bu yedi şey nedir? diye sordular.

Hz. Peygambner şöyle buyurdu:

“1- Allah’a şirk koşmak,

  2- Sihir ve büyü yapmak,

  3- Cana kıymak,

  4- Fâiz yemek,

  5- Yetim malı yemek,

  6- Düşmana hücum sırasında harpten kaçmak,

  7- Evli olup hiçbir şeyden haberi olmayan namusuna düşkün Müslüman kadınlara zina isnat etmek.”

Buhârî, "Vasâyâ", 23.

YORUM EKLE