Yıkanmadan gömülen cenazeyi tekrar mezardan çıkarılıp yıkamak gerekir mi?

  Cenazenin yıkanması ve namazının kılınması “farz-ı kifaye’dir. Yani birkaç kişinin bu cenazeyi yıkaması diğer Müslümanlardan bu görevi düşürmektedir.

     Meşru bir mazeret bulunmaksızın cenazenin yıkanmadan defnedilmesi durumunda o çevredeki cenazeden haberdar olan bütün Müslümanlar vebal altında kalmış olurlar.

      Bununla birlikte yıkanmadan defnedilen cenazenin eğer üzerine toprak atılmamışsa çıkartılıp yıkanır. Toprak örtülmüşse, yıkamak maksadıyla mezardan çıkarılmaz

 

 Kazaya kalan namazlar cemaatle kılınabilir mi?

    Namaz belli vakitlerde yerine getirilmesi gereken bir farz olduğu için, bir mazeret olmaksızın tembellik ve ihmal yüzünden namazı vaktinde kılmayan kimse günahkar olur.

     Hz. Peygamber, uyuyakalma ve unutmayı bir mazeret kabul etmiş ve bu iki sebepten biriyle bir namazın vaktinde kılınamaması durumunda, hatırlanıldığı vakit kılınmasını söylemiştir. Nitekim sevgili peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Biriniz uyuyakalır veya unutur da bir namazı vaktinde kılamaz ise, hatırladığı vakit o namazı kılsın; o vakit, kaçırdığı namazın vaktidir” (Buhari, Mevakit, 37.)

    Buna göre kazaya kalmış namazı kaza etmek dini bir görevdir. Bu kazayı da kişi tek başına kılabileceği gibi aynı şekilde cemaatle de kılarak kaza edebilir.  

 

Tuğla, demir, kereste gibi inşaat malzemeleri borç olarak alınıp verilebilir mi?

     Misli olan (taneleri birbirlerinin benzeri olan, birisi diğerinin yerine geçebilen) malların borç olarak verilmesi caizdir. Çünkü bu tür malların kendileri tüketildikten sonra, misillerini iade etmek mümkündür. Tuğla, demir, kereste gibi inşaat malzemeleri de bu kabildendir.     

     Dolayısıyla bu malların borç olarak alınıp verilmeleri caizdir.

 

Evlenmeden yaşamak caiz mi? 

      Eğer bir insan sosyal ve ekonomik şartlarını yerine getirmişse, dinen kabul edilecek sağlık vb. gibi meşru bir mazereti de yoksa evlenmelidir. Kişi eğer fakirse, onun evlenmesine yardım etmek de zengin olan Müslümanların üzerine bir görevdir. Nitekim Allah’u Taela Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurmaktadır: “Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve her şeyi bilendir.” (Nur Suresi: 32)

       Bir kimse, mehir ödeme gücüne, ailesini geçindirecek kadar nafaka temin imkanına sahipse ve zinaya düşme ve haram işleme tehlikesi karşısında bulunuyorsa dinen evlenmesi farzdır. Çünkü insanın iffetini koruması ve nefsini haramdan sakınması gereklidir. Yani harama düşmemek için evlenmek esastır ve haramla yüz yüze gelen birinin başvuracağı tek çare evlenmek olmalıdır. 

      Ancak kişinin evlenme gücü ya da harama düşme korkusu yoksa evlenmemesi mekruh olmakla beraber caizdir.

 

Kadının pantolon ile namaz kılması caiz mi?

         İslam dininde namaz için özel bir kıyafet yoktur. Tesettürü sağlayan teni gösterecek derecede ince, şeffaf ve vücut hatlarını belirtecek derecede dar olmayan her temiz elbise ile namaz kılmak caizdir.

         Bu itibarla dar olmayan pantolon veya herhangi bir elbise ile hanımların namaz kılmasında dinen bir sakınca yoktur. Ancak hanımların, hanımlara mahsus kıyafetleri, erkeklerin de kendilerine mahsus giyim ve kıyafet şekillerini namazda tercih etmeleri daha evladır.

 

 Günün Ayeti

     Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım."

 

Günün Hadisi

Dünya, mü'minin zindanı, kafirin de Cennetidir.

Müslim, Zühd 1.

 

Günün Sözü

Unutma ki! Nefret ve kinin ertesi pişmanlıktır.

Mevlana

 

Günün Duası

Ey kalpleri hâlden hâle çeviren Allah’ım, kalbimi dinin üzere sabit kıl.”

 

 Bunları biliyor muyuz?

Diğergamlık nedir?

        Başkalarınışünmek, onların hukukunu korumak hususunda özverili olmak, başkalarının hukukunu düşünüp, gözetmek hususunda fedakar ve feragat sahibi olmak anlamlarına gelmektedir.

 

Günün Nüktesi

Sana bazı sorularım var?

  Bir zat Hz. Ali'ye gelerek;

 "Sana bazı sorular sormak istiyorum" dedi. Hz. Ali ona;

 "Kırk tane de olsa sor" cevabını verdi. Bunu üzerine şöyle bir soru sordu:

 "Vacip nedir, vacipten daha kuvvetlisi nedir?

Yakın nedir, yakından daha yakını nedir?

Tuhaf nedir, ondan daha tuhafı nedir?

Güç ve çetin şey nedir, ondan daha güç olanı nedir?"

    Bu sorulara karşılık Hz. Ali şöyle cevap verdi:

  "Vacip olan tövbedir, ondan daha kuvvetli vacip günah işlemeyi terk etmektir.

 Yakın olan kıyamettir, ondan daha yakını ölümdür.

Tuhaf olan dünyadır, ondan daha tuhafı dünya sevgisidir.

Zor olan kabir hayatıdır, ondan daha zor olanı kabre azıksız olarak girmektir."

YORUM EKLE