Zevkine kağıt oynamak caiz mi?

Kağıt ve benzeri haram olan bir oyunu oynamak kumardır ve haramdır. Bu ister ödetmesine oynansın isterse zevkine her ikisi de haramdır. Tabi bu oyun ödetmesine oynandığı zaman günah daha da büyük olur.

Ancak dama, futbol ve benzeri helal olan oyunları oynamakta bir sakınca yoktur. Fakat caiz olan bu oyunların kumara alet edilmemesi, kazananın, kazanma sonucunda oyundan bir menfaat elde etmemesi gerekir.

Kaybeden de maddi bir zarara girmemesi gerekir. Çayına, gazozuna… Oyun oynamak da böyle değerlendirilmelidir.

 

İslam açısından Ticarette bir kar oranı var mı?

İslam’ın ekonomik anlayışında serbest piyasa anlayışı vardır. Bu anlayışta isteyen istediği oranda mal alır ve satar. Bu malı da istediği fiyata alır ve satar. Tabi olağan durumlar için geçerlidir. Ancak olağan üstü dönemlerde deprem, afet, kıtlık… Dönemlerinde devlet gerektiğinde malın hem stokunu, karaborsasını, önlemek hem de kıtlıktan dolayı insanların mağdur duruma düşmemeleri için fiyatlara fıkhi bir tanımla narh koyabilir. Yani fiyatlara sınırlama getirebilir.

Lakin bugünkü piyasa koşulları gibi zamanlarda fiyatlara sınırlama getirilmez. Fiyatlara sınırlandırma getirilmediği gibi aynı zamanda kar oranlarına da bir sınırlandırma getirilmez. Çünkü istenilen bütün temel ihtiyaçlar her yer de var. Günümüzde de serbest rekabet piyasası var. Bir markette ya da iş yerinde satılan malının fiyatını beğenmeyen vatandaş hemen diğer marketten ya da iş yerinden ihtiyacını alabiliyor.

Kıtlık ve karaborsa olmadığından fiyatlara ve kar oranlarına bir oran koyulmaz. Tabi her ne kadar dinen fiyatlara bir oran koyulmasa da Müslüman yakışan başta ticaretinde olmak üzere hayatın her alanında ehli vicdan olmasıdır.

 

Çalışmak üzere bir şehre giden fakat evini oraya taşımayan kimse namazlarını seferi mi yoksa mukim olarak mı kılar?

Bir kişinin doğup büyüdüğü yer veya çalışıp geçimini sağladığı, çoluk çocuğu ile yerleştiği ve sürekli kalmaya niyet ettiği yere vatan-ı aslî denir. Vatan-ı aslî, ancak başka bir yeri vatan-ı aslî edinmekle değişir.

Bir kimsenin doğduğu, evlendiği, içinde yerleşmeye karar verdiği yeri terk etmeyi düşünmeyerek; öğrencilik, işçilik, memurluk ve askerlik gibi sebeplerle uzunca bir zaman oturduğu veya yolculuğa çıkıp en az on beş gün veya daha fazla kalmaya niyet ettiği yerler ise ikamet vatanıdır. İkamet vatanında namazlar mukim olarak kılınır. Bu gibi bir yerde 15 günden az kalacaksa, namazlarını kasr eder.

 

Baba çocuğunun ismini değiştirdiğinde kurban kesmek zorunda mı?

Kişi kendisinin ya da evladının sahip olduğu isimden memnuniyetsizlik duyuyorsa yeni bir isim almasında bir sakınca yoktur. Bunun için ezan okumak, kurban kesmek vs. gibi herhangi bir merasim düzenlemeye de gerek yoktur.

Peygamberimizin, isimlerini değiştirdiği sahabelere bu tür bir merasim yaptırdığı bilinmemektedir. Ancak yine de ezan okumak isterse ya da kurban keserse de sakıncası yoktur.

 

 

Günün Ayeti

De ki: "Rabbim rızkı dilediğine genişletir, dilediğine sıkar. Fakat insanların çoğu bilmezler

 

Günün Hadisi

İnsanların en iyisi, geç kızıp öfkesi çabuk geçendir. En kötüsü de, çabuk kızıp öfkesini geç yenendir.

 

Günün Sözü

Küçük adamlarla büyük işler yapılamaz.

Stuart Mill

 

Günün Duası

Allah’ım bizi bugün mutsuz edecek insanlardan uzak eyle.

 

Bunları Biliyor muyuz?

Kiramen Katibin nedir?

Değerli, dürüst, görevini kusursuz yapan yazıcılar anlamına gelen kirâmen kâtibîn tabiri, insanların hayır ve şer, iyi ve kötü bütün yaptıklarını amel defterlerine kaydedip korumakla görevli meleklerin unvanıdır. Bunlara hafaza melekleri de denir.

 

Günün Nüktesi

Elini uzatan, ayağını uzatamaz

Hidiv İsmail Paşa, Ezher Şeyhini ziyaret eder.

Paşa içeri girince, Şeyh ayağa kalkmadığı gibi, ayağını bile toplamaz.

Biraz sohbet ettikten sonra, Paşa ayrılır.

Şeyhin arkadaşları kendisine çıkışırlar.

-Koca Paşa geldi, sen hiç kımıldamadın, doğru mu?

-Arkadaşlar, bir âlim, asla yalakalık yapmaz, yapmamalıdır…

Bu arada Paşa da Ezher Şeyhine bir ders vermek ister. Bir adamıyla, bir kese altın gönderir. Fakat görevli altınıyla geri döner.

-Altını niçin vermedin?

-Almadı efendim.

-Niçin?

 

-Size selam ve hürmetlerini ve bir de şöyle dememi iletti: “Elini uzatan, ayağını uzatamaz.”

YORUM EKLE