Zekatı ramazan ayının dışında vermek caiz mi?

Zekatı ramazan ayının dışında vermek caiz mi?

       Zekat vermenin belli bir zamanı olmayıp, farz olduğu andan itibaren verilmesi gerekir. Bunun için belli bir ayı veya Ramazanı beklemeye gerek yoktur.

     Yani zekat vermekle yükümlü olanların, yükümlü oldukları andan itibaren en kısa zamanda zekatlarını vermeleri uygun olur. 

      Dinen bu böyle olmakla beraber ramazan ayında hayırlı ibadetlerin sevabı daha fazla olduğu için Müslümanlar zekat ödemeyi bu aya denk getirmektedirler.

 

Harama harcayacağı kesin olan birisine yardım etmek caiz mi?

     Bir günlük yiyeceği bulunan kimsenin dilenmesi dinen haramdır. Sıhhati yerinde olan, çalışacak ve ticaret edebilecek halde olan kimsenin de, yiyecek, içecek veya bunları almak için para istemesi, dilenmesi uygun değildir. Ancak aç veya hasta olanın yiyecek istemesinde bir sakınca yoktur. Fakat parasını harama sarf edene sadaka verilmez. Yani fakir diye dilenci, diye birisine para veriliyorsa o da gidip bu parayla içki içiyorsa, kumar oynuyorsa ona para verilemez.

      Buna göre eli ayağı tutan, çalışabilecek sıhhatte olanın bir günlükte olsa iaşesi olanın dilenmesi dinen uygun değildir.

 

Oruçtan dolayı hayati bir tehlikesi olan kimse orucunu bozabilir mi?

     İslam dini, insan hayatına çok önem vermiş ve bu hayatı korumayı da esas almıştır.  Oruçlu bir kimse açlıktan veya susuzluktan ya da başka bir nedenden dolayı hayati bir tehlike yaşayacak olursa orucunu bozmasında bir sakınca yoktur. Çünkü ciddi bir rahatsızlık ile beden ve ruh sağlığı tehlikeye gireceğinden orucunu bozmasında bir sakınca olmaz.

 

Süt Anne ve Babaya Zekat vermek caiz mi?

            Kişi kendi Usûl ve furûana zekat veremez. Yani kişi, anne, baba, dede ve ninelerle, çocuk ve torunlara zekât veremez. Çünkü kişi bakmakla yükümlü olduğu bu kimselere zekât verecek olsa verdiği zekât dolaylı yoldan kendisine dönmüş olacaktır. Zekât veren, verdiği zekâttan hiçbir maddî menfaat sağlamamalı ve ondan yararlanmamalıdır.

            Kişinin sütannesi ve sütbabası her ne kadar kendisine ebediyyen haram olsa da onlara bakmakla yükümlü olduğu kimselerden olmadığı için onlara zekât verebilir.

 

Birisinden alacağı olan kimse bu alacağının zekatını vermek zorunda mı?

          Geri ödeneceği kesin olan alacakların, her yıl alacaklı tarafından zekatlarının ödenmesi gerekir. Alacak tahsil edilmeden önce zekatı verilmemişse, tahsil edildikten sonra, geçmiş yıllara ait zekatlar da ödenmelidir.           

          İnkar edilen veya geri alınma ihtimali olmayan alacakların her yıl zekatının verilmesi gerekmez. Şayet böyle bir alacak daha sonra ödenirse zekatını öder.

 

Kur’an-ı Kerimi anlamını bilmeden okuduğumuzda sevabınız olur mu?

     Kur'an-ı Kerim Arapça indirilmiştir. Bu dile vakıf olmayanlar da bu yüce kitabı okumak, öğrenmek ve yolunda yürümekle mükelleftir. Dolayısıyla kişi Kur’anı okurken anlamını bilerek okursa tabi ki hayrı daha fazla olur. Aynı şekilde her Müslüman’ın da bu yüce kitabı anlayarak okuması temenni edilir. Ancak her insan bu dile ve bilgiye sahip olamayabilir. Sahip olamadığından dolayı da bu kitabı okumaktan mahrum kalması düşünülemez.

      Kişinin Kur’an-ı Kerim’in anlamını bilmese dahi onu okuması sevaptır. Hatta her bir harfinden dolayı okuduğu için Müslüman’a on sevap yazıldığını sevgili Peygamberimizi müjdelemektedir.

       Müslüman kimse kalplere şifa olan Kur’an-ı Kerimi Arapça orijinalinden okuyamıyorsa da en azından mealini ve tefsirini okuyarak ayetlerinin ne anlama geldiğini öğrenmelidir. 

 

Günün Ayeti

“Sadakalar (zekatlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Tevbe, 9/60.

 

Günün Hadisi

İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve ramazan orucunu tutmak. ”

(Buhârî, "Îmân", 1, 2.)

 

Günün Sözü

Müminin alameti dörttür: Sözü zikir, sükutu fikir, nazarı ibret, ameli hayırdır.

(Ebu Bekir Verrak)

 

Günün Duası

Allah'ım oruçlarımızı ve namazlarımızı affımıza vesile eyle ve bizi Kadir Gecesine ulaştır.

 

Ramazan Kavramları

Furkan Nedir? 

İmanı küfürden, ihlası riyadan, tevhidi şirkten, hakkı bâtıldan, doğruyu eğriden, hayrı şerden, iyiyi kötüden, helalı haramdan, tayyîbi habisten... ayıran ve gerçekleri açıklayan demektir.


Günün Nüktesi

Malı Allah Verir…

    Abbasi Halifesi Mansur, Hz. Ebu Bekr-i Sıddık'ın torunu Abdurrahman bin Kasım'a

''Bana nasihat et'' dedi.

    O da şöyle söyledi:

''Ömer bin Abdülaziz vefat ettiğinde ardında on bir evlat ve on yedi dinar bırakmıştı.

    Beş dinar ile kefenlendi, iki dinar ile kabir yeri satın alındı, kalan paradan da evladından her birine on dokuz dirhem düştü. Hişam bin Abdülmelik de öldüğünde on bir evlat bıraktı, her birine bir milyon dirhem miras bırakmıştı.

    Daha sonra ben Ömer bin Abdülaziz'in evladından bazılarının günde yüz atlıyı kuşandırıp Allah yolunda cihada gittiklerini gördüm. Hişam'ın evladından da dilenenleri gördüm''.

 

Kur’an’da İsmi Geçen Peygamberler:

Hz. Lût

       Kur'an-i Kerimde bildirilen peygamberlerden olan Hz. Lut, Hz. İbrahimin kardeşi Hârân’ın oğludur. İsmi, Kur’ân-ı Kerîm’de yirmi yedi defa zikredilmektedir. Halilullahla birlikte Nemrut’un memleketinden hicret edip Sam'a geldikten sonra Lut gölü yakınındaki Sedum şehri halkına peygamber olarak gönderildi.

      Hz. Lut, İbrahim aleyhisselamla Sam'a hicret ettikten sonra Allah tarafından Lut gölünün güney-batı tarafında bulunan Sedum şehrinin halkına peygamber olarak gönderiliyor. Bu kavim çok azgındı ve erkeklerle münasebeti âdet haline getirerek livata fiilini isliyordu.  Bu fiillerinden dolayı helak oldular. İşte Lût böylesine bedbaht bir kavmi hidayete dâvetle vazifeliydi.

 

Hz. Peygamberin Sahabeleri:

Talha b. Ubeydullah

            Talha, Mekkede doğdu. Cennetle müjdelenen on kişiden biri ve İslâm'a giren ilk sekiz kişiden birisidir.

            İslâm öncesi Mekke’nin önemli tüccarlarından biri olan Talha ticaret için bulunduğu Busrâ’da karşılaştığı bir rahipten Hz. Muhammed’in peygamberliğini öğrenince hemen Mekke’ye döndü ve Hz. Ebû Bekir vasıtasıyla İslâmiyet’i kabul edip ilk müslümanlar arasında yer aldı. Vahiy kâtipliği de yapan Talha hem cennetle müjdelenen on sahâbîden hem de Resûlullah’ın havârisi diye bilinen on iki kişiden biridir.

            Birçok müslüman gibi, Talha b. Ubeydullah da İslam'a girdikten sonra müşriklerin eziyetlerine maruz kalmış, ama yolundan dönmemiştir.

            Ashâbın zenginlerindendi. Zengin olduğu kadar da cömertti. Cömertliği sebebiyle kendisine "el-Fayyâd" denirdi.

 

 

Kutsal Mekanlar:

Makam-ı İbrahim:

 

     İbrâhim'in makâmı demektir. Bununla maksat, Hz. İbrâhim'in Kâ'be'yi inşâ ederken iskele olarak kullandığı veya halkı hacca da'vet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu yerdir.

     Bu yer, Kâbe'nin doğu tarafında, zemzem kuyusu ile Kâbe'nin kapısı arasındadır. Tavaftan sonra kılınan namazın bu makamın arkasında kılınması sünnettir. Buradaki taşta ayak izi vardır. Taş, cam bir fanus içine alınmıştır.

 

 

YORUM EKLE