Ekolojik koridorlar kritik rolde: Gediz Deltası için ortak çalışma sürüyor

Gediz Deltası’nın korunması ve İzmir kent planlamasıyla birlikte ele alınması amacıyla yapılan değerlendirmelerde, ekolojik koridorların kent-ekosistem bütünlüğü açısından kritik rolüne dikkat çekildi. Meslek odaları ve akademik kurumların katılımıyla sürdürülen ortak çalışmaların önemi vurgulandı.

Haber Giriş Tarihi: 15.04.2026 12:24
Haber Güncellenme Tarihi: 15.04.2026 12:24

Kentlerin yalnızca yapılaşmış alanlardan ibaret olmadığı, içinde ve çevresinde birçok farklı ekosistemi barındırdığı vurgulanırken, bu ekosistemleri dışlayan değil, onlarla uyum içinde gelişen planlama yaklaşımlarının mümkün olduğu ifade ediliyor. Uzmanlara göre şehirleri doğal alanlara bağlayan ekolojik koridorlar, türlerin hareket edebilmesi, ekosistem bütünlüğünün sürdürülebilmesi ve kentlerin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığının artırılması açısından kritik bir rol üstleniyor.

Bu kapsamda Gediz Deltası’nın doğal yapısının korunması ve İzmir kent bütünlüğü içindeki yerinin ekolojik perspektifle ele alınması amacıyla Doğa Derneği ve TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi temsilcileriyle bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Görüşmede, deltanın korunmasına yönelik süreçlerde meslek odalarının üstlenebileceği rol ile kentsel gelişim baskısı ve doğal habitatların korunması arasındaki dengenin bilimsel temellere dayalı, ekosistem bütünlüğünü gözeten bir planlama yaklaşımıyla nasıl kurulabileceği ele alındı.

İzmir’de faaliyet gösteren akademik ve mesleki kurumların katılımıyla Gediz Deltası’nın korunmasına ve sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği belirtildi.

Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç ise konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Gediz Deltası yalnızca İzmir için değil, tüm Akdeniz havzası için hayati öneme sahip bir ekosistemdir. Bu alanın korunması, kent planlamasının doğayla uyumlu bir anlayışla yeniden ele alınmasını zorunlu kılıyor. Ekolojik koridorların güçlendirilmesi ve deltayı çevreleyen baskıların azaltılması, hem biyolojik çeşitliliğin hem de kentin geleceğinin korunması açısından temel bir gerekliliktir” ifadelerini kullandı.